35. “Orada boş ve yalan söz işitmezler.” Orada ne lağv, ne de kizzab duymayacaklar o mü’minler. Lağv da yok, kizzab da. Lağv kelimesinin birkaç mânâsı vardır: 1. Lağv, bâtıl demektir. Orada, cennette mü’minler bâtıl bir söz, boş bir ses duymayacaklar. Kimse orada bâtıl ve boş söz konuş-mayacak. Dünyada da zaten o mü’minler bâtıl ve boş sözlerin arkasına düşmüyorlardı. 2. Lağv, yemin demektir. Orada mü’minler yemin söz de işitmeyecekler. Kimse bu tür sözleri ağzına almayacak. 3. Ya da lağv sataşmak, kavga etmek demektir. Öyleyse orada kimse kimseye sataşmayacak, kimse kimseyle kavga etmeyecek. Orada mü’minlerin kalplerinde dünyadan getirdikleri birbirleri hakkında uygunsuz düşüncelerin üzerini örtüverecek Rabbimiz. 4. Ya da mânâsı isyan demektir. Allah’a karşı işlenen günah demektir. Orada kimse günah da, isyan da işitmeyecek, hiçbir insanın isyanına şahit olmayacak. Kizzaba ise; 1. Bir kısmı bir kısmını yalanlamaz demektir. 2. Azgınlık ve düşmanlık demektir. 3. Günah demektir. da ki (_«Z[¬4) ya cennette anlamına gelir, cennette bunlar olmayacaktır anlamına veya o içki içim ortamında demektir. Orada içki içilecek ya, dolu kadehler var ya, işte o içki içim sahnelerinde, içki meclislerinde, o kadehlerin kullanım sahnelerinde böyle ne hazımsızlık, ne lüzumsuzluk, ne kötü söz, ne günah, ne bâtıl, ne yemin, ne sataşma, ne isyan hiçbir şey duyulmayacak. Sakın ha bunu dünyadakiler gibi tasavvur etmeyin! Dünyada hep içki âlemleri böyle olur, ama oradakiler böyle değildir deniliyor sanki. Bu sûrenin ilerisinde, Ğâşiye sûresinde cennet modeli daha bir farklı anlatılıyor. Ama maalesef Müslümanlar onu dünyaya taşımaya çalışıyorlar. Yani dünyada cennet bulmaya, cennet görmeye, cennet kucaklamaya çalışıyorlar. Cennetlerini dünyada aramaya, bulmaya veya dünyalarını cennet etmeye çalışıyorlar. Meselâ orada “Üst üste, iç içe odalar vardır” deniyor, Kur’an’daki bu cennet anlatım modellerini duyan adam cenneti dünyaya taşıma adına, ya da dünyasını cennetleştirme adına hemen dubleks mi tribleks mi daireler peşine düşüyor. Veya meselâ Kur’an’-da akıp giden ırmaklardan söz edildiğini duyuyor, adam hep pınar başlarında olmayı hedefliyor. Evinin altından, üstünden pınarlar akıtmayı hedefliyor. Veya meselâ işte bu âyette olduğu gibi cennetin mutena bir yer olduğunu, lağv ve kizzab olmayan, gürültü patırtı olmayan, sövme, sayma, sataşma, dövüş, kavga olmayan çok mutena bir yer olduğunu duyuyorlar ve evlerini, yatırımlarını böyle yerlere yapmaya çalışıyorlar. Aman böyle mutena bir semt olsun. Çoluk çocuk olmasın, vasıta sesi, kavga, gürültü olmasın diyorlar.