26. “Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.” Bırakın yeryüzünde resimlerini, gölgelerini, hayallerini yapıp tapınmaya çalıştığınız bu cansız putları, onların temsilcileri gözüyle baktığınız göklerde nice melekler, nice mübârek kullar vardır ki, Allah kendilerine izin vermedikçe onların şefaatleri bile hiç kimseye bir fayda sağlamaz. Allah izin vermedikçe bu büyük, bu mübârek varlıkların bile şefaat hakları yokken şu veya bu putun, şu veya bu insanın nasıl şefaat yetkisi olabilir? Şefaat yetkisi sadece Allah’a aittir. Şefaat edecekleri belirleme yetkisi de, şefaat edilecekleri belirleme yetkisi de sa-dece Allah’a aittir. Yarın Allah’ın kendilerine şefaat etme yetkisi verdiği salih kulları, kayın peder, kayın valide, bacanak, arkadaş, eş, dost dilediklerine değil, Allah’ın; “şunlara şunlara şefaat edebilirsin” buyurarak karşısına çıkardığı şefaat edilecekler listesinde isimleri yazılı olan kimselere şefaat edebileceklerdir. Öyleyse bu dünyada insanlardan kimilerini yarın şefaat edecekler konumunda görüp Allah’a yapmamız gereken kulluk görevlerimizden bazılarını bu kimselere yapmaya, onların eteğine yapışmaya gerek yoktur. Çünkü onlara yarın gerçekten şefaat etme yetkisi verilmiş olsa bile bize bize şefaat edebilecekleri kesin değildir.