55. “Allah, içinizde inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkâr eden kimseler, işte onlar, artık yoldan çıkmış olanlardır.” Allah sizden iman eden ve sâlih amel işleyenlere, iman eden ve iman kaynaklı bir hayat yaşayanlara, iman eden ve hayatlarını bu imanlarıyla düzenleyenlere vaat etti ki, yeryüzünde onları halifeler, kılacak, egemenler, hakimler kılacak. Onları yeryüzünde yerleştirecek, yeryüzünün hâkimiyetini onlara verecek. Tıpkı kendilerinden öncekilere yeryüzünde hayat hakkı, egemenlik yetkisi, güç ve kuvvet verdiği gibi. Onların dinlerini, yollarını, hayat programlarını, sistemlerini yeryüzüne hakim kılacak. Onlar için razı olduğu, beğenip seçtiği dinlerini de yeryüzünde sabit kılacak, sağlamlaştıracak. Ve şu anda içinde bulundukları korkulu hayatlarını, güvensiz hayatlarını emniyete çevirecek, emin bir duruma getirecek. Artık onlar da Bana kulluk ederler, sadece Beni dinlerler, hayatlarını Benim istediğim şekilde yaşarlar ve Bana hiçbir kimseyi ortak koşmazlar. İşte iman eden ve sâlih ameller işleyen kullarıma vaadim budur der Rabbimiz. Evet Allah’a Allah’ın istediği şekilde iman eden, Allah’ın kitabına, Allah’ın Resullerine Allah’ın istediği gibi iman eden ve bu imanlarını pratikte göstermek üzere sâlih ameller işleyen Müslümanlara kıyâmete kadar Rabbimizin vaadi işte budur. Daha önce böylece inanan ve sâlih ameller işleyen Müslümanlara nasıl bu vaadini gerçekleştirmişse, toplumuna karşı nasıl ki Nuh (a.s)’ı ve beraberindeki bir avuç Müslümanı bu vaadine ulaştırmışsa, Âd kavmine karşı Hûd (a.s) ve beraberindeki bir avuç Müslümanı, Semûd kavmine karşı Sâlih (a.s) ve beraberindeki bir avuç Müslümanı, kavmine karşı İbrahîm (a.s) ve Müslümanları, Lût kavmine karşı Lût (a.s)’ı ve Müslümanları, Şuayb (a.s) ve Müslümanları, Firavunlara karşı Mûsâ (a.s) ve Müslümanları nasıl yeryüzüne egemen bir konuma getirmişse; kesinlikle bilelim ki Rabbimiz aynı şekilde inanan ve sâlih amel işleyen günümüz Müslümanlarını da mutlaka yeryüzüne egemen kılacaktır. Şu anda Müslümanlar bulundukları coğrafyalarda korku içinde bir hayat yaşıyor olsalar da Allah yakında onların korkularını emniyete dönüştürecek, dinlerini, hayat programlarını yeryüzünde sağlamlaştıracaktır. Evet bu Allah’ın vaadidir ve hiç kimse Allah’ın vaadi konusunda şüpheye düşmesin. İşte bu âyetlerin gelişinden kısa bir süre sonra Medine’den Çin seddine kadar, Kafkaslardan Afrika içlerine kadar tüm dünya Mekke’de korku içinde bulunan, Medine’de güvensizmiş gibi yaşayan Müslümanların olmuştur. Ve tüm bu dünyada Allah’ın razı olduğu din, Allah’ın seçip beğendiği hayat programı uygulanır olmuş, insanlar Allah’a ve Resûlüne itaat edip boyun bükmüşler, Allah’ın yasalarını uygulamışlardır. Matematik hesaplarına göre zerre kadar gerçekleşme imkânı, ümidi görülmeyen bir şey Allah’ın vaadinin gerçekleşmesiyle gerçek olmuştur. Bu âyetlerin geldiği dönemde kendileri bile bu kadar büyük bir izzet ve şerefi ummayan Müslümanlar bunları görmüşlerdir. Çok yakında inşallah biz Müslümanlar da tüm korkularımızın bittiğini, Müslümanların egemenliğinde tüm dünyanın emin bir hayata ulaştığımızı göreceğiz. Yeter ki Allah’ın istediği bir imanı, Allah’ın istediği bir teslimiyeti, Allah’ın istediği bir iman hayatını gerçekleştirmiş olalım, Allah vaadinden asla dönmez. Ama bundan sonra, bütün bu âyetlerden, bu müjdelerden, bu uyarılardan sonra kim de kâfir olursa, kim de Allah’ın bunca âyetlerini örtecek, örtbas edecek olursa, kitaptan peygamberden habersiz bir hayat yaşayarak Allah ve Resûlüne karşı gelecek, itaatten çıkacak olursa kesinlikle bilesiniz ki fâsıklar onlardır, dinden, itaatten, kulluktan çıkan, küfür içinde, fısk-ı fücur içinde olanlar da onlardır.