10. “Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O’na güvenirim ve O’na yönelirim.” İşte bu, Allah’ın kâinatta yegâne velî oluşunun ispatıdır. Zira velî olanın hakim, hükmedici, ilim ve hikmet sahibi olması gerekmektedir. Kulları adına onlara danışmadan tek taraflı aldığı kararların tamamında, mutlak isabet sahibi olması gerekmektedir. Kulları adına kararlarını alırken de hiç kimsenin etkisi altında kalmayacak biçimde azîz, güç ve kuvvet sahibi, mutlak hâkimiyet sahibi olması gerekmektedir. Allah’tan başka hiç kimsede bu sıfatlar bulunmadığına göre, velî sadece Allah’tır. Velî, Allah olduğuna göre, elbette velâyeti altındaki kullarının aralarında ihtilâf ettikleri tüm konuları karara bağlayan da, sadece O olmalıdır. Velî, Allah olduğuna göre, ihtilâfları O çözmelidir. O’nun söylediği, her şeyi bitirmeli, her ihtilâfı sonuca erdirmelidir. Velîniz Allah ise, o zaman ihtilâf konularınızın tümünü ona havale etmelisiniz. “Bu konuda ne dersin ya Rabbi? Bu konuda nasıl buyurursun ya Rab-bi?” demeli ve her konuda onun hükmüne müracaat etmelisiniz. O’-nun tarif ettiği konularda da kalplerinizden en ufak bir tereddüt geçirmeden hemen teslim olmalısınız. Değilse, problemlerinizin çözümünde kime müracaat ediyor, kime başvuruyor ve kimin çözüm önerilerini öne alıyorsanız, bilesiniz ki, sizin velîniz Allah değil, o müracaat ettiklerinizdir. Kimileri, insanların yeryüzünde ihtilâf ettikleri konularda Rab-bimizin en son sözü söyleyip bu ihtilâfları bitirmesinin, kıyamette olacağını söylemeye çalışmışlardır. Bunu doğrulayan âyetler vardır ama bu âyetler, bu işin dünyada da olmaması anlamına gelmeyecektir. Çünkü Kur’an, hem dünyada, hem de âhirette ihtilâflar konusunda karar vermeye yetkili, müracaat edilecek tek mercinin Allah olduğunu söyler. Binaenaleyh Allah nasıl din gününün sahibi, din gününün mâli-kiyse, dünya gününün de sahibi ve mâlikidir. Dünyada da Rabbimiz ahsenü’l-hâkimîndir. Âhirette son sözü söyleyip, nasıl ki insanlardan hangilerinin hak yolda, hangilerinin de sapık yolda olduklarını, kimlerin cehenneme yuvarlanması, kimlerin de cennete uçması gerektiği konusunda hükmedecekse, aynen bunun gibi dünyada da hangi yolun hak, hangi yolun bâtıl olacağına O karar verecektir. İnsanlar için neler helâldir, neler haramdır? Hangi hukuk doğru, hangisi bâtıldır? Hangi kıyafet doğru, hangisi yanlıştır? Hangi ekonomi anlayışı doğru, hangisi bâtıldır? Hangi hayat programı cennete, hangisi cehenneme götürür? Bu konularda da hüküm verecek olan Allah’tır. İhtilâf ettiğiniz her konuda hüküm verecek, onu hükme bağlayacak olan Allah’tır ve işte bu Allah benim Rabbimdir. Ben sadece O’na güvenir ve tüm hayatımda O’na dayanırım. Tüm problemlerinde, tüm kararlarımda, tüm hareketlerimde, tüm programlarımda, tüm güçlük ve sıkıntılarımda Rabbime güvenir ve O’na dayanırım. Her konuda O’na müracaat ederim. Tüm hayatımı O’na arz eder, O’nun yap dediklerini yapar, yapma dediklerinden de yüz çeviririm. Tüm hayatımda O’na yönelir, sadece O’na sığınır, tüm işlerimde yardımı O’ndan beklerim. Hidâyeti O’ndan bekler, ihtilâf ve münakaşa konularında O’nun karar vermesini arzu eder, verdiği kararlara da tartışmasız teslim olurum. Tüm problemlerimin çözümünde velîm olarak O’na başvururum. O’na sığınır ve O’na yalvarırım. İşte bu, Allah’ı velî kabul etmektir. Böyle yapan kişi, Allah’ı velî kabul etmiştir. Velâyetinin bir başka ispatını, velî oluşuna bir başka delili de Rabbimiz şöyle anlatır: