Şûrâ Suresine Dön

Şûrâالشورى

11. Ayet

11Şûrâ Suresi

فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجًاۚ يَذْرَؤُ۬كُمْ ف۪يهِۜ لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ

Göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Size kendi nefislerinizden eşler yarattı. Davarlardan da çift çift yarattı. Sizi (bu yolla, dişi ve erkek yaratarak) çoğaltıp yayıyor. Hiçbir şey O’nun benzeri/misli/dengi değildir. O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi gören) El-Basîr’dir.

Dipnot

Vahyin nurundan uzak, zan ve heva üzere kurulu felsefe kaideleri, İslami ilimlere sirayet etmiş ve İslam ümmetinin Allah (cc) tasavvurunu ifsad etmiştir.

“Hiçbir şey O’nun benzeri/misli/dengi değildir.” ayetiyle Allah’ın (cc) birçok sıfatını tevil/tahrif/inkâra kalkışan fırkalar olmuştur. Teşbihten (Allah’ı kullarına benzetmek) kaçalım derken, daha büyük bir itikadi problem olan tahrif ve inkâra düşmüşlerdir.

Allah (cc) hiçbir şeyin kendisine benzemediğini, dengi ve misli olamayacağını bildirdikten sonra, “O işiten ve görendir.” demiştir. Buna binaen, “İnsanda görme sıfatı vardır. Allah da görüyor.” der ve ayeti zahiri üzere alırsak Allah’ı (cc) insana benzetmiş oluruz. Ya da, “Görmek için göze ihtiyaç vardır. Allah da görüyor, dersek dolaylı olarak O’nun organı olduğunu söylemiş oluruz.” yaklaşımı ne denli abes ve gerçekten uzaksa; Allah’ın (cc) Kur’ân ve sahih Sünnet’le sabit olan istiva, el gibi sıfatlarını benzer gerekçelerle ve teşbihten kaçınmak için inkâr etmek de o denli abes ve gerçeklikten uzaktır.

Çünkü Allah’ın (cc) sıfatları, O’nun şanına, azametine, yüceliğine ve benzersizliğine yakışır biçimdedir. Biz O’nun (cc) haber verdiklerine iman eder, akli sorgulamalarla sıfatlarının keyfiyeti hakkında akıl yürütüp inkâra kalkışmayız. Allah’ın (cc) isim ve sıfatları hakkında bk. 3/Âl-i İmran, 181; 7/A’râf, 180; 57/Hadîd, 4

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11. “Göklerin ve yerin yaratanı, size içinizden eşler, çift çift hayvanlar var etmiştir. Bu sûretle, çoğalmanızı sağlamıştır. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.” O Allah ki, gökleri ve yeri daha önce onların örnekleri, benzerleri yokken yaratandır. Sonra kendi cinsinizden yâni Adem oğullarından, insan cinsinden size eşler yaratan, kadın için erkek, erkek için de kadın yaratan, aynı şekilde deve, sığır, koyun, ve keçiden istifade edebilesiniz diye erkek ve dişi türler yaratandır. Onların sizin için çoğalıp üremelerini sağlayan ve aynen onlar gibi sizi de doğum yoluyla çoğaltıp üreten Allah’tır. Eğer Rabbiniz erkek ve dişiyi aynı anda yaratmasaydı, ne doğum, ne üreme, ne de çoğalma olurdu. İşte bütün bunları yaratan Allah’ın benzeri hiçbir şey yoktur. Allah’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde benzeri yoktur. Zatı, sıfatları ve fiilleri konusunda hiçbir şey Allah gibi değildir. Âyet-i kerîmedeki “misl” kelimesinden anlıyoruz ki, mânâ, Allah’ın değil aynısını düşünmek, benzeri bile yoktur demektir. Zâtı konusunda bu böyle olduğu gibi, sıfatları konusunda da böyledir. O’nun sıfatlarına sahip hiç kimse yoktur. Fiilleri konusunda da kimse O’na benzer olamaz. Yâni O’nun yaptıklarını yapacak yoktur. O’nun sıfatlarına sahip olan yoktur. O işitendir, görendir. İşitmek, işittiğine icabet etmek demektir. Allah, çağıranın çağrısını işiten, dua edenin duasını işiten ve onun imdadına yetişen, ona anında icabet edendir. İbadet edenin ibadetini gören ve kulluğunun karşılığını verendir. İşte velî olmanın bir başka şartı da budur. Peki var mı yeryüzünde böyle birileri? Eğer varsa, tamam onları da velî kabul edelim ve onların da koruması altına girmeye, onlara da kulluk yapmaya çalışalım. Böyle birileri yoksa, o zaman sadece Rabbimizi velî bilip onun velîmiz olarak bizim adımıza aldığı kulluk maddelerinin dışına çıkmayalım.