110. “Allah onların geçmişlerini de, geleceklerini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi ise O'nu kuşatamaz.” Çünkü onların önlerini de arkalarını da, önlerinde olanı da, arkalarında bıraktıklarını da bilen Allah’tır. Evet insanların önlerini ar-kalarını, cinslerini, cibilliyetlerini, kalplerini, niyetlerini, amellerini, dosyalarını bilen yalnız Allah’tır. Hiçbir melek, hiçbir peygamber, hiçbir Azîz, hiçbir kimse bunu bilemez. Hiçbir kimse bir başkasının hesabını, amelini, amel defterini, dosyasını bilemez. ben ne bir başkasının bunu bilmesi mümkün değildir. Hiç kimsenin ilmi bunu kuşatamaz. Yâni yarın Rabbim bana şefaat etme yetkisi verse bile ben bilemem ki insanların önlerini, arkalarını. Ben bilemem ki insanların ne tür bir dosyayla Allah’ın huzuruna geldiğini. Ben bilemem ki kimin direk cennete gideceğini, kimin cehenneme uğrayacağını. Çünkü kalpleri, niyetleri, amelleri, bu amellerin önünü arkasını bilen sadece Allah’tır. Onun için ben istediklerime şefaat etmeye kalkarsam zulme-debilirim, hata edebilirim, cennete gitmesi gereken birini cehenneme, cehenneme gitmesi gereken birini cennete postalama çabası içine girebilir ve zulmetmiş olabilirim, haksızlık etmiş olabilirim. Onun için tüm insanları en iyi bilen, amellerini, o amelleri işlemeye iten niyetlerini, yâni insanların önlerini arkalarını en iyi bilen Allah’tır ve ancak Allah bunu belirleme hakkına sahiptir. Çünkü Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. İnsanların yaptıklarının tümünden haberdardır. Allah’ın ne olduğunu, Allah’ın bilgisinin ne olduğunu hiç kimse bilemez.