Tâhâ Suresine Dön

Tâhâطه

114. Ayet

114Tâhâ Suresi

فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰٓى اِلَيْكَ وَحْيُهُۘ وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْمًا

(Mutlak hâkimiyet/egemenlik sahibi, mülkünde dilediği gibi tasarruf eden) El-Melik ve (hak ve hakikatin kaynağı) El-Hak olan Allah yücedir. Kur’ân’ın sana vahyedilişi bitmeden (onu ezberlemek için) acele etme! De ki: “Rabbim, benim ilmimi arttır.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

114. “Gerçek Hükümdar olan Allah Yücedir. Ey Muham-med! Kur’an sana vahy edilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, "Rabbim! İlmimi artır" de.” Hak olan, Melik olan Allah ne yücedir. Evet o müslüman okuduğu kitabın Tâ-Hâ sûresine gelince, bu âyetine gelince bunu da okur, bunu da öğrenir ve tüm dünyaya bunu ilân eder. Ulûhiyet ve rubûbiyetine Hak olan Allah, göklerin ve yerin mülkünün sahibi olan Allah ne yücedir. İşte görüyoruz, yeryüzünün tüm coğrafyalarında, tüm iklimlerinde müslümanlar aynı gerçeği haykırıyorlar. Dilleri farklı da olsa, coğrafyaları farklı da olsa tüm müslümanlar aynı şeye inanıyorlar, aynı şeyi haykırıyorlar. Arapça bilenler de, sonradan öğrenenler de, Arap bir babadan-anadan doğanlar da, Arap olmayan ana-babadan doğanlar da, bütün müslümanlar bilirler ki en büyük Hak Allah’tır. Allah’ın şanı, şerefi üstündür ve yücedir. Şimdi sizler de bu Kur’an ile karşı karşıya mısınız? Öyleyse dün sen ey bu kitabın muhatabı olan Muhammed (a.s) ve bugün sen ey müslüman: Sana vahiy tamamlanıncaya kadar Kur’an konusunda acele etme. Bu ilk gelen sûrelerde birkaç defa geçti. Cebrâil Rabb’inden vahiy getirecek, Rasûlullah efendimiz Onu acele öğrenmek, ezberlemek için nötr vaziyetini bozacak, dilini hareket ettirmeye çalışacak, bir çabanın, bir uğraşın içine girecek ve Rabbimiz de onu uyararak buyuracak ki sen hiç acele etme. Yavaş yavaş. Sen sadece de ki Rabbim benim ilmimi artır. Biz de böyle diyeceğiz ve Kur’an’da acele etmeyeceğiz. Kesinlikle bilelim ki Kur’an’a baskın çıkamayız. Yaşanmasında da, öğrenmesinde de, okunmasında da biz Ona baskın çıkamayız, O bize baskın çıkar. Hakkından gelemeyiz. Öyleyse acele etmeyeceğiz. Haftada on âyet programlayaca-ğız. Haftada on hadis belirleyeceğiz. Bu on âyeti ve hadisi iyice öğrenip belleğimize yerleştireceğiz. Aklımıza, kalbimize, gözümüze, ku-lağımıza iyice yerleştireceğiz. Her gün ve gece bu âyetleri ve hadisleri gündeme getireceğiz. Evimizde, çarşıda pazarda, dostumuza düş-manımıza, kadına erkeğe, gence ihtiyara, müslümana kâfire kim olursa olsun, kiminle karşılaşırsak bu on âyet ve hadisle o haftamızı değerlendireceğiz. Öteki hafta bir başka on âyet ve hadise geçelim. Böyle devam ede ede göreceksiniz ki Kur’an size hakim olmuş, siz de Kur’an ile düşünmeye, Kur’an ile konuşmaya başlamış-sınız demektir. Gece-gündüz Allah’ın sözcülüğünü yapma şerefiyle şereflenmiş olacaksınız Allah’ın izniyle. Bir ömür boyu bir tek insanın senin elinle hidayete ulaşması bilesin ki dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlıdır. Evet ağır ağır başla bu işe. Ve sürekli de ki ya Rabbi benim ilmimi artır. Sakın ha ben ihtiyarladım, benim işim çok, ben bunu beceremem deme. Ben bilmiyorum deme. Sen bilirsin, bilmek zorundasın. Çünkü sen sana lazım olmayan çok gereksiz şeyleri biliyorsun. Çok lüzumsuz şeyleri okuyor ve dinliyorsun. Halbuki sen de biliyorsun ki Allah’tan, Allah’ın kitabından, Allah’ın haberlerinden daha önemli, daha gerekli hiçbir şey yoktur.