115. “Andolsun ki daha önce Adem'e ahit vermiştik, fakat unuttu; onu azimli bulmadık.” Adem (a.s) in kıssası bizim kıssamızdır, insanlığın kıssasıdır. Bizim insan olarak yeryüzünde varlığımızın başlangıç noktası. Adem’in dostları ve düşmanları anlatılacak. Adem’in dostları insanlığın dostlarıdır, düşmanları da yine insanlığın düşmanlarıdır. Burada anlatılacak olan, Bakara’da, A’râf’ta, Hicr’de, Kehf’te gündeme getirilen atamızın varlık kıssası bizim kulluğumuzun bir anlatımı olacaktır. Biz Rabbimizin kuluyuz. Bizim yaratılışımızda, bu dünyaya gelişimizde yaratıcı olarak Allah vardır. Bizim geçmişimiz de, geleceğimiz de Allah kontrolü altındadır. İşte burada anlatılacak ve başka hiçbir yerden, başka hiçbir kaynaktan öğrenme imkânımız olmayan bu gaybı konuda, hayatın başlangıç noktasında Adem, Havva, melekler ve iblisi karşımızda bulacağız. Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği, bilemediği, bilmesinin mümkün olmadığı bir bilgiyle karşı karşıya geleceğiz. Adem, yâni varlığın başlangıcı, yâni sen, ben. Kur’an’da nerede bir Adem sözü görürseniz anlayın ki o sensin, sizsiniz. Nerede Nuh, Hûd, Mûsâ, İsrâil oğulları ifadesini görmüşsen kendini bilmek zorundasın. O sensin. Ya eyühennas, ya eyyühelleziyne amenu denince karşıda kendinin olduğunu bil. Değilse binlerce yıl önce olup biten bir konunun bu kitapta gündeme getirilmesinin hikmeti ne ola ki? Öyle değil mi? Hani şu anda Adem yok. cennete girip çıkan da yok. Şimdi sen varsın. Cennete girip çıkan, Şeytanla kavgasını sürdüren sensin. Şu anda cennet ve cehenneme ayağı kayan, imtihan salonunu işgal eden sensin. O zaman burada gündeme getirilen atan Adem’de kendini bulmak zorundasın.