Tâhâ Suresine Dön

Tâhâطه

123. Ayet

123Tâhâ Suresi

قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَم۪يعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقٰى

Dedi ki: “Oradan birbirinize düşman olarak hep beraber (yeryüzüne) inin. Benden size bir hidayet gelecek. Kim de benim hidayetime uyarsa, o sapmayacak ve bedbaht olmayacaktır.”

Dipnot

Allah’ın (cc) bu buyruğunu içeren benzer ayet için bk. 2/Bakara, 38

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

123. “Onlara şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur.” Haydi ikiniz de inin. Ey Adem ve Havva haydi ikiniz birden dünyaya inin. Bakarada ve başka yerlerde de Rabbimiz çoğul kul-lanır. “İhbitu” Hepiniz inin şeklinde. Ama burada tesniye kullanılmış. Tabii hem o ikisi, hem de onların zürriyetleri olan insanlık da iniyordu onlarla birlikte. İşte bu andan itibaren yeryüzünde Allah’a isyanın temsilcisi olan İblis’le, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olan insan arasında kıyâmete kadar sürecek bir düşmanlık başlıyordu. Evet o andan itibaren bu düşmanların birlikte yaşamak zorunda oldukları bir savaş alanı oluyordu dünya. Adem, Havva, çocukları ve İblis. Adem ve Havva İblise, İblis de onlara düşman. Adem ve Havva’nın çocukları İblise düşman, İblis de onların amansız düşmanı. İblise düşman olan Adem ve Havva Allah’la barışık, Adem ve Havva’ya düşman olan İblis Allah’a düşman. Allah’ın düşmanı olan İblis bizim de düşmanımız. İşte bizler bu dünyada Rabbimizin düşmanını düşman bilerek, Rabbimizin dostlarını da dost bilerek bir hayat yaşayacağız ve sonunda İblise düşman ve Allah’la barışık olarak ölmeyi becereceğiz. İşte hedefimiz bu olacak. Bu savaşta safımızı iyi belirleyeceğiz. Bu savaş imanla küfür, hak ile bâtıl, hidâyetle dalâlet arasında devam edecek bir savaştır. Ve anlıyoruz ki artık hiçbir zaman İblis bizimle asla barış masasına oturmayacaktır. Hiçbir zaman bizimle sulha yanaşmayacak ve sürekli bizi yoklayacak, zayıf anımızı bulmaya çalışacaktır. Öyleyse yeryüzünde mutlaka iki cephe, iki kutup olacaktır. İman cephesi, küfür cephesi, secdeliler cephesi, secdesizler cep-hesi, Adem’in cephesi, şeytanın cephesi. Bu iki cephe arasında kı-yamete kadar düşmanlık devam edecektir. Şeytan ve taraftarlarıyla, şeytani güçlerle savaşımız kıyâmete kadar sürecektir. Bakıyoruz ki şu anda dünya siyasetine hakim olan şeytani güçler sürekli savaşı kö-rüklüyorlar. Her toplantıda barıştan söz edilir, ama bir türlü barış ger-çekleşmez. Barıştan bahsedenler hep müslüman kanı akıtmaktan ya-nadırlar. Barış sözleri bile müslümanları yok etme planlarıdır. Hayır hayır müslümanlar bu sözlere aldanmamalıdır. Rabbimiz buyuruyor ki siz silahlarınızı terk etseniz bile onlar asla sizin varlığınıza tahammül etmeyecekler ve kıyâmete kadar bu savaşı sürdüreceklerdir. Bunların sizin karşınızda barış havarisi kesilmelerine sakın aldanmayın ey müslümanlar. O halda sizler de hakkın savaşını vermeye, hak adına ve hak safında onlarla karşılaşmaya hazır olun diyor Rabbimiz. Evet bir tarafta kendi cinsinden olan İblisin taraftarları, İblisin zürriyeti düşmanımızdır, öbür taraftan da kıyâmete kadar İblise uşaklık eden iki ayaklı İblis yanlılarıyla savaşımız sürecektir. Bazen kendi başımıza, tıpkı atamız Ademle anamız Havva gibi veya Firavunun sarayında tek başına kavgasını sürdüren bir Asiye anamız gibi veya tek başına Nemrut ve toplumuyla savaşını sürdüren İbrahîm babamız gibi veya önceki âyetlerde anlatılan Şeytan ve onun dostu Firavun karşısında Mûsâ ve Harun (a.s) lar gibi Sadece Allah’a güvenerek, sadece vahye kulak vererek bu savaşımızı sürdüreceğiz ve Allah’ın izniyle bizler de onlar gibi galip geleceğimizi asla unutmayacağız. Öyleyse bu âyetlerle bizden istenen; iman cephesinde, Adem cephesinde yerimizi almak, safımızı iyi belirlemek Allah’ın düşman-larını düşman bilmek, dostlarını dost bilip hayatımızın sonuna kadar böyle bir şuurla yaşamaktır. Hayatımızın sonuna kadar şeytanla ve şeytan taraftarları Allah düşmanlarıyla savaşta olduğumuzu unutmamaktır. Bu dünyada geçici bir geçimlik için ve imtihan için bulunduğumuzu unutmamak ve sonunda hesap vermek üzere gideceğimiz âhireti bir an bile hatırımızdan çıkarmamaktır. Rabbimizin bize bu konuda, her konuda yol gösteren vahyinden, kitabından uzak kalmamaktır. Bakın Rabbimiz diyor ki: Ey Adem ve ey Havva. Ey Adem ve Havva çocukları. Ey tüm insanlık. Ey kullarım, indiğiniz o dünyada, yaşadığınız o hayatta benden size hidâyet, yol gösteri, hayat programı gelecektir. Benden size vahiy gelecektir, kitap gelecektir. Benden size elçiler, mihmandarlar, yol göstericiler gelecektir. Benden size Nuh gelecek, Hûd gelecek, Sâlih gelecek, İbrahîm gelecek, Mûsâ, Îsâ gelecek, Muhammed (a.s) gelecektir. Kim benim hidâyetime tabi olursa, kim Benim kitaplarıma, kim Benim elçilerime tabi olur, hayatını onlar kaynaklı yaşarsa onlar asla ne sapıtırlar, ne de şaki olup sıkıntı içine düşerler. Ne yollarını kaybederler, ne de bu hayatta bir sıkıntı içine düşerler. Kitabıma, vahyime, elçime tabi olanlar asla mutsuz olmazlar, asla bedbaht olmazlar. Benimle barışık bir hayat, elçilerim ve kitaplarımla tanışık bir hayat asla mutsuzluk ve huzursuzluk getirmeyecektir. Değilse siz bilirsiniz. Eğer Benim vahyimden uzak, elçilerime küskün bir hayatın insanı olursanız, Bana düşman Şeytanlara dost olursanız o zaman işte size önceki âyetlerimde anlattığım gibi tufanınızı, belânızı bekleyin. Kan gölüne dönmüş bir dünyayı bekleyin. müslüman oldunuz mu, Bana teslim oldunuz mu dünyanız da güzel olur, âhiretiniz de. Siz yeter ki Benden gelen vahye teslim olun. Varsın tüm dünya küfür içinde, şirk içinde birbirini yesin. Siz yeter ki Bana dost olun, varsın tüm dünya size düşman olsun. Siz Benimle barışıksanız dünyanız güzel olacaktır, asla size bir sıkıntı, bir mutsuzluk göstermeyeceğim. Benimle beraber olanın kalbi de huzurludur, ailesi de mutludur, hayatı da düzgün olacaktır diyor Rabbimiz. Ama: