43,44. “Firavuna gidin, doğrusu o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.” Ey Mûsâ ve ey Harun, ikiniz birlikte Firavuna gidin, çünkü az-mış, tâğutluk yoluna girmiştir. Evet her ikisine birden bir emir verilir. Gidin, o azgınlaşmış, haddi aşar olmuştur. Ona gidin ve yumuşak söz söyleyin. Hak söz söyleyin. Doğru söz söyleyin ama bunu yumuşak bir tarzla söyleyin. Çünkü o zaman belki O nasihatten faydalanır, belki aklını başına alır da kurtulanlardan olur. Evet iki şerefli Allah elçisi bir şerefsizin ayağına gönderiliyor. Öyleyse bizler de şu anda böyle şerefsizlerin ayağına gitmek zorundayız. Gideceğiz bizler de çağdaş Firavunlara. Ama şu iki şeyi unutmayacağız. 1: Allah adına gideceğiz, Allah’ın âyetleriyle gideceğiz. 2: Onlara kavl-i leyyin söz söyleyeceğiz. Hak söz söyleye-ceğiz, İslâm sözü söyleyeceğiz ama yumuşak söyleyeceğiz. Onları kırıp dökmeyeceğiz. Birinciye bir daha dikkat çekeyim. Gittiğimiz yere Allah’ın âyetleriyle gideceğiz. Elimizde kitapla gideceğiz. Konuşacaklarımız kitaptan olacak. Konuşmalarımızı kitapla destekleyeceğiz. Kendi plan ve projelerimizle, kendi fikirlerimizle gitmeyeceğiz. Böyle yaparsak, onları Allah’la, Allah’ın âyetleriyle karşı karşıya getirebilirsek kesinlikle bilelim ki karşımızdaki Firavun bile olsa erimek zorunda kalacaktır. Allah’tan bu emri alan Mûsâ ve Harun dediler ki: