45. “Mûsâ ve kardeşi: "Rabbimiz! Onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız" dediler.” İkisi dediler ki, Rabbim Onun bize azgınlık yapmasından, kö-tülük yapmasından, zulmetmesinden korkuyoruz. Zaten bu Firavun bizim neslimizi yok etmiş, bizim ailemize olmadık zulümleri, işken-celeri reva görmüş, toplumumuzu köleleştirmiş, ailemize dünyasını zindan etmiş yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş bir zalimdir O. Onun için biz korkuyoruz Ondan. Bizi dinlemeyeceğinden, bizi kale almayacağından, bize değer vermeyeceğinden korkuyoruz. Bu durumda biz ne yapalım ya Rabbi? Elimizden ne gelir? diyerek her ikisi de korkmaya, korkularını izhâr etmeye başladılar. Tabii korkmaya da hakları vardı. İkisi de köle bir toplumun, yıllar yılı ezilmiş, her şeylerini kaybetmiş bir toplumun üyesiydiler. Ve şimdi böyle hiç bir yardımcıları, hiçbir güçleri ve destekleri olmayan iki garip insanın O zalimin sarayına girmeleri bile imkânsız. Düşünebiliyor musunuz? O kadar askeri, o kadar muhafızı atlatıp saraya gi-recekler ve onları İslâm’a, Allah’a kulluğa dâvet edecekler. Bunun zorluğunu bildikleri için Allah’a iltica ediyorlar. Rabbimiz buyuruyor ki bakın: