Tâhâ Suresine Dön

Tâhâطه

46. Ayet

46Tâhâ Suresi

قَالَ لَا تَخَافَٓا اِنَّن۪ي مَعَكُمَٓا اَسْمَعُ وَاَرٰى

Buyurmuştu ki: “Korkmayın! Hiç kuşkusuz ben, sizinle beraberim; işitiyor ve görüyorum.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

46,48. “Allah: "Korkmayın, Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabb’inin elçileriyiz. İsrâil oğullarını bizimle beraber gönder, onlara azap etme; Rabb’inden sana bir mûcize getirdik; selâm, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahiy olundu.” Evet işte Allah desteği. Korkmayın, çekinmeyin Ben sizinle beraberim. Ben sizi görüyorum, sizi işitiyorum, siz yolunuza devam edin Ben sizin desteğinizdeyim, arkanızdayım. Allahu Ekber! Allahu Ekber! Bunu duyan bir insan artık korkar mı? Allah desteğinde olan bir insan artık neden? Kimden çekinecek de? Korkmayacaklar, ürkmeyecekler, emin bir şekilde saraya girecekler, Firavunun karşısına dikilecekler ve her şeyin, herkesin sahibinin yardımıyla yeryüzünün en güçlü, en zalim insanını devirecekler. Gidin Ona ve deyin ki: Firavun, biz senin Rabb’inin elçileriyiz. Biz senin Rabb’in adına geliyoruz. Bizi sana görevlendiren, bizi sana ve toplumuna gönderen Rabb’indir. Biz kendi kendimize gelmedik, söyleyeceklerimiz kendimizden değildir. Kendi fikirlerimizle, kendi planlarımızla gelmedik sana. Biz Allah’ın elçileriyiz. Şu köleleştirdiğin, şu ırzlarını, namuslarını kullandığın, şu alın terlerini istismar ettiğin, şu kanlarını emdiğin İsrâil oğullarını bize ver, artık onlar kölelikten, sömürülmekten kurtulup özgür olsunlar. Çek artık şu gariban müslümanlardan elini. İn artık onların sırtından. Bitsin artık onlara yaptığın zulümler. Yeter artık kanlarını emdiğin. Yeter artık onları soyup soğana çevirdiğin. Eğer sen kendin müslüman olmazsan bile, zalimliğine, azgın-lığına, kan içiciliğine, tâğutluğuna, Allah’la savaşına devam edeceksen bile, şu müslümanları serbest bırak ta onlar kendi hayatlarını yaşasınlar. Bırak onları kendi inandıkları gibi yaşasınlar. Vazgeç bu garibanları kullanmaktan. Vazgeç bu garibanları Allah’a kulluktan ko-parıp kendi yasalarına kulluğa zorlamaktan. Bırakıver yakalarını da istedikleri gibi inansınlar, istedikleri gibi giyinsinler, istedikleri gibi davransınlar. Onlara azap etmekten elini çek deyin. Bizler Allah’ın elçileri olarak sana Rabb’inden bir âyetle geldik. Sana Rabb’inin âyetlerini getirdik. Selâm, selâmetlik, esenlik, kurtuluş hidâyete tabi olanların üzerine olsun deyin. Yine Ona deyin ki, bize Rabbimizden vahiy olundu ki azap yalanlayan, yalan sayan, yok farz eden, kaale almayan ve tevella yapan, Allah’tan yüz çeviren, Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın elçileriyle ilgilenmeyen kimselerdir. Böyle davrananlar Allah’ın azabını beklesin diye vahiy olundu bize. Gidin ve böylece söyleyin Ona. Siz Benim dediğim gibi yapın, benim dediğim gibi söyleyin, gerisini düşünmeyin, gerisini siz Bana bırakın. Gerçekten de büyük bir cesaret isteyen bir göreve sevk ediyordu Rabbimiz onları. Yâni herkesin, her babayiğidin harcı değildi bu iş. Firavun çok güçlüydü, ama Allah Ondan daha güçlüydü. Firavunun askerleri, orduları vardı ama onlar da Allah desteğini almışlardı. Gidecekler ve ülkesinde Rab’lik iddiasında bulunan, İlâhlık iddiasında bulunan, herkesi önünde secde ettiren, herkesi kendi yasalarına itaat ettiren, herkesi kendisi gibi inanmaya, kendisi gibi düşünmeye, kendisi gibi yaşamaya boyun büktürmüş bir zalime biz senin Rabb’inin elçileriyiz, biz Ondan ve Onun adına geliyoruz diyecekler, Onu İslâm’a çağıracaklar, tâğutluğundan vazgeç diyecekler, değilse sen bilirsin, eğer iman etmezsen Allah’ın azabını bekle diyecekler. Selâm hidâyete tabi olanlara, azap ta zalimlere diyecekler. Yaşasın senin gibi zalimlere, despotlara azap diyecekler. Evet diyecekler ki ona, ey Firavun, şu müslümanların yaka-sından elini çek diyecekler. Yeter onlara kan kusturduğun diyecekler. Yeter onları yakın takibe alıp sorguladığın, fişlediğin diyecekler. Çekil kenara ve vazgeç bu garibanlara tasalluttan diyecekler. Çekil kenara ve kendi hayatını yaşa diyecekler. Bırak bu beyazıyla, siyahıyla üzerlerine egemenlik kurup yok ettiğin müslümanları diyecekler. Allah’ın kutu elçilerinin Allah desteğinde ellerini kollarını sallaya sallaya saraya girişleri, Firavunla karşılaşmaları, Firavunun karşına dikilmeleri kitabımızın başka sûrelerinde anlatılır. Bakın konuşmaları başladı bile. Onların bu tekliflerini duyan Firavun onlara diyor ki bakın: