52,53. “”Mûsâ: "Onların bilgisi Rabb’imin katında yazılıdır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz. Sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O'dur. "Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik.” Onu Rabbim bilir. Onun bilgisi her şeyi bilen Rabb’imin yanın-dadır. Şüphesiz ki Rabbim şaşırmaz, yanılmaz. Bilgi Ondandır, bilginin kaynağı Odur. Mûsâ (a.s) Firavuna şöyle diyerek cevap vermez: Ey Firavun sen yanılıyorsun, sen bunu bilmiyorsun. Bak ilk çağlarda Adem, Nuh, Hûd, Sâlih vardı. Allah onları kendi toplumlarına peygamber olarak göndermişti. Onların toplumları peygamberlerine karşı şöyle şöyle davrandılar, Allah’ın elçilerini dinlemediler, Allah’la ve elçileriyle savaşa tutuştular da Allah da onların tümünü helâk etti demiyor da onu Allah bilir diye cevap veriyor. Çünkü öyle deseydi o zaman Firavun di-yecekti ki hayır bunları sen kendin uyduruyorsun. Bunu çok iyi bilen peygamber anlatacağını Allah’a râci olarak ortaya koyuyordu. Öyle bir cevap veriyor ki Allah’ın elçisi, karşısındaki ne diyeceğini şaşırıyor. Bakın dedi ki, o sözünü ettiğin ilk çağların bilgisi, tarihin bilgisi ve yorumu Allah’a aittir. O bilgi Rabb’imin yanında bir kitaptadır. O Rabbim ki ne yanılır, ne de unutur diyerek karşısındakini direk Allah-la, Allah bilgisiyle karşı karşıya getiriyor. Taa ki reddedecekse Allah’ı reddetsin, kabul edecekse Allah’ı kabul etsin. Evet o ilk çağların bilgisi Rabb’imin yanındadır. Bu sualin cevabı Kasas’da şöyle veriliyor: Gerçekten biz o ilk çağlarda senin gibi küfürde direnenleri helâk ettik deniyor. O, sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indirendir. Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik. İşte tarihin bilgisi tarihin sahibi olan, zamanın sahibi olan böyle bir Allah yanındadır.