61. “Mûsâ onlara: "Size yazıklar olsun! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azapla yok eder. Allah'a iftira eden hüsrana uğrar" dedi.” Yazıklar olsun size ey sihirbazlar. Allah’a karşı yalan uydur-mayın. Allah’a iftira etmeyin. Allah hakkında yalan söylemeyin. Al-lah-a ait olan yetkileri şu adama vermeyin. Değilse bilesiniz ki Allah göndereceği bir azapla sizin kökünüzü kurutur. Allah’a iftira edenlerin so-nu mutlak felâkettir. Bunu bile bile Allah’a karşı şu zalimi savunma-yın. Sizler de biliyorsunuz ki şu Firavun Allah kullarından bir kuldur. Kulu Allah yerine koymayın dedi. Mûsâ (a.s) nın bu son derece açık ve net sözleri karşısında si-hirbazlar etkilenip temellerinden sarsıldılar. Karşılarındaki insanın ne olduğunu? Neye çağırdığını? Kendilerinin ne olduklarını? Kime hizmet ettiklerini? Ne adına orada bulunduklarını? çok iyi biliyorlardı. Tüm çabaları, tüm kaygıları bir Allah düşmanından aparacakları üç beş kuruşluk bir dünya menfaatinden başka bir şey değildi. İşte bunun için Allah elçisinin karşısındaydılar. İşte bunun için Firavunun yanındaydılar. İşte bunun için Allah kullarını Firavuna ve Firavun sistemine itaate çağırıyorlardı. İşte bunun için Allah’la ve elçileriyle savaşa tutuşuyorlardı. Tüm dertleri buydu. Kendi konumlarını çok iyi bil-dikleri için Allah elçisi Hz. Mûsâ’nın bu hak uyarısı karşısında sarsıldılar, irkildiler. Ve hemen kendi aralarında bir durum değerlendirmesi yaptılar.