Tâhâ Suresine Dön

Tâhâطه

69. Ayet

69Tâhâ Suresi

وَاَلْقِ مَا ف۪ي يَم۪ينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُواۜ اِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍۜ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ اَتٰى

“At sağ elindekini! Onların yaptıklarını yutacaktır. Onların yaptığı yalnızca bir büyücü hilesidir. Ve büyücü ne yaparsa yapsın, kurtuluşa eremez/başarılı olamaz.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

69. “Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun, yaptıkları sadece sihirbaz düzenidir. Sihirbaz nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz.” Sağ elindekini atıver. Sağ elindeki asanı at da onların ortaya attıkları sihirlerini yalayıp yutsun. At asanı da onların sihirlerinin defterini dürsün. Çünkü onların yaptıklarının gerçekle bir ilgisi yoktur. Onların yaptıkları bir sihirbaz düzeninden başka bir şey değildir. Bu hayallerle sadece göz boyamadan başka bir şey yapmıyorlar onlar. Sihirbaz nereden gelirse gelsin, ne yaparsa yapsın asla başarıya ulaşa-maz. Allah yolunun yolcusuna hemen Allah desteği, Allah yol gösterisi, Allah vahyi ulaşıyor. Mûsâ (a.s) nın imdadına Allah vahyi yetişiyor. Onlar sihirbazdı. Siyahı beyaz, beyazı siyah gösteren, hakkı bâtıl, bâtılı hak gösteren, Mûsâ’yı Firavun, Firavunu Mûsâ gösteren, hakikati yalan, yalanı hakikat gösteren, adâleti zulüm, zulmü adâlet gösteren, özgürlüğü kölelik, köleliği özgürlük gösteren, Allah’ın sistemi, Allah’ın hayat programı olan İslâm’ı kötü, kulların sistemlerini iyi, Allah’ı bilgisiz, Firavunları âlim gösteren bir sistemin paralı aktörleridir onlar. Ve anlıyoruz ki sihirleriyle, medyalarıyla, basın ve yayın or-ganlarıyla herkesin gözünü korkutan, hayalleri gerçekmiş gibi insan-lara yutturmaya çalışan bu sihirbazlar karşısında da sadece vahiyle durulabilecektir. Ve yine şunu da anladık ki bu sihirbazların kurduğu, desteklediği bu hayali sistemlerini de sadece vahiy çökertecektir. Ve yine şunu da anladık ki insanlığı hayvanlığı, hürriyeti köleliği, adâleti zulmü insanlık ancak Allah vahyiyle tanıyabilecek, ayırt edebilecektir. Vahiy tanınmadan, vahiy bilinmeden bunların tanınması mümkün değildir. Ekonominin, hukukun, eğitimin, siyasetin, dinin, dünyanın, ha-yatın, ruhun, bedenin, felsefenin, tarihin yorumunu ancak vahiyle ya-parsanız doğruya ulaşabilirsiniz. Bu yerli ve yabancı sihirbazlar tüm dünyayı kaplayabilirler, tüm meydanları, tüm evleri etkileri altına alabilirler, tüm dünyayı etkileyecek araçları, müesseseleri olabilir. Çok bü-yük teknolojik güce, çok etkili siyasete de sahip olabilirler. Tüm dünyanın siyasetinde biz varız, eğitiminde biz varız, tüm dünyada biz söz sahibiyiz, tüm dünyaya egemen biziz diyebilirler. Bu sihirbazlık numaralarıyla tüm dünya insanlığını etkileri altına alabilirler. Akla ha-yale gelmedik medyatik görüntüleriyle tüm dünya insanlığını kendilerinin İlâhlığına, kendilerinin doğruluğuna inandırmış olabilirler. Unutmayın ki eğer sizler onların karşısına Allah bilgisiyle, vahiy bilgisiyle donanmış olarak değil de onların geliştirdikleri sihirle çık-maya çalışırsanız, onların metotlarıyla çıkmaya çalışırsanız kesinlikle bilesiniz ki onların karşısında baş edemeyeceksiniz. Çünkü sihir onların işitir, onların mesleğidir. Çünkü sihirde onlar uzun bir dönemin biri-kimiyle sizin karşınızdadır. Çünkü onlar senin gözlerinle gördüğün, kulaklarınla duyduğun, kalbinle hissettiğin bir olayı ellerindeki sihir ay-gıtlarıyla, sihir imkânlarıyla tamamen tersyüz edip sana farklı gösterebilmektedirler. İşte görüyoruz. Gözlerimizle gördüğümüz bir zulmü, bir zulüm sistemini adâletmiş gibi kabul ettiriyorlar. Gözlerimizle gördüğümüz bir efeliği, bir terörizmi mi erdemlilik olarak takdim edebiliyorlar. Bir erdemliliği terörizm olarak lanse edebiliyorlar. Öyleyse onların karşısına her şeyi en doğru değerlendiren, her şeyi yerli yerince oturtan vahiyle çıkmak zorundayız. Onların bu sihirleri karşısında vahye sarılmak zorundayız. Tıpkı örneğimiz, önderimiz Mûsâ (a.s) gibi vahye tutunmak zorundayız, değilse yutuluruz Allah korusun. İşte şu anda vahyi tanımayanların, kitap ve peygamberden ha-bersiz bir hayat yaşayan müslümanların hepsinin yutulmuşluğunu acı acı seyrediyoruz. Hepsi yutulmuştur Allah korusun. İşte Hz. Mûsâ Allah vahyine teslim oldu, Allah vahyine kulak verdi. Rabbimiz ey Mûsâ, hiç korkma ve at asanı yere dedi, onlar si-hirbazdır ve asla başarıya ulaşamayacaklar dedi. Ve gerçekten de öyle oldu. Mûsâ (a.s) Rabb’ini dinledi, Rabb’ine teslim oldu ve asasını yere attı. Ve sihirbazların tüm sihirlerini eritip, tüm numaralarını yalayıp yutuverdi. Siyaset sihirbazlarının, ekonomi sihirbazlarının, hukuk sihirbazlarının, sanat, tarih, oyun, eğlence sihirbazlarının sihirlerini, fi-kirlerini bitirip bu yol yanlış yol, bu sokak çıkmaz sokak deyiverdi. Siz-ler yanlış yoldasınız, sizler bâtıl yoldasınız, doğrusu Allah’tır, doğrusu Allah’ın yoludur, doğrusu Allah’ın dediklerine teslimdir, doğrusu Allah’a kulluktur, doğrusu benim dediğimdir, doğrusu benim örneklediğimdir deyiverdi. Doğrusu bana itaat etmeniz, benim elçiliğime teslim olmanızdır diyerek hakkı ortaya koyuverdi. Asa, vahiy birer birer onların ortaya attıkları fikirleri, sistemleri, yasaları yuttu, iptal etti, ilga etti, temizledi. Asa onların tümünü yedi bitirdi, geçersiz hale getirdi. Sonra Mûsâ (a.s) asasını eline aldı, kupkuru bir değnek, ortada hiçbir şey kalmamıştı. Hani materyalist felsefeye göre de, determinizme göre de sığındıkları bir düşünce, geliştirdikleri bir mantık vardı değil mi? Bir şey var iken yok olmayacaktı, yok iken de var olmayacaktı değil mi? Ama işte görüyoruz bir şey varken yok oldu. Si-hirbazların tüm numaralarını asa bitirdi. Tüm hayali varlıklarını, düzenlerini vahiy bitirdi. Vahiy sihre galip geldi. Vahiy insan mahsulü tüm sistemlere galebe çaldı. Bir Allah elçisi Firavuna karşı üstün geldi. Böylece alçak Firavun ve taraftarları Allah elçisi karşısında ilk yenilgisini tatmış oldu. İlk raunt Allah desteğindeki bir peygamberin oldu. Bundan sonra yenilgiler, hezimetler devam edecek Firavun için; zaferler, galibiyetler devam edecek peygamber için.