70. “Sonunda sihirbazlar: “Biz Mûsâ ve Harun'un Rab-b’ine inandık" deyip secdeye kapandılar.” Sihirbazlar hemen secdeye kapandılar. Dediler ki biz Mûsâ ve Harun’un Rabb’ine inandık. Evet o günün kuşluk vaktine kadar Firavunu tanrılaştıran, Firavun sistemini savunan, Firavunu galip getirip ondan bir şeyler almanın kavgasını veren, dünyalık peşinde koşan bu insanlar gerçeği görür görmez hemen iman ettiler. Var güçleriyle imanlarını haykırmaya başladılar. Firavuna verdikleri söz üzerinden daha iki saat bile geçmemişti ki onu reddedip Rab’lerine iman ediverdiler. Öyleyse yıllarca tâğutlara kul köle olmuş insanları sakın bunlar adam olmaz diye ihmal etmeyin. Duyurun hakkı, duyurun Allah’ın âyetlerini, anlatın İslâm’ı, kesinlikle bilesiniz ki hakkı anladıkları andan itibaren onlar da Firavunların hizmetçisi olmaktan vazgeçecekler, Rab’lerine imana ve kulluğa yöneleceklerdir. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Evet hemen oracıkta iman ediverdiler ve korkusuzca bu imanlarını da çevreye haykırdılar. Heyecan doruk noktada. Firavun bu yenilgiyle aptallaşmış, halk şaşırmış, yıllar yılı Firavunun köleleştirdiği İsrâil oğulları, müslümanlar şaşkın. Çünkü onlar da kendilerini Firavunun zulmünden kurtarmaya gelmiş iki Allah elçisine çok kızıyorlardı. Şimdi zamanımıydı ey Mûsâ? Şimdi sırası mıydı ey Harun? Bizi sıkıntıya sokacaksınız. Bizim başımızı belâya sokacaksınız. Zaten bu Firavunun bize yapmadığı kalmadı. Şimdi bir de sizin yüzünüzden başımız belâya girecek diyorlardı. Peygamberliğin, müslümanlığın zamanı mıydı şimdi? diyorlardı. Şöyle durumu idare ediyorduk, siz geldiniz ne yapacağımızı şaşırdık diyorlardı. Evet onlar şaşırıp kalmışlar, Firavun oğulları aptallaşıp kal-mışlardı. Çünkü gerçekten çok garip bir manzarayla karşı karşıya idi-ler. Yıllar yılı köleleştirdikleri, ezdikleri, horladıkları bir toplumun içinden çıkan iki kişi onları yerle bir ediyordu. İki insan koskoca bir devletin saltanatını çatır çayır sallıyordu. İki insan karşısında, hem de kölelerinden iki insan karşısında bir dünya gücü yıkılıyordu. Gerçekten kabullenilecek, hazmedilecek bir şey değildi bu. Herkes şaşkındı. Ama Firavun hemen kedini toparlayıp zalimliğini ortaya koymakta ge-cikmedi.