Tâhâ Suresine Dön

Tâhâطه

73. Ayet

73Tâhâ Suresi

اِنَّٓا اٰمَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَايَانَا وَمَٓا اَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ السِّحْرِۜ وَاللّٰهُ خَيْرٌ وَاَبْقٰى

“Şüphesiz ki günahlarımızı/hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihirbazlığı bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah daha hayırlı ve daha kalıcıdır.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

72,73. İman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mûcizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükâfat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler. Diyorlar ki; biz seni bize Rabbimizden gelen şu Beyyine’lere, şu apaçık âyetlere, şu gün kadar ayan beyan mûcizelere tercih mi edeceğiz? Allah’ın bu apaçık âyetlerini bırakıp ta seni mi dinleyeceğiz? Allah’ın yasalarını bırakıp ta senin arzularına, senin yasalarına mı kul olacağız? Senin gibi âciz birisini bizi yaratan Rabbimizden üs-tün mü tutacağız? Seni Rabbimizin, Rabbimizin âyetlerinin, Rabbimi-zin elçilerinin önüne mi geçireceğiz? Rabbimizi darıltma pahasına sa-na itaat mı edeceğiz? Bunu mu bekliyorsun bizden? Bize gelen delillerden, bize gelen bunca âyetlerden, bize gelen İslâm’dan, bize gelen hidâyetten sonra bütün bunları bırakıp ta seni tercih etmemizi mi istiyorsun bizden? Halbuki bizi yaratan Rabbimizden geldi bu deliller bize. Sen keyfine bak ey alçak Firavun. İstediğini yap. İstediğin hükmü ver. İs-tediğin gibi hükmet. Şu anda hüküm verici sensin tamam. Bu ülkede hakim sensin. Geçici olarak bu mülk senindir. Şu anda hakim sensin, savcı sensin, yargıç sensin. Karar verecek de, o kararı uygulayacak ta sensin. Ama unutma ki sen ancak bu dünyada hüküm verebilirsin. Senin kararın sadece bu dünyada geçerli. Senin kararların öbür âlemde asla geçerli değildir. Yâni sen ancak bizim bedenlerimize hükmedebilirsin. Ancak canlarımızı alabilirsin. Ancak öldürene kadar bize hükmedebilirsin. Ama ölüm ötesine ne sen, ne de biz karışamayız. Bu konuda sadece Allah’a teslim olmak zorundayız. Doğrusu bizler Rabbimize iman ettik. Şu ana kadar bizi kullanma, bizi seni ve sistemini destekleme günâhına ortak etme günâhlarımızı bağışlaması için Rabbimize yalvarıyoruz. Gerçekten bizi çok kötü kullandın. Bize pek çok günâh işlettin. Bizi Allah elçilerinin karşısına diktin. Bizi Allah’la savaşa sürükledin. Bugüne kadar bizler hep seni kutsadık. Sana ve senin zalim düzenine kulluk ettik. İnsanları hep senin doğruluğuna çağırdık. Elimizdeki bilim dallarını hep senin tanrılığına hizmette kullandık. Senin zalim düzenini insanlara hep şirin göstermeye çalıştık. Ama artık bitti. Çok şükür Rabbimizi tanıdık. Rabbimizin âyetleriyle, Rabbimizin elçileriyle tanıştık. Ümit ediyoruz ki bu imanlarımız, bu dönüşlerimize karşılık Rab-bimiz bizi bağışlar. Doğrusu hayırlı olan da Rabbimizdir, biz Ona inandık, Ona yöneldik, artık senin yapacakların, senin tehditlerin bizim için vız gelir diyorlar. Firavunun azap olarak hangimiz güçlüyüz onu göreceksiniz sözüne cevapları da işte böylece geliyordu. Ne güzel iman, ne güzel ifadeler değil mi? Bu yiğit mü’minle-rin bu aslanca ifadelerinden anlıyoruz ki zaten bunlar önceden de sihri zorla yapıyorlardı. Bunlar Firavunlara zoraki kulluk ediyorlardı. O ana kadar istemeyerek Firavuna kulluk yapan ama Mûsâ’nın getirdiği vahiyle tanışır tanışmaz hemen iman eden bu insanlar işte böyle diyorlardı. Yâni az evvel Firavunun eline bakan dilencilerin ağzından dökülen sözlere bir bakın Allah aşkına. İslâm’la tanışır tanışmaz in-sanlardaki şu değişikliğe bir bakın Allah aşkına. Biz iman ettik diyor-lar. Biz değiştik diyorlar. Biz önceki pis halimizi, necis halimizi terk et-tik diyorlar. Küfürlerimizden, şirklerimizden arınarak Rabbimize döndük diyorlar. Meğer bizler sana kulluk ederken ne kötü bir hayatın ada-mıymışız da farkında değilmişiz. Meğer bizler seni razı edeceğiz derken Rabbimizi gazaplandıran insanlarmışız. Meğer senin yasalarına sahip çıkarken Rabbimizin yasalarını çiğniyormuşuz. Meğer bizler kendimiz gibi bir beşeri, kendimiz gibi bir âcizi razı edeceğiz diye ce-henneme doğru koşuyormuşuz. Biz önceki pisliklerimizden arınmış olarak Rabbimize döndük. Yâni ey Firavun senin tehditlerin vız gelir artık bize. Değil mi cennet yolunu bulmuşuz, üç gün önce ölmüşüz, beş gün sonra ölmüşüz ne fark eder? dediler. Ölmeden önce cehennemden kurtulduk ya. Ölmeden önce Rabbim bize hidâyet edip sana kulluktan kurtardı ya, artık bizim için ölüm oğul balıdır, senin tehditlerinden zerre kadar korkmuyoruz buyur yapacağını arkana koyma dediler. Evet bir saat öncesine kadar Firavundan devşirecekleri paraların, mükâfatların hesabını yapan adamlar bir anda o kadar değişmişlerdi ki artık tüm dünya da, dünyanın malı mülkü de gözlerinde küçülüvermişti. Bir saat öncesine kadar Firavun sisteminin destekçisiydiler ama şimdi Rab’lerinin dininin Rab’lerinin yasalarının savunucusu olarak Firavunun karşısındaydılar. Öyleyse bizler de insanlara Allah’ın dinini götürürken bu bakandır, bu dekandır, bu müdürdür, bu genel müdürdür. Bunların Hakka yönelmeleri mümkün değildir. Bunlar bizi dinlemezler demeyelim onlarında hakkı tanıdıktan sonra hemen döneceklerini, tâğutlara hizmet yerine Rablerine hizmete yöneleceklerini hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım.
Tâhâ Suresi 73. Ayet | Tevhid Meali