13-14. “Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, az bir kısmı da sonrakilerdendir.” O sâbikûn, mukarrabûn olanlar, herkesten önde cennete girecek olanların çoğu öncekilerden, birazı da sonrakilerdendir. Onların çoğu Adem’le (a.s) başlayan bu İslâm ümmetinin ilklerinden, birazı da sonrakilerdendir. Veya evvelîn ile Hz. Adem’den (a.s) Rasulullah Efendimiz dönemine kadar geçen Müslümanlar, âhirin ile de Rasulullah Efendimizin ümmeti kastedilmiştir. Veya burada anlatılan Rasulullah ümmetidir ki, onun ilkleri sahâbe-i kiram efendilerimizdir. O zaman ilk dönemde, ilk çağda, o ilk sıkıntılı dönemde, bütün o aleyhte şartlara rağmen Peygamber efendimize ve onun getirdiği hidâyet hediyesine iman etmiş, ölüm tehditleri altında, her türlü zulüm ve işkenceler altında olmalarına rağmen yılmadan peygamber safında yer almış Müslümanlardır. Elbette sâbikûn olanların, mukarrabûn olanların çoğu onlardan, azı da sonraki dönem Müslümanlarından olacaktır. Veya o zor dönemde, toptan toplumun reddettiği bir ortamda Nuh’un (a.s) safında yer alanlar, Musâ (a.s) ile birlikte olanlar, İbrahim’le (a.s), Salih’le (a.s), Lût’la (a.s) birlikte olanlar, peygambere sahiplenenler, peygambere siper olanlar, peygambere destek oldukları için öldürülenler, işkencelere adaylığını koyanlar elbette sâbikûndan olacaktır. İlkler, ilk inananlar, ilk Müslümanlar çok zor şartlar altında iman ettikleri için sabikûn’un çoğu bunlardan, azı da sonraki nesillerdendir. Önce ilkler gelecek, sonra da artık Müslümanlığın kolaylaştığı dönemlerde Müslümanlıktan başka bir şey düşünmeyen Müslümanlar gelecektir.