Vâkıa Suresine Dön

Vâkıaالواقعة

23. Ayet

23Vâkıa Suresi

كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ۬ الْمَكْنُونِۚ

Saklı İncîler gibidir (onlar).

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

22-26. “İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günâha sokacak bir söz duymazlar. Sadece selâma karşılık selâm sözü işitirler.” Amellerine, dünyada işlediklerine karşılık onlar için orada sedefte saklı inciler gibi iri gözlü, ceylan gözlü hûriler vardır. Güzellikte eşi ve benzeri olmayan hûriler… Onları güzellikte sadece bu dünyada Allah’a Allah’ın istediği kulluğu gerçekleştirmiş, Allah’a Allah’ın istediği teslimiyeti gerçekleştirmiş mü’mine hanımlar geçebilecektir. Bu hûriler arılıkta, temizlikte sedefte korunmuş, el değmemiş, göz değmemiş, safiyeti, fıtratı bozulmamış sahibine mahsus inciler gibidir. Yaratıldıkları günden beri her gün biraz daha güzelleşerek kendisini bekleyen cennette sevgilileri vardır onların. Sevgililerinden başka hiç kimsenin göz değmediği, el değmediği, hiç kimsenin muttali olmadığı, sadece efendilerinin istifadesine sunulmuş, güzellikleri zirvede sevgililer… Orada, o cennette o mü’minler asla boş bir laf, bâtıl bir söz, kendilerini günâha sokacak lüzumsuz bir konuşma işitmezler. Sadece esenlik, sadece güzellik ihtiva eden sözler işitirler. Orada ne saçma sapan, boş bir söz işitirler, ne de günâha girerler. Çünkü o cennet dünyada boş sözlerle, boş işlerle ve günâhlarla kazanılmış bir yer değildir. Boş söz yok, günâh yok, haram yok, lakırdı yok, dedikodu yok, gıybet yok, lüzumsuzluk yok. Sınırlar bitmiştir. Burada erkek-kadın sınırları vardı. Burada yeme-içme sınırları vardı. Burada haramlar vardı. Burada hadler, hudutlar, yasalar, ibadetler, kulluklar vardı. Burada farzlar, emirler, sünnetler, yasaklar vardı. Ama artık orada bunların hepsi bitti. Orada zevk var, eğlence var; orada dilediğin her şeyi yapabilirsin. Zaten orada insanın diledikleri de onu günâha götürücü cinsten olmayacaktır. İşte bunlar mukarrabûn olan, sâbikûn olanlardır. Dünyada Allah’ın istediği kulluğu gerçekleştirenler, dünyada Allah’ın haram-helâl sınırlarına riâyet edenler, dünyada en büyük dertleri Allah’ı kendilerinden razı etmek olanlar, dünyada en büyük işleri Allah’ın yasalarını uygulamak, en büyük problemleri Müslümanca bir hayat yaşamak olanlardır bunlar. Dünyada dünya kadınları, dünya erkekleri, dünya içkileri, dünya meyveleri önlerine serildiği halde, bunlardan istifade adına her türlü fırsat ellerine geçtiği halde kendileri için sadece Rable-rinin seçimine razı olanlar, gayr-ı meşrûya uzanmayanlar, sadece helâlini, temizini seçip onlarla iktifa edenlerdir bunlar. Erkeğin sadece helâli, kadının sadece helâli, paranın sadece helâli, yiyeceğin, içeceğin sadece helâlinin kavgasını verenlerdir bunlar. İşte kavgasını verdikleri Müslümanca bir hayatın sonunda bu Müslümanların elde edecekleri mükâfatlar bunlardır.