Vâkıa Suresine Dön

Vâkıaالواقعة

28. Ayet

28Vâkıa Suresi

ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ

Dikensiz, dalları meyve dolu kiraz ağaçları,

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

28-34. “Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.” Onların girdirildikleri cennette yüklü, dalları bükülmüş kiraz ağaçları vardır. Dalbastı kiraz ağaçları… Dikensiz, dünyadakilerden çok daha güzel, çok daha kaliteli kiraz ağaçları... Üst üste dizilmiş, meyveleri ağızlara doğru sarkmış muz ağaçları vardır onlar için... Yayılıp uzatılmış, serinliği insanın içine nüfuz etmiş, insanı rahatlatan, insana ferahlık veren ve sürekli devam eden, hiç eksilmesi, bitmesi olmayan gölgeler vardır onlar için. Hiç durmaksızın sürekli akan, akıp giden sular, pınarlar, nehirler, şelâleler vardır. Çakılları mercandan, yakuttan; etraflarındaki toprakları, yatakları miskten ırmaklar… Bal, süt, şarap ve su ırmakları… Diledikleri zaman girecekler, diledikleri kadar içecekler onlardan. Tabii ki cenneti arzu edenler ve bu cenneti kazanma adına planı ve programı olanlar... Cenneti unutup bir dünya hayatı yaşayanlar değil elbette. Cenneti dünyaya taşıma kavgası verenler değil elbette… “Ben cennet filan istemem. Benim cennetim burası. Bu dünyam güzel olsun da başkası önemli değil” diyenler, dünyayı kıbleleştirenler değil elbette. Böyle yaşayanlar orada asla cennette ulaşamayacaklardır. Ama “ben o cennete talibim, ben onu istiyorum ve bu dünyamı onun için satıyorum” diyenler, “bu dünyamı verip cenneti alıyorum” diyenler, “bu dünyadaki imkânlarım, zevkim, sefam onun için fedâ olsun” diyenler o cenneti kazanacaklardır. O defterlerini sağlarından alanlar cennette meyveler, etler, içkiler, ırmaklar, gölgeler, kadınlar, erkekler içinde, yüksek döşeklerde, yüksek makamlarda zevk ve safa içindedirler. Şu anda dünyada insanların kıt imkânlarıyla ulaşmaya çalıştıklarının çok daha ölümsüzleriyle, çok daha kesintisizleri ve güzelleriyle baş başadırlar.