102,103. “Ey Muhammed! Sana böylece vahy ettiklerimiz, gayba ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.” İşte ey peygamberim, bunlar gayb haberleridir ki Biz onu saha vahy ediyoruz. Onlar içlerinde bir karara varmak isterlerken, onlar tuzak kurarlarken sen onların yanında değildin. Sen onlara şahit değildin ve onlardan haberin de yoktu. İşte senin hiç bilgin olmayan, geçmişin derinliklerinde kalıp kimsenin bilmesi mümkün olmayan bu olayı en küçük ayrıntılarına kadar sana bildirdik, sana vahy ettik. Ama sen haris olsan da, sen bütün varlığınla hırslanıp çabalasan da insanların çoğu iman etmeyecekler. Hani soruyordunuz peygamberden? Bize İsrâil oğulları hakkında, Onların Mısıra gidişleri konusunda bilgi ver diyordunuz. İşte bilgi. Haydi iman etseniz ya. Haydi iman etseler ya ehl-i kitap olduklarını iddia edenler. Ama yine Müslüman olmuyor-lar, olmadılar. Evet tıpkı Yusuf’un kardeşleri gibi davranacaklar kardeşleri Muhammed (a.s)’a. Tıpkı Yusuf’un ülkesinden ayrıldığı gibi kardeşleri Muhammed (a.s) da ülkesini terk edecek ve Medine’ye gidecek. Aynen Yusuf (a.s) gibi özleyecek Mekke’yi. Ama bir gün on bin kişilik bir orduyla Mekke’yi fethedecek. Artık Mekkeliler Onun da karşısında pişmanlık duyacaklar, boyun bükecekler, özür dileyecekler ve Müslüman olacaklar. Şu anda da Müslümanların Müslümanca hayatlarına geçit vermeyenler, Müslümanlara dünyayı zindan etmeye çalışanlar da bir gün gelecek onların karşısında ezilmişliği tadacaklar, onlardan özür dileyeceklerdir. Peki niye böyle olur insanlar? Bu gerçeği gör-müyorlar mı? Bilmiyorlar mı? Niye yıllar sonra gerçekleşecek bir teslimiyeti şu anda kabul edemiyorlar? Kaldı ki bu pişmanlık dünyada olmasa bile ölümle gerçekleşecektir. Bakın Mü’minûn sûresi bu gerçeği şöyle anlatıyordu: “Allah da: “Az sonra pişman olacaklar” buyurdu.” (Mü’minûn 40) Peygamberim sen üzülme, siz merak etmeyin, az bir zaman sonra onlar nadim olacaklar, pişman olacaklar. Siz sabredin, dirençle yolunuza devam edin, görevinizi yapmayı sürdürün, Müslümanca ka-labilmenin hesabını yapın. Kesinlikle bilesiniz ki ölüm çok yakındır, kı-yâmet çok yakındır, yakında onlar pişman olacaklar. Unutmayın ki dünya üzerinde hiç bir insan yoktur ki pek yakında keşke ben de Müslüman olsaydım diye pişmanlık duyacakları bir ortama gitmesinler. Hepsi hepsi bu yaptıklarından pişman olacaklar. Keşke, keşke di-yecekler, dövünecekler, yolunacaklar. Siz hiç onların yaptıklarına aldırış etmeden yolunuza devam edin. Evet yarın ölümle birlikte bu adamlar pişman olacaklar ve keşke diyeceklerken niye ölüm gelmeden bu pişmanlığı gerçekleştirmi-yorlar? Niye acaba kendilerine hiç bir faydası olmayacak bir döneme bırakıyorlar bu pişmanlıklarını? Niye şu yaşadıkları dünya hayatında teslimiyet göstermiyorlar? Doğrusu bu insanları anlamak mümkün değildir. Halbuki peygamberler güvenilir insanlardır, kendilerine asla yük olmayan insanlardır.