110. “Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.” Öyle ki Resuller üzüldüler, elçiler sıkıntı içinde bunaldılar, kuşatıldılar ve zannettiler ki artık insanlar tarafından yalanlandılar. Zannettiler ki artık kendilerine kimse inanmayacak, kendilerine kimse hüsnü kabul göstermeyecek ve artık başarılı olamayacaklar, artık başarı şansları kalmamıştır. Şu anda Müslümanların bir ümit inkisarına uğradıkları ve başarı şanslarının kalmadığını zannettikleri gibi. Evet peygamberler işkencenin, yalanlanmanın, yokluğun, güzsüzlüğün devam edip gideceğini zannettikleri bir anda Bizim yardımımız, Bizim imdadımız, Bizim desteğimiz onlara geldi de dilediğimizi kurtarıp başarıya ulaştırıverdik. Mağlup durumdakileri galip konuma yükseltiverdik. Bizim baskımız, azabımız mücrimlerden asla ret olunmaz. Mücrimler yok olup giderken kurtulanlar ise peygamberler ve onların safında yer alanlardır.