15. “Yusuf'u götürüp bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz ona, kardeşlerinin bu işlerini kendileri farkına varmadan haber vereceksin, diye vahy ettik.” Ne zaman ki onu alıp götürdüler, onun hakkında kuyunun de-rinliklerine atmaya karar verdiler. Biz de vahy ettik Yusuf’a kuyunun derinliklerinde. Andolsun ki ey Yusuf, sen onlara bu işi haber vereceksin. Andolsun ki kendileri habersizken bu yaptıklarını onlara haber vereceksin. Onlar bilmiyorlar. Onlar anlamazlar, onların hiç bir şeyden haberleri yoktur. Bizim Yusuf’u seçtiğimizi, Yusuf’a değer verdiğimizi, Ona vahy ettiğimizi bilmiyorlardı onlar. Onlar bir gün bu kuyunun seni nerelere taşıyacağını, karşılarına nasıl bir konumda çıkacağını bilmiyorlardı. Seni kuyuya atma cürümünün karşılığında başlarına nelerin geleceğini bilmiyorlardı. Aylar, yıllar geçecek Yusuf bir gün karşılaşacak kendisini kuyuya atan, kendisinden kurtulmaya çalışan kardeşleriyle. Bir gün gelecek haber verecek onlara niçin oraya attıklarını. Soracak onlara sebep neydi diye. Evet bunlar ileride başlarına gelecekti, ama şu anda onlar bundan habersizdiler. Attılar kuyuya ve artık kurtuldular Yusuf’tan. Kurtuldular babalarının Yusuf’a meylinden. Artık babaları tüm sevgisini kendilerine yönlendirecek. Onlarda tevbe edip sâlihlerden olacaklar?