24. “Andolsun ki kadın Yusuf'a karşı istekli idi; Rab-binden bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.” Andolsun ki kadın Yusuf’a karşı çok istekliydi. Eğer Yusuf Rabbinin burhanını, delilini görmeseydi, Rabbinin zinayı yasaklayan deliline muttali olmasaydı O da o kadına yöneldi gittiydi. Kolay bir şey değildi bu. Cinsel meyil sadece tenasül uzvunun meyli değildir. Cinsel arzu tüm vücudun meylidir. Yâni 200 tonluk bir tırı yokuşta durdurmaya benzer bu. Kolay değil Allah öyle bir ortamda bırakmasın hiç birimizi. Genç bir insan ve karşısında da her şeyiyle kendisine teslim olmuş, ısrarla kendisini zorlayan güzel bir kadın vardı. Bu kadın Onun sahibesiydi. Onun elinde büyümüş, onun sarayındaydı Yusuf. Onun evinde ve onun odasında. Kimsenin şüpheleneceği bir durum da yoktu. Karşı koymanın zor olduğu bir ortamda bulunuyordu Allah’ın elçisi. Gençlik, fıtrat, istek ,arzu ve imtihan. “Eğer Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, hiç biriniz ebedîyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitir ve bilir.” (Nur 21) Evet eğer üzerinizde Allah’ın fazlı ve rahmeti olmasaydı sizden hiç biriniz temiz olamazdı, temiz kalamazdı. Lâkin Allah dilediklerini, temizleri, temiz olmak isteyenleri, temizlik isteyenleri temizler, tezkiye eder. Çünkü Allah işitendir, bilendir. Kimin temiz bir hayat istediğini, kimin namuslu bir hayatın peşinde olduğunu, kimin de günâh dolu, pislik dolu bir hayatın cazibesine kapıldığını Allah en iyi bilendir. İnsanların ne niyet taşıdıklarını, kalplerinde neleri tasarladıklarını, nelerden hoşlanıp nelerden nefret ettiklerini en iyi bilendir. Ve onun için de kime takva, temizlik vereceğini, kimi rezil ve rüsva edeceğini bilendir. Yâni öyleyse şu toplumda Şeytana rağmen, Şeytan vahiylerine rağmen temiz bir hayat yaşayanlar, temiz kalabilenler kesinlikle bilesiniz ki ancak Allah’ın lütfu ve keremiyle bunu becerebilmişlerdir. Onun için bizler de sürekli Rabbimize sığınmak, Ondan istemek, Ona yalvarıp yakarmak zorundayız. Ya Rabbi bizleri koru, bizden bu lüt-funu esirgeme. Ya Rabbi biz temiz olmak istiyoruz. Hanımlarımızla, çocuklarımızla temiz bir hayat yaşamak istiyoruz. Şunu kesin biliyoruz ki bu kadar pis insanların içinde sen temiz kılarsan, sen korursan ancak biz temiz kalabiliriz. Sen bizi korursan biz korunmuş oluruz de-mek zorundayız. Temiz olmak, temizliği seçmek ve bu konuda Allah’a sığınmak zorundayız. Evet Yusuf (a.s) çetin bir imtihanla karşı karşıyaydı. Ama Rab-bi koruyacaktı Yusuf’u. Çünkü O seçilmişlerdendi. O yücelere doğru tırmanacak, yüceldikçe yücelecekti. Onun nesebi Kerîmdi, tertemizdi. Atalarında böyle bir düşüklük yoktu. O İbrahim oğlu, İshak oğlu, Ya-kub oğluydu. Allah’ın izni ve yardımıyla ayağı kaymayacaktı orada. Atalarında olmayan bir iffetsizliğe düşmeyecekti. O kıyâmete kadar bir iffet abidesi olarak Allah’ın kitabında örnek olarak kıyâmete kadar yerini alacaktı. Kolay bir imtihan değildi bu, ama Allah’ın koruduğu başarabilirdi bunu. Allah’ın koruduğu korunabilirdi bundan. Rabbimiz buyuruyor ki işte Biz böylece onu bu kötülükten koruduk, bu imtihandan yüz akıyla çıkardık, çünkü O Bizim samimi kullarımızdandı. Muhlislerdendi. Hayatını Allah için yaşayan, Allah yasalarına teslim olan kullarımızdandı. Şartlar tamamen Züleyha’nın lehine hazırlanmış da olsa Biz onu koruduk diyor Rabbimiz. Allah’ın koruduğunu kim saptırabilir de? Allah’a samimi kul olanı kim yoldan çı-karabilecek de? İstediği kadar kardeşleri onu köle olarak satsınlar. İstediği kadar sahibesi ona sahip olmaya çalışsın. Allah koruduğunu koruyacaktır. İnsanlar rollerini oynayacaklardı, ama devrede Allah vardı. Yusuf iradesi dışındaki Allah takdirlerine boyun büküyordu. Kardeşleri tarafından kuyuya atılışına rıza göstermeliydi. Kervan tarafından satılmasına razı oluyordu. Bunlar olacaktı, ama burada kadının kendisine sahip olmasına asla rıza göstermemeliydi. Çünkü eğer o kadının arzusuna boyun bükseydi kaybedecekti. Ama bu çetin imtihanı kaybetmeyecekti Yusuf. Kazanmaya devam edecekti. Belki bu teslim olmayışının karşılığında Onu sıkıntılı günler bekliyordu. Zindan bek-liyordu, mahrumiyetler bekliyordu. Ama ne olursa olsun imtihanı kazanmalıydı. Allah’ın yardımıyla bu badirelerden alın akıyla karşıya geçip başaranlardan olmalıydı. Ve işte Allah korudu onu. Kimi korumaz da Allah? Kendisine sığınan, her şart altında kendisine kulluğa azim gösteren hangi kulunu, hangi müslümanı koruyup kollamamış da Rabbimiz? Tarih bunun canlı örnekleriyle doludur. Kim Allah’ı mutlak güç ve kuvvet sahibi bil-miş, kim güç kaynağıyla irtibatını kesmemişse, mutlaka korunmuş ve başarıya ulaştırılmıştır.