25. “İkisi de kapıya koştu, kadın arkadan Yusuf'un gömleğini yırttı; kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın kocasına “Ailene fenalık etmek isteyen bir kimsenin cezası ya hapis ya da can yakıcı bir azab olmalıdır” dedi.” İkisi de, Yusuf ta, kadın da kapıya doğru koştular. Kadın Yusuf’un arkasından yetişip gömleğini arkasından çekip yırttı, parçaladı. Gömlek yine gündemdeydi. Kardeşlerinin yalancı bir kana bulayıp da babalarına onu kurt yedi, işte gömleği diye Yakub (a.s)’ın önüne attıkları gömlek. Yusuf bir belâdan kaçarken kadının arkadan çekip yırtığı gömlek. Evet, hemen koşarlarken tam kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Evin efendisiyle kapıda karşı karşıya geldiler. Suçüstü bir pozisyonda yakalanan kadın hemen ileri atılıp dedi ki, senin eşine fenalık düşünen, kötülükle yaklaşmak isteyen bir kimsenin cezası nedir? Ya zindan, ya da acıklı bir azaptan başka ne olabilir? dedi. Önce hapsi teklif ediyor. Çünkü kadın istiyor ki Yusuf ölmemeli, öldürülmemeli. O hayatta olmalı ve gözünün önünde olmalı. Bir gün elbette ona sahip olabilmeyi, ondan murad almayı hep düşlemeli. Hep onun hayaliyle, ona kavuşmanın beklentisiyle yaşamalıydı. Çünkü gözü, gönlü Yusuf’tan başkasını görmüyordu. Onun için önce zindan, sonra da ölümden söz etti. O ortamda, o münâkaşa ortamında elbette Yusuf tepkisiz ve sessiz kalmayacaktı. Ortada bir suçlama vardı. Masum olduğu halde bir iftiraya kurban gitmesi söz konusuydu. Bakın Yusuf dedi ki: