28,29. “Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, karısına hitaben “Doğrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi büyüktür” dedi. Yusuf'a dönerek: “Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme”; kadına dönerek: “Sen de günâhının bağışlanmasını dile, çünkü suçlulardansın" dedi.” Baktılar gördüler ki gerçekten gömlek arka taraftan yırtılmış. Suçlu belliydi. Kadın suçlu, Yusuf suçsuzdu. Dedi ki Azîz, Yusuf’un sahibi, bu sizin tuzaklarınızdandır. Bu siz kadınların hilelerindendir. Muhakkak ki sizin mekriniz, sizin tuzaklarınız, sizin fendiniz pek çetindir, çok büyüktür. Evet kadının tuzağı pek azîmdir. Kitabımız bir başka âyetinde şeytanın mekri, şeytanın tuzağı pek zayıftır buyuru-lurken, burada kadınların tuzakları pek büyüktür deniyor. İşte bir kadının tuzağı Yusuf (a.s)’ın geleceğini hazırlıyordu. Büyük tuzaklardan, kardeş tuzağından geçen Yusuf bu tuzaktan da, kadın tuzağından da geçecekti. Ve daha tuzaklar devam edecekti. Kadının kocası Yusuf’un suçsuz olduğunu anlamıştı, ama ve-zir olmanın, devlet adamı olmanın sorumluluğu ile olayı örtbas etmek istedi. Yusuf’tan da bu olayı unutmasını istedi. Dedi ki ey Yusuf gel sen bu işten vazgeç, unut gitsin bu işi dedi. Sakın bunu kimseye söyleme dedi. Ve sen ey kadın günâhkâr olduğunu anla ve istiğfarda bu-lun, Af dile Allah’tan nedir bu yaptığın? dedi. Ama dedikodulara engel olamadı. Vezirin karısı dillere düşmüştü.