Yûsuf Suresine Dön

Yûsufيوسف

41. Ayet

41Yûsuf Suresi

يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ اَمَّٓا اَحَدُكُمَا فَيَسْق۪ي رَبَّهُ خَمْرًاۚ وَاَمَّا الْاٰخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِنْ رَأْسِه۪ۜ قُضِيَ الْاَمْرُ الَّذ۪ي ف۪يهِ تَسْتَفْتِيَانِۜ

“Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanıza gelince) ikinizden biri, efendisine şarap içirecek (özgür kalacak); diğeriniz ise asılacak ve kuşlar onun başından yiyecektir. Hakkında bilgi edinmek istediğiniz konu bitmiştir.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

41. “Ey mahpus arkadaşlarım! Biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Sorduğunuz iş işte böylece kesinleşmiştir.” Ey zindan arkadaşlarım, şu sizden biriniz bu zindandan çıkıp tekrar efendisine şarap sıkmaya, şarap sunmaya devam edecek. Onun rüyasının tabiri budur. Diğeri ise asılacak, kuşlar da onun başından yiyecekler. İşte hakkında yorum istediğiniz, tevil istediğiniz, fetva istediğiniz iş artık gerçekleşmiştir. Durum bundan ibarettir. Biriniz ölecek, kuşlar etini, başını yiyecek, diğeriniz de kurtulup saraydaki eski görevine dönecek. Rivâyetlere göre bu arkadaşları rüyalarının böylece yorumlandığını işitince gülerek derler ki ey Yusuf, bizler aslında böyle bir rüya filan görmedik. Biz sırf senin bu konudaki bilginin sınırını ölçmek, seni denemek için bu rüyaları uydurduk derler. Bunun üzerine Allah’ın peygamberi der ki, hayır ister böyle bir rüyayı görmüş olun isterse görmemiş olun fark etmez, artık sorduğunuz konuda karar gerçekleşmiş, iş karara bağlanmıştır. Bundan, bu sonuçtan kurtulmanız da mümkün değildir buyurdu. Evet Yusuf (a.s)’ın onları tevhide, bir tek Allah’a kulluğa çağıran bu ifadelerinden anlıyoruz ki O tebliğine zindanda devam etmektedir. Bu konuşma Onun bir peygamber kimliğiyle yaptığı konuşmaydı. Bundan önce başına gelenler konusunda Onun sessiz kalarak sabrettiğini, hiç bir şey söylemediğini görüyoruz. Onun içindir ki önceki dönemleri peygamberliğe bir hazırlık dönemiydi, şimdi zindanda kendisine peygamberlik verildi diyebilmekteyiz. Muhtemelen babasının bir peygamber olarak rüyasını tabirini, başına gelenlerin peygamberlik öncesi bir imtihandan geçirilme dönemi olduğunun farkındaydı. Ama artık o dönem bitmiş ve şimdi artık kendisine elçilik verilmişti ve artık kendini, görevini, dinini ortaya koymalıydı. Nitekim kendisinden gördükleri rüyalarının yorumunu soranlara, tamam yorumlayacağım, ama önce size bana bu rüyaları yorumlama gücünü veren bilgimin kaynağını haber vereceğim diyerek onların kendisine müracaatlarını, yakınlığını fırsat bilerek hemen imanını, itikadını onlara anlatıyordu. Karşısına çıkan bir fırsatı değerlendiriyordu. Öyleyse bizler de bu tür fırsatları iyi değerlendireceğiz. Meselâ adam bize ailevi problemlerinden soruyorsa biz Ona tevhidi anlatacağız. Sizler karı koca olarak Rabbinize kul olup Onun haklarına riâyet etmedikçe birbirinizin haklarına asla riâyet edip evde huzuru sağlayamazsınız diyerek konuyu o noktaya çekeceğiz. Veya meselâ adamın ailevi geçimsizliği var. Karısı ve çocukları kendisine itaat etmedikleri için çaresizlik, üzüntü ve sıkıntı içinde size geliyor ve anlatıyor. Derdi konusunda sizden yardım istiyor. Siz ona farkında olmadığı sıkıntısının kaynağını göstererek, sıkıntısının asıl sebebine inerek ona yardım etmelisiniz. Ona onun farkında olmadığı asıl sıkıntısının İslâm dışı bir hayat yaşadığının sebep olduğu-nu, karısını ve çocuklarını Allah’la peygamberle tanıştıramadığı için, onları kitapla sünnetle, cennetle cehennemle tanıştıramadığı için, on-lara müslümanca bir eğitim veremediği onların kendisine ve Allah’a serkeş davrandıklarını ve evinin içinde Allah’ın istediği bir havayı ger-çekleştirmedikçe geçimsizliğin hiçbir zaman kalkmayacağını, bütün sıkıntılarının buradan geldiğini anlatmalıyız. Çocuklarından kendisine itaat bekleyen sen, hanımının sana itaat etmesini bekleyen sen, acaba sen Rabbine karşı ne kadar itaatlisin? Efendileri bulunduğun hanımın ve çocuklarının seni dinlemelerini bekleyen sen acaba efendinin emirlerine ne kadar itaat ediyorsun? Sen efendini ne kadar din-liyorsun? Unutma ki sen Rabbine ne kadar teslimsen çocuklarından ve hanımından da kendine ancak o kadar itaat bekleyebilirsin. Kendisi efendisine itaat edip emirlerini yerine getirmeyen birisinin kendi hizmetçilerinden itaat beklemeye hakkı yoktur diyerek, böylece onun farkında olmadığı esas derdine parmak basarak, esas derdinin kaynağını ona anlatarak ona yaklaşacağız.