Yûsuf Suresine Dön

Yûsufيوسف

76. Ayet

76Yûsuf Suresi

فَبَدَاَ بِاَوْعِيَتِهِمْ قَبْلَ وِعَٓاءِ اَخ۪يهِ ثُمَّ اسْتَخْرَجَهَا مِنْ وِعَٓاءِ اَخ۪يهِۜ كَذٰلِكَ كِدْنَا لِيُوسُفَۜ مَا كَانَ لِيَأْخُذَ اَخَاهُ ف۪ي د۪ينِ الْمَلِكِ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُۜ نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَنْ نَشَٓاءُۜ وَفَوْقَ كُلِّ ذ۪ي عِلْمٍ عَل۪يمٌ

Kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra (su kabını) kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz, Yûsuf’a böyle bir yanıltıcı oyun hazırladık. Allah’ın dilemesi hariç, Kralın dinine (yani yürürlükte olan yasalara) göre kardeşini tutuklaması söz konusu dahi değildi. Biz dilediğimizin derecelerini yükseltiriz. Her bilenin üzerinde daha iyi bilen biri vardır mutlaka.

Dipnot

Allah (cc), Kral’ın anayasa ve yasalarına “din” demiştir. Çünkü “din” kelimesinin anlamlarından biri de birey ve toplum hayatını düzenleyen kural ve yasalar bütünüdür. Mümin, hangi yasaya göre hayatını düzenlediğine ve hangi yasa için oy kullanıp onay verdiğine dikkat etmelidir. Çünkü onay verdiği ve hayatını kendisi ile düzene soktuğu her yasa, onun dinidir. Allah (cc) katında, tüm ilkeleri âlemlerin Rabbi tarafından belirlenmiş İslam dini ve yasaları dışında hiçbir din ve yasa geçerli değildir.

Beşerî ideolojilerin tamamı, hâkimiyet ve yasama hakkı konusunda Allah’la çekişen birer dindirler. Bu beşerî dinler arasında en tehlikeli olanı, hiç şüphesiz demokrasidir. Zira demokrasi, süslü sloganlar ve içi boş söylemlerle insanları zayıf noktalarından yakalamakta, kendilerini yönettikleri vehmiyle kalabalıkları büyülemektedir. Bundan daha tehlikeli olanı ise, İslam’a müntesip siyasilerin, İslam’la temelden ayrılan ve uzlaşması mümkün olmayan demokrasiyi Yusuf (as) ile meşrulaştırma çabalarıdır.

Siyasiler, Yusuf’un (as) Kralın yanında bakanlık yaptığını öne sürerek, bugünün muvahhidlerinin de demokratik düzenler içinde yer alabileceğini iddia etmektedirler. Oysa ayetten anlaşıldığı üzere Yusuf (as), Kralın kurallarına göre değil, Yakub’un (as) şeriatına göre işlerini düzenlemekteydi. Allah (cc) surenin 56. ayetinde bu gerçeğe işaret etmiş ve Yusuf’un (as) Mısır’da dilediği gibi hareket ettiği bir iktidara sahip olduğunu belirtmiştir. Bugünün demokratları şahsi odalarında dahi anayasa ve yasaların görev/yetki/talimatları dışına çıkamamaktalardır.

Yusuf (as) tarihte iki iftiraya uğramıştır. Biri, iffetine yönelik kadınların iftirası, diğeri dinine yönelik demokratların iftiralarıdır. Hiç şüphesiz ikincisi, vahameti ve ahiretteki sonuçları açısından çok daha çirkin ve kabul edilemezdir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

76. “Yusuf kardeşinin yükünden önce onlarınkini aramaya başladı; sonra kardeşinin yükünden su kabını çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle bir plan kullanmasını vahy ettik. Çünkü hükümdarın kanunlarına göre kardeşini alıkoya-mazdı, meğer ki Allah dileye. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinden üstün bir bilen bulunur.” Evet Yusuf kardeşi Bünyamin’in yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. Biz Yusuf’a bunu öğrettik. Çünkü kardeşini melikin dinine göre alması, ona melikin dinine göre bir hüküm uygulaması mümkün değildi. Bu Yusuf’a yakışmazdı. Ancak Allah’ın arzusu neyse onu uygulaması gerekiyordu. Yâni Yakub (a.s)’ın şeriatine göre hüküm vermesi ge-rekiyordu. Zaten Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini böylece yüceltiriz ve her bir âlimin üzerinde, her bir ilim sahibinin üzerinde bir bilen vardır. Evet Rabbimiz Hz. Yusuf’un planındaki eksikliği tamamlamıştır. Böylece Yusuf hem kardeşini orada alıkoymuş, hem de onu hapse atılmaktan kurtarmıştır. Çünkü o dönem henüz tümüyle İslâm yasalarını yürürlüğe koyamamış, bir tedriç uyguluyordu Yusuf (a.s). Nitekim biz biliyoruz ki Medine’de Allah’ın Resûlünün tümüyle İslâmî sistemi uygulaması 9, 10 seneyi almıştı. Meselâ içki, fâiz, gayri İslâmî miras, evlilik gelenekleri, bâtıl ticaret ilişkileri bir süre yürürlükte kalmıştır. Binaenaleyh Mısırda Yusuf (a.s)’ın melikliğinin ilk dokuz yılında kimi gayri İslâmî uygulamaların bulunması olabilecektir. Şu anda bizler onların yerinde olalım. Yakub (a.s)’ın çocukları, on bir kardeş ve babalarına verilmiş bir sözleri olsun. Mutlaka onu babalarına getirecekler. Söz vermişlerdi babalarına, sözlerine Allah vekildi. Ama şimdi bir problem çıkmış ve ne yapacaklarını şaşırıp kalmışlardı. Şimdi ne yapacaklardı? Babalarına ne diyeceklerdi? Ve kardeşleri Yusuf ve Bünyamin’e karşı iyi niyet taşımadıklarına bir kere daha şahit olacağız. Bakın diyorlar ki: