8,9. “Kardeşleri: “Biz birbirimize bağlı bir topluluk olduğumuz halde, babamız, Yusuf'u ve kardeşini daha çok seviyor. Doğrusu babamız apaçık bir yanılma içindedir. Yusuf'u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakıverin ki babanız size kalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz” dediler.” Hani bir vakitler Yusuf’un kardeşleri şöyle demişlerdi. Yusuf ve kardeşi Bünyamin babamıza karşı bizden daha sevimlidir. Yusuf ve kardeşi ifadelerinden anlaşılıyor ki Yusuf ve kardeşi Bünyamin ana baba bir kardeşler iken, diğer on kardeş bunların sadece baba bir kardeşleridir. O ikisi babamıza daha sevimlidir. Üstelik biz onlardan daha güçlü ve kuvvetli olduğumuz halde. Bizler kendi aramızda birbirine bağlı bir topluluk olduğumuz halde babamız Yusuf’u ve kardeşini daha çok seviyor. Kabilenin yükünü bizler çektiğimiz halde babamız bizi onlardan daha az seviyor. Böyle davranmakla babamız apaçık bir yanılgı içindedir. Bizim gibi sorumluluk yüklenebilecek bir durumda olan güçlü, kuvvetli oğullarını bırakır da nasıl onları sevebilir? diye si-tem ediyorlardı. Ve bu problemi halletmenin bir yolu olarak da bir birlerine şöyle dediler: Yusuf’u öldürün, yahut da onu bir yere atıp bırakın ki böylece babanızın yüzü, sevgisi sadece size yönelsin. Böylece babanızın sevgisi, ilgisi size düşerse o zaman siz sâlihlerden olursunuz. Bu işi yaptıktan sonra döner yine sâlihlerden olursunuz. Evet bir yandan Allah’ın haram kıldığı bir eylemi işlemeyi düşünen, diğer yandan da Allah’a kulluktan vazgeçmeyen bir ruh haleti sergiliyorlar. Bu ruh halini taşıyan insanlar günâhı işleyecekleri zaman imanlarını bir kenara koyarak günâhı işlerler. Kendilerini rahatsız eden vicdanlarını da tevbeyle rahatlatıp sustururlar. Nasıl olsa tevbe ederim, Allah elbette kabul eder derler. İşte Yusuf’un kardeşleri de aynı yola baş vuruyorlardı. Hele şu önümüzdeki engeli bir kaldıralım, sonra tevbe eder iyilerden oluruz diyorlardı. Aralarında bu konuyu tartıştılar da: