92,93. “Yusuf: “Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin” dedi.” Bunu Yusuf söylüyordu. Ve aynı sözleri Mekke’nin fetih günü beli kırılan zâlimlere Rasulullah efendimiz söylüyordu. Ve kıyâmete kadar peygamber yolunun yolcularının söylemeleri gerek söz şudur: Dedi ki, size bugün kınama yok. Ben sizi bugün kınamıyorum, suç-lamıyorum. Sizi hesaba çekmeyeceğim. Hiç merak etmeyin size bir şey yapmayacağım. Önceki gelişlerinizde olduğu gibi artık başınıza sıkıntılar gelmeyecek. Allah sizi bağışlasın. Sizin hakkınızda Rab-bimden bağışlanma dilerim. O Allah merhamet edenlerin en merha-metlisidir. Şu anda pişmanlığınız belli, haliniz bağışlanmaya elve-rişlidir. Aradan yıllar geçti. Yusuf melik oldu Mısırda. Devlet Onun em-rindeydi. Kardeşler çölden geldiler. Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmeyen Yakub (a.s)’ın beklentisi yavaş yavaş gerçekleşiyordu. Şimdi artık ikinci gömlek gidecekti Yakub (a.s)’a. Birinci gömlek kurt yedi diye Yakub’un önüne atılıyordu. İkinci gömlek Azîzin hanımı tarafından yırtılıyordu. Ve üçüncü gömlek ise yine Yakub (a.s)’a doğru gidecek. Bu sefer gömleği gönderen oğul Yusuf (a.s) olacaktı. Bakın diyor ki: Bu gömleğimi götürün. Babamın yüzüne sürün, üzerine koyun ki görür olarak gelsin. Artık görmesi tekrar kendisine dönsün. Ve artık hepiniz, tüm ehlinizle bana gelin, Mısıra gelin, emin olarak gelin. Erkek dişi, çoluk çocuk Yakub hanedanından kim varsa hepiniz gelin.