1. Ayet
Ayeti Görüntüle1- Ey iman edenler! Anlaşmaları yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helâl saymamak şartı ile ve size okunacak olanlar hariç olmak üzere behimetu’l-en’am size helâl kılındı. Şüphesiz Allah dilediği hükmü koyar.
1- Ey iman edenler! Anlaşmaları yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helâl saymamak şartı ile ve size okunacak olanlar hariç olmak üzere behimetu’l-en’am size helâl kılındı. Şüphesiz Allah dilediği hükmü koyar.
2- Ey iman edenler! Allah’ın şeâirine, haram aya, hediye edilen kurbanlıklara, gerdanlıklara ve Rablerinden hem bir lütuf hem de bir rıza arayarak Beyt-i Haram’a yönelip gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman artık avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir topluluğa karşı beslediğiniz kin, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takvâ üzere birbirinizle yardımlaşın, günahta ve haddi aşmada ise yardımlaşmayın. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah cezası pek şiddetli olandır.
3- Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlananlar, (ölmeden önce yetişip de) kestikleriniz hariç olmak üzere boğulmuş, darbe almış, yüksek bir yerden yuvarlanmış, süsülmüş ve yırtıcı bir hayvan tarafından yenmiş hayvanlarla putlar üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal okları ile kısmet aramanız size haram kılındı. Bütün bunlar fısktır. Bugün kâfirler dininizden (dönmenizden) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm’ı beğenip seçtim. Kim son derece aç olur da günaha meyletmeksizin (bu sayılanlardan yemek) zorunda kalırsa, şüphesiz Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.
4- Sana kendilerine neyin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size bütün hoş ve temiz şeylerle Allah’ın size öğrettiklerini öğretmek sureti ile alıştırıp eğittiğiniz avcı hayvanların avladıkları helâl kılındı. Artık onların sizin için yakaladıklarını yiyin ve üzerine de Allah’ın adını anın. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah hesabı pek çabuk görendir.
5- Bugün size hoş ve temiz olan şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği de size helâldir. Sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Muhsan olan mü’min kadınlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden olan muhsan kadınlar da mehirlerini vermeniz, iffetlerinizi korumanız, zina etmemeniz ve gizli dost tutmamanız şartı ile (size helâldir). Kim imanı inkar ederse şüphesiz onun bütün ameli boşa gitmiştir ve o âhirette zarara uğrayanlardandır.
6- Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki aşık kemiğinize kadar ayaklarınızı da (yıkayın). Eğer cünüp iseniz (gusledip) iyice temizlenin. Eğer hasta veya yolculukta olursanız yahut içinizden biri ayak yolundan gelirse veya kadınlara yaklaşmış olursanız da su bulamazsanız, o takdirde temiz toprakla teyemmüm edin ve onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah size güçlük çıkarmak istemez, aksine sizi iyice temizlemeyi ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
7- Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve:“Dinledik ve itaat ettik” dediğiniz zaman sizden aldığı sözü hatırlayın ve Allah’tan korkup sakının. Şüphe yok ki Allah göğüslerde olanı çok iyi bilendir.
8- Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsiz davranmaya sürüklemesin. Adil olun; çünkü o takvâya daha yakındır. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
9- Allah, iman edip salih ameller işleyenlere:“Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır” diye vaad etmiştir. 10- Kâfir olup da âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar da cehennem ehlidir.
9- Allah, iman edip salih ameller işleyenlere:“Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır” diye vaad etmiştir. 10- Kâfir olup da âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar da cehennem ehlidir.
11- Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size ellerini uzatmak istemişti de onların ellerini sizden geri çekmişti. Allah’tan korkup sakının. Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.
12- Andolsun ki Allah İsrailoğullarından misak almıştı. İçlerinden on iki de nakib göndermiştik. Allah buyurmuştu ki:“Şüphesiz ben sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime iman eder, onlara gereği gibi yardım eder ve Allah’a güzel bir borç verirseniz elbette günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra içinizden kim küfre saparsa muhakkak o, doğru yoldan sapmış olur.” 13- Böyle iken sözlerini bozdukları için biz de onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler. Kendilerine verilen öğütten önemli bir kısmı da unuttular. İçlerinden pek azı müstesna olmak üzere sen onların daima hainlik ettiklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphe yok ki Allah ihsan sahiplerini sever.
12- Andolsun ki Allah İsrailoğullarından misak almıştı. İçlerinden on iki de nakib göndermiştik. Allah buyurmuştu ki:“Şüphesiz ben sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime iman eder, onlara gereği gibi yardım eder ve Allah’a güzel bir borç verirseniz elbette günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra içinizden kim küfre saparsa muhakkak o, doğru yoldan sapmış olur.” 13- Böyle iken sözlerini bozdukları için biz de onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler. Kendilerine verilen öğütten önemli bir kısmı da unuttular. İçlerinden pek azı müstesna olmak üzere sen onların daima hainlik ettiklerini görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphe yok ki Allah ihsan sahiplerini sever.
14- “Biz nasârâyız” diyen (Hıristiyanlardan) da mîsâk almıştık. Onlar da kendilerine verilen öğütlerden önemli bir kısmı unuttular. Biz de Kıyamet gününe kadar aralarına kin ve düşmanlık yerleştirdik. Allah yaptıklarını onlara haber verecektir.
15- Ey ehl-i kitap, size Rasulümüz geldi. O, kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor ve birçoğunu da affediyor. Şüphesiz ki size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir. 16- Ki Allah onunla, rızası ardınca gidenleri selamet yollarına iletir, onları izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru yola iletir.
15- Ey ehl-i kitap, size Rasulümüz geldi. O, kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor ve birçoğunu da affediyor. Şüphesiz ki size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir. 16- Ki Allah onunla, rızası ardınca gidenleri selamet yollarına iletir, onları izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru yola iletir.
17- Andolsun ki:“Allah Meryem oğlu Mesihtir” diyenler kâfir olmuşlardır. De ki:“Eğer Allah Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzünde bulunanların hepsini helâk etmek isterse O’ndan kim bir şey kurtarabilir? Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. O dilediğini yaratır. Allah her şeye gücü yetendir. 18- Yahudi ve hıristiyanlar: “Biz Allah’ın oğulları ve sevdikleriyiz” dediler. De ki: “Öyle ise günahlarınız yüzünden niçin size azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediği kimseyi mağfiret eder ve dilediği kimseye de azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındaki her şeyin hükümranlığı Allah’a aittir. Dönüş de yalnız O’nadır.
17- Andolsun ki:“Allah Meryem oğlu Mesihtir” diyenler kâfir olmuşlardır. De ki:“Eğer Allah Meryem oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzünde bulunanların hepsini helâk etmek isterse O’ndan kim bir şey kurtarabilir? Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. O dilediğini yaratır. Allah her şeye gücü yetendir. 18- Yahudi ve hıristiyanlar: “Biz Allah’ın oğulları ve sevdikleriyiz” dediler. De ki: “Öyle ise günahlarınız yüzünden niçin size azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediği kimseyi mağfiret eder ve dilediği kimseye de azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındaki her şeyin hükümranlığı Allah’a aittir. Dönüş de yalnız O’nadır.
19- Ey ehl-i kitap! Size peygamberlerin arasının kesildiği bir zamanda size açıklamalarda bulunan Rasûlümüz gelmiştir. Ta ki “Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı gelmedi” demeyesiniz. İşte size, gerçekten müjdeleyici ve uyarıcı gelmiş bulunuyor. Allah’ın her şeye gücü yeter.
20- Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti:“Ey kavmim, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki O içinizden peygamberler göndermiş, sizi hükümdar yapmış ve alemlerden hiç kimseye vermediğini de size vermişti. 21- Ey kavmim, Allah’ın size yazdığı Arz-ı Mukaddes’e girin, arkanıza dönmeyin. Yoksa kaybedenler olarak geri dönersiniz. 22- Dediler ki: Ey Mûsâ! Orada zorba bir topluluk var. Doğrusu onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa o zaman gireriz. 23- Korkanlardan Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki kişi dedi ki: “Üzerlerine kapıdan girin, oradan girdiniz mi muhakkak siz galip gelirsiniz. Eğer iman edenler iseniz yalnız O’na güvenip dayanın.” 24- Onlar da şöyle dediler:“Ey Mûsâ, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz de şuracıkta oturuyoruz.” 25- (Musa:)“Ey Rabbim, ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık bizimle o fasıklar topluluğunun arasını ayır.” dedi. 26- Buyurdu ki: “Artık orası onlara kırk yıl haram edildi. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Artık sen de o fasıklar topluluğu için üzülme!
20- Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti:“Ey kavmim, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki O içinizden peygamberler göndermiş, sizi hükümdar yapmış ve alemlerden hiç kimseye vermediğini de size vermişti. 21- Ey kavmim, Allah’ın size yazdığı Arz-ı Mukaddes’e girin, arkanıza dönmeyin. Yoksa kaybedenler olarak geri dönersiniz. 22- Dediler ki: Ey Mûsâ! Orada zorba bir topluluk var. Doğrusu onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa o zaman gireriz. 23- Korkanlardan Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki kişi dedi ki: “Üzerlerine kapıdan girin, oradan girdiniz mi muhakkak siz galip gelirsiniz. Eğer iman edenler iseniz yalnız O’na güvenip dayanın.” 24- Onlar da şöyle dediler:“Ey Mûsâ, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz de şuracıkta oturuyoruz.” 25- (Musa:)“Ey Rabbim, ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık bizimle o fasıklar topluluğunun arasını ayır.” dedi. 26- Buyurdu ki: “Artık orası onlara kırk yıl haram edildi. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Artık sen de o fasıklar topluluğu için üzülme!
20- Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti:“Ey kavmim, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki O içinizden peygamberler göndermiş, sizi hükümdar yapmış ve alemlerden hiç kimseye vermediğini de size vermişti. 21- Ey kavmim, Allah’ın size yazdığı Arz-ı Mukaddes’e girin, arkanıza dönmeyin. Yoksa kaybedenler olarak geri dönersiniz. 22- Dediler ki: Ey Mûsâ! Orada zorba bir topluluk var. Doğrusu onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa o zaman gireriz. 23- Korkanlardan Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki kişi dedi ki: “Üzerlerine kapıdan girin, oradan girdiniz mi muhakkak siz galip gelirsiniz. Eğer iman edenler iseniz yalnız O’na güvenip dayanın.” 24- Onlar da şöyle dediler:“Ey Mûsâ, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz de şuracıkta oturuyoruz.” 25- (Musa:)“Ey Rabbim, ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık bizimle o fasıklar topluluğunun arasını ayır.” dedi. 26- Buyurdu ki: “Artık orası onlara kırk yıl haram edildi. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Artık sen de o fasıklar topluluğu için üzülme!
20- Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti:“Ey kavmim, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki O içinizden peygamberler göndermiş, sizi hükümdar yapmış ve alemlerden hiç kimseye vermediğini de size vermişti. 21- Ey kavmim, Allah’ın size yazdığı Arz-ı Mukaddes’e girin, arkanıza dönmeyin. Yoksa kaybedenler olarak geri dönersiniz. 22- Dediler ki: Ey Mûsâ! Orada zorba bir topluluk var. Doğrusu onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa o zaman gireriz. 23- Korkanlardan Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki kişi dedi ki: “Üzerlerine kapıdan girin, oradan girdiniz mi muhakkak siz galip gelirsiniz. Eğer iman edenler iseniz yalnız O’na güvenip dayanın.” 24- Onlar da şöyle dediler:“Ey Mûsâ, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz de şuracıkta oturuyoruz.” 25- (Musa:)“Ey Rabbim, ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık bizimle o fasıklar topluluğunun arasını ayır.” dedi. 26- Buyurdu ki: “Artık orası onlara kırk yıl haram edildi. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Artık sen de o fasıklar topluluğu için üzülme!
20- Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti:“Ey kavmim, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki O içinizden peygamberler göndermiş, sizi hükümdar yapmış ve alemlerden hiç kimseye vermediğini de size vermişti. 21- Ey kavmim, Allah’ın size yazdığı Arz-ı Mukaddes’e girin, arkanıza dönmeyin. Yoksa kaybedenler olarak geri dönersiniz. 22- Dediler ki: Ey Mûsâ! Orada zorba bir topluluk var. Doğrusu onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa o zaman gireriz. 23- Korkanlardan Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki kişi dedi ki: “Üzerlerine kapıdan girin, oradan girdiniz mi muhakkak siz galip gelirsiniz. Eğer iman edenler iseniz yalnız O’na güvenip dayanın.” 24- Onlar da şöyle dediler:“Ey Mûsâ, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz de şuracıkta oturuyoruz.” 25- (Musa:)“Ey Rabbim, ben kendimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık bizimle o fasıklar topluluğunun arasını ayır.” dedi. 26- Buyurdu ki: “Artık orası onlara kırk yıl haram edildi. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Artık sen de o fasıklar topluluğu için üzülme!