Tevbe التوبة
81. Ayet
فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُٓوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّۜ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَرًّاۜ لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ
Resûlullah’a muhalefet ederek (savaştan) geri kalanlar, oturmalarına sevindiler. Malları ve canlarıyla Allah yolunda savaşmayı hoş görmeyerek, “Bu sıcakta savaşa çıkmayın.” dediler. De ki: “Cehennem ateşi çok daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
81- Allah'ın Resulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı. AÇIKLAMA 86. Bu da münafıkların 74. ayette eleştirilmelerine neden olan nankörlüğe bir örnektir. Münafıklar, Allah kendilerini bol ihsanından verdiğinde sadaka olarak infak etmek üzere verdikleri sözden döndüler. Bu da onların müzmin günahkar olduklarını, yaptıkları anlaşmalara aldırmadıklarını, cimri olduklarını ve uyacakları hiçbir ahlak kuralına sahip olmadıklarını gösterir. 87. Burada, Hz. Peygamber'in (s.a) Tebûk seferi için maddi yardım isteğinde bulunduğu zaman münafıkların takındığı cimrice tavır kastedilmektedir. Münafıklardan zengin olanlar, kendileri bir katkıda bulunmadıkları gibi kendi imkanları dahilinde cömertçe yardımlarla katkıda bulunan samimi müslümanlarla da alay etmeye başladılar. Zengin bir müslüman büyük bir katkıda bulunduğunda onu gösteriş yapmakla suçluyorlardı. Diğer taraftan fakir bir müslüman, ailesinin ihtiyaçlarından fedakarlık yapıp ayırdığı veya çalışıp çabalayıp biriktirdiği az miktarda bir sadaka getirdiğinde alay ederek: "Şuna bakın hele; işte Roma İmparatorluğunun kalelerini fethetmeye yarayacak para!" diyorlardı.