Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Yûnus 76
Yûnus 78
Yûnus Suresine Dön

Yûnus يونس

77. Ayet
77Yûnus
قَالَ مُوسٰٓى اَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَكُمْۜ اَسِحْرٌ هٰذَاۜ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُونَ
Mûsâ demişti ki: “Hak size geldiğinde, ‘bu sihir’ mi diyorsunuz? Hâlbuki sihirbazlar kurtuluşa eremezler.”

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

77- Musa: "Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi.(75) AÇIKLAMA 74.Musa Aleyhisselam ve Firavun kıssası aynı zamanda, Hz. Muhammed'e (s.a) Firavun'un Hz. Musa'ya (a.s) davrandığı gibi davranan Kureyş'e bir ders olsun diye zikredilmiştir. Çünkü Kureyş'in ilahi vahye karşı gösterdiği mukabele, Firavun kavminin benzeriydi. (Lütfen bu surenin 2. ayetine başvurun) . Bu bağlamda zikre şayan birşey daha vardır; Hz. Musa (a.s) ve Hz. Harun'un (a.s) görevi bazı kimselerin sandığı gibi, yalnızca İsrailoğulları'nı Firavun'un kölesi olmaktan kurtarmak değildi. Kıssanın bağlamına dikkat ettiğimizde açıkça görülecektir ki, onlar da Hz. Nuh'tan Hz. Muhammed'e (s.a) kadar tüm rasullere verilmiş görevin aynısını yerine getirmek üzere tayin edilmişlerdi. Bu surenin teması başlangıcında şöyledir: "Rabb ve ilah olarak yalnızca Allah'ı bilin, zira O, tüm kainatın Rabbıdır. Allah'ın huzuruna getirilip, bu dünyada yaptıklarınızın hasabını vereceğiniz ahirete yakinen inanın". Dahası bu sure mesajı reddedenlere şunu açık şekilde göstermektedir ki, tarih bu mesajı kabul eden insanlığın, hemen sonra büyük başarılar kaydettiğine tanıklık etmektedir. Bu yüzden onlara şunu tavsiye eder: "Rasuller tarafından kesintisiz olarak vazedilmiş bulunan mesajı sizler de kabul etmelisiniz. Ve hayatınızı bütünüyle bu itikad esaslarına göre düzenlemelisiniz. Zira mesajı reddedenler sonunda hüsrana uğradılar." Kıssalarının vukubulduğu bağlamdan çıkan sonuç, Hz. Musa ve Hz. Harun'un (a.s) yerine getirdiği görevin temel tezinin diğer rasullerinkiyle aynı olduğuna delalet etmektedir. Bu iki elçinin görevleri arasında (müslüman bir cemaat olan) İsrailoğulları'nı inançsızlığında inad eden kafir bir topluluğun egemenliğinden kurtarmak da vardı, fakat bu hedef onların görevlerine tali bir yer tutmaktaydı, merkezi bir yer değil... Gerçek hedef Naziat suresinin 17-19. ayetlerinde açıkça belirlenmekteydi. Bu ayetlerde Rabbi Hz. Mus'ya (a.s) Firavun'a gitmesini, çünkü onun azmış bir kimse olduğunu ve ona şöyle demesini emretti: "Seni Rabbine yöneltmem halinde nefsini ıslaha ve Rabbinden korkmaya yanaşır mısın?" Bu iki elçinin, İsrailoğluları'nı Firavun'un köleci idaresinden kurtarmak suretiyle oynadığı rol, tarihte çok önemli olmuştu. Zira Firavun ve bağlıları mesajı reddedince bu iki elçi, kavimlerini onların egemenliğinden kurtarmak zorunda kalmışlardı. Bu yüzden Kur'an'da tarihin vurgulamadan geçemediği bu olaya aynı önemi atfetmiştir. Eğer bir kimse Kur'an'ın ayrıntı bölümlerini onun temel ilkelerinden yalıtmaz da, onları bu ilkelerin ışığında incelemeye tabi tutarsa, bir elçinin risaletine ait asıl hedefin yalnızca cemaati özgürlüğe kavuşturmak olduğu ve yalnızca tali bir hedef olarak görüldüğü şeklinde bir yanlış anlamaya düşmeyecektir. (Daha fazla açıklama için, bkz. Taha: 44-52, Zuhruf: 55-56, Müzemmil: 15-16) . 75. "... Büyücülar asla felah bulmaz, asla hakiki bir başarıya ulaşamaz". Bu sözler "Bu apaçık bir büyüdür" itirazına cevap teşkil etmesi bakımından çok anlamlıdır. Denmek istenen şudur: "Siz (ilgisiz) bir benzerlikten hareketle Musa'nın ayetlerine (mucizesine) "büyü bu" dediniz. Oysa nebilerle büyücüler arasındaki apaçık nitelik farkını hesaba katmıyorsunuz. Aksi halde böyle saçma bir iddiada bulunmaya cesaret edemezdiniz. Hiç siz bir büyücünün Hz. Musa'nın (a.s) yaptığı gibi bir zorbanın huzuruna çıkıp, onunla korkusuzca ve cesaretle konuştuğunu, bu sapıklıktan vazgeçmesi yolunda tavsiyede bulunduğunu ve onu Allah'a ibadete, nefsi temizlemeye davet ettiğini gördünüz mü? Siz de biliyorsunuz ki, bir büyücü bundan çok farklı davranır. Büyücü, önce işe, kendisine mumarasını gösterme fırsatı tanımaları için, saray nedimlerine dalkavukluk etmekle başlar. Sonra "majesteleri"nin huzuruna çıkar, dalkavukça bir reverans çeker; numarasını göstermek için yerlere kadar eğilerek yüksek müsaadelerini ister ve mükafatı için avuç açar. Şimdi, Hz. Rasul'un (s.a) bir büyücü mü yoksa krallardan ve benzeri otoritelerden çok çok yüksek bir şahsiyet mi olduğuna kendiniz karar verebilirsiniz. Bütün bu mevzu, şöyle bir cümleyle özetlenmiştir: "Büyücüler asla felah bulamazlar".
Önceki AyetYûnus 76
Sonraki AyetYûnus 78
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Yûnus 76Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Yûnus 78