Yûsuf يوسف
65. Ayet
وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ اِلَيْهِمْۜ قَالُوا يَٓا اَبَانَا مَا نَبْغ۪يۜ هٰذِه۪ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ اِلَيْنَاۚ وَنَم۪يرُ اَهْلَنَا وَنَحْفَظُ اَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَع۪يرٍۜ ذٰلِكَ كَيْلٌ يَس۪يرٌ
Eşyalarını açınca ödedikleri bedelin kendilerine geri verildiğini gördüler. “Babamız! Daha ne isteyebiliriz ki? İşte (yiyecek karşılığında) ödediklerimiz bize geri dönmüş. (Gönder onu bizimle) ailemiz için erzak almış oluruz, hem kardeşimizi de koruruz, bir deve yükü fazladan yiyecek alırız. Bu (yanımızda getirdiğimiz) az bir yiyecektir.”
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
65- Erzak yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerinde, dediler ki: "Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükünü de ilâve ederiz. Bu (aldığımız) az bir ölçektir." AÇIKLAMA 52. Kur'an'ın bir takım ayrıntıları atlaması yüzünden bir kimse şaşkınlığa düşerek, Hz. Yusuf'un (a.s) ağabeyleriyle konuşurken nasıl olup da sözü Bünyamin'e getirdiğini ve beraberlerinde onu da getirmeleri için niye ısrar ettiğini, üstelik kimliğini kendilerinden gizlediği bir zamanda neden böyle davrandığını bilmek isteyebilir. Çünkü sözkonusu meselenin vahiyle aydınlatılması gereği apaçık(mış gibi görünmektedir) . Fakat azıcık düşünen biri görür ki, Hz. Yusuf (a.s) hiç de onların dikkatini çekmeden yapmıştır bu işi; sözü kolayca ve doğal bir akış içinde Bünyamin'e getirivermiştir. Tahıl satın alımında pek sıkı kurallar cari olduğu için herkes yalnızca sabit bir miktar buğday satın alabilirdi. Çok büyük bir ihtimalle on kardeş babaları ve onbirinci kardeşleri için de tahıl müracatında bulunmuşlardı. İşte bu esnada Hz. Yusuf (a.s) babalarını ve kardeşlerini niye getirmediklerini sormuş olmalıydı. Sonra babalarının ihtiyar ve gözleri görmez oluşunu bir mazeret olarak kabul etmiş fakat kardeşleri hakkında beyan ettikleri, onun üvey kardeşleri olduğu ve babalarının onu kendileriyle göndermek istemediği şeklindeki mazeret konusunda kuşku belirtmiş olmalıydı: "Peki şimdi istediğiniz miktarı bu seferlik vereceğiz, fakat bir dahaki sefere üvey kardeşinizi de getirmelisiniz. Aksı takdirde yanlış beyanınız yüzünden hiç tahıl alamazsınız." Bu tehditle Hz. Yusuf, hem cömert hem de rahat bir tavır sergileyerek onları kazanmak istemişti. Çünkü küçük kardeşini çok özlemişti ve yokluğunda ailesinin ne hale geldiği konusunda endişeliydi. Meselenin basit ve doğal açıklaması yukarıdaki gibidir. Kitab-ı Mukaddes'te ise kıssanın bu bölümü (Tekvin, 42 ve 43. bölümler) münasebetsiz, abartılı, gerçek dışı ve itibara uygun değildir.