Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Zumer 17
Zumer 19
Zumer Suresine Dön

Zumer الزمر

18. Ayet
18Zumer
اَلَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ هَدٰيهُمُ اللّٰهُ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ
Onlar sözü işitip en güzeline uyarlar. Bunlar, Allah’ın hidayet ettikleridir. Bunlar, akıl sahiplerinin ta kendileridir.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

18- Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar.(36) İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete eriştirdikleridir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. AÇIKLAMA 28. Burada, biri kendisine bir musibet geldiğinde sadece Allah'a rücu eden, başka zamanlarda O'nun dışındaki kimselere kulluk yapan kimseler, diğeri her türlü halde Allah'a yönelen kimseler olmak üzere iki tip insan arasında bir mukayese yapılmaktadır. Bu birinci grubu Allah Teâlâ, cahil, ikincileri ise, alim olarak nitelemektedir. Bunlar okuma yazma bilmeseler de âlimdirler, zira asıl ilim, hakikatin ilmidir ve bu ilme göre amel etmektir. İnsanın kurtuluşu buna bağlıdır. Sanki şöyle denmek isteniyor "Bu iki grubun eşit olması mümkün mü?" Bu insanların dünyada bir araya gelmeleri nasıl mümkün değilse, ahirette de bir araya gelmeleri mümkün olmayacaktır. 29. Yani, sadece iman etmekle yetinmeyin, yanısıra Allah'tan korkarak, O'nun emirlerini yerine getirin. Yasak ettiği şeylerden uzak durun ve dünyada Allah'tan korkarak hayatınızı sürdürün. 30. Yani, onlara bu dünyada da ahirette de güzellik vardır. 31. Şayet bir belde, Allah'a itaat eden kimseler için, yaşanamayacak hale gelirse, onlar zorluğun ve sorunların daha az olduğu bir yere hicret etsinler. 32. Yani, onlar Allah yolunda her türlü musibete ve sıkıntıya katlanarak, hak yolda yürümeye devam ettiler. Bunların içine, hicret ederek, öz vatanlarına hasret duyanlar ile, hicret edemeyip bulundukları yerde, musibetlere göğüs geren ve müslümanlıklarında diretenler de dahildir. 33. Yani, benim görevim sadece tebliğ etmek değildir. Örnek olmak ve tebliğ ettiklerimi de bizzat yaşamak da görevlerim arasındadır. 34. "Hüsrana uğrayanlar", Allah'ın insana verdiği ömür, akıl ve diğer nimetleri boşa harcayanlardır. İnsan bunları dünyada boş yere heder eder. Yani Allah'ın olmadığını kabul ederek, O'na ortaklar koşarak veya kıyamet ve hesap gününün olmadığını, hesaba çekilmeyeceğini sanarak, Allah'ın kendisine lütfettiği tüm sermayesini (ömür, akıl, sıhhat v.s) bu yanlış düşünceler nedeniyle sarfedip iflas eder. Bu ifadenin diğer bir anlamı da şöyledir: Bu (hüsrana uğrayan) kimse, yanlış inançlarının etkisiyle, başkalarına zulmeder ve onların günahlarını da yüklenir. Ancak kendi küfrü dolayısıyla zaten hiçbir şeyi kalmadığı için, tamamen herşeyini kaybeder. Üçüncüsü, o sadece kendisi iflas etmekle kalmamış, yanısıra ailesini, akrabalarını ve kabilesini de yanlış inançları dolayısıyla zarara sokmuştur. Bu üç zararı da Allah Teâlâ "hüsran-ı mübin" (apaçık hüsran) olarak nitelemiştir. 35. "Tağut" yani âsîlik. Bir kimseye Taği (âsî) yerine Tağut denildiğinde, o kimsenin aşırı âsî olduğu kastedilir. Sözgelimi bir kimse için "güzel" deriz. Fakat "bu güzelliğin ta kendisi" dersek, o kimsenin çok güzel olduğunu vurgulamış oluruz. İşte tıpkı bunun gibi, diğer ilâhlara kulluk etmek âsîliktir ama kişinin kendisini ilâh mevkiine koyarak başkalarını kendisine kulluk ettirmesi isyanın ta kendisidir. (İzah için bkz. Bakara an: 286, Nisa an: 91-105, Nahl an: 32) 36. Bunun iki anlamı olabilir. Birincisi: "O duyduğu her söze hemen inanmaz. Onun üzerinde düşünür ve doğruysa kabul eder." Diğer anlamı ise: "Bir söz duyduğunda ona hemen kötü bir anlam vermeyip, iyi niyetle yaklaşır" şeklinde olabilir.
Önceki AyetZumer 17
Sonraki AyetZumer 19
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Zumer 17Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Zumer 19