Mûsâ ve Hârûn (as) ile Firavun ve İsrâîloğulları

PEYGAMBERLER VE GEÇMİŞ KAVİMLER

Bu konuyla ilgili ayetler

375ayet bulundu
Mûsâ ve Hârûn (as) ile Firavun ve İsrâîloğulları
1

Bakara

Ayet: 54Sayfa: 7

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ki sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendi kendinize zulmettiniz. Sizi yaratana tevbe edin ve nefislerinizi öldürün. Bu, yaratanınız yanında sizin için daha hayırlıdır. Sonra (Allah) sizi tevbeye muvaffak kıldı/tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz ki O, (tevbeye muvaffak kılan ve tevbeleri çokça kabul eden) Et-Tevvâb ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.”

2

Bakara

Ayet: 55Sayfa: 7

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani demiştiniz ki: “Ey Mûsâ! Apaçık bir şekilde Allah’ı görmeden sana iman etmeyeceğiz.” (Bunun üzerine) öylece bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

3

Bakara

Ayet: 56Sayfa: 7

Ayete Git

Sonra, şükredesiniz diye, ölümünüzün/baygınlığınızın ardından sizi (bir daha) dirilttik.

4

Bakara

Ayet: 57Sayfa: 7

Ayete Git

Bulutu üzerinize gölgelik yaptık ve size kudret helvası ile bıldırcın etini (yiyecek olarak) indirdik. Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyiniz. Onlar (haddi aşarak), bize zulmetmiş olmadılar. Lakin onlar kendi kendilerine zulmetmektelerdi.

5

Bakara

Ayet: 58Sayfa: 8

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani biz demiştik ki: “Bu beldeye girin. Ondan bolca ve dilediğiniz yerden yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘Hıttatun/Günahlarımızı dök.’ deyin. Biz de (emre itaatiniz karşılığında) hatalarınızı bağışlayalım. (Şu da var ki) muhsinlere/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlara ihsanlarımızı arttıracağız.”

6

Bakara

Ayet: 59Sayfa: 8

Ayete Git

Zalim olanlar, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla (“Günahlarımızı dök.” anlamındaki “Hıttatun.” ifadesini “buğday” anlamına gelen “hıntatun” kelimesiyle) değiştirdiler. Biz de bu fasıklıklarına karşılık zalimlerin üzerine gökten bir azap indirdik.

7

Bakara

Ayet: 60Sayfa: 8

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani Mûsâ kavmi için su talep etmişti. Dedik ki: “Asanı taşa vur.” (Asanın taşa değmesiyle) sular fışkırmış ve on iki pınar/çeşme oluşmuştu. Onlardan her bir topluluk kendilerine ait olan kaynağı bilmişti. Allah’ın rızkından yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık/düzensizlik/taşkınlık çıkarmayın.

8

Bakara

Ayet: 61Sayfa: 8

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani, “Ey Mûsâ! (Sadece kudret helvası ve bıldırcın eti yiyerek) bir tek yiyeceğe katlanamayacağız. Rabbine dua et de bize yeryüzünün bitirdiklerinden; baklasından, salatalığından, sarımsağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın.” dediniz. Mûsâ dedi ki: “En hayırlı olanı bu değersiz olanlarla mı değiştiriyorsunuz? Şehre inin, orada istedikleriniz vardır.” (Bu nankörlüklerinden sonra) onlara alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu ve Allah’ın gazabına uğradılar. Bu (ceza), Allah’ın ayetlerine karşı kâfir olmaları ve peygamberlerini haksız yere öldürmeleri sebebiyledir. Bu (ceza), isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.

9

Bakara

Ayet: 62Sayfa: 9

Ayete Git

Şüphesiz ki iman edenler, Yahudi olanlar, Hristiyan ve Sabiîlerden her kim Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman eder ve salih amel yaparsa onlara Rabbleri katında ecirler vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

10

Bakara

Ayet: 63Sayfa: 9

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani bir zamanlar sizden söz almış ve Tûr Dağı’nı tepenizde yükseltmiştik. (Ve demiştik ki:) “Size verdiğimiz (Kitab’a) kuvvetle yapışın ve içindeki (öğütleri) hatırlayın ki sakınıp korunabilesiniz.”

11

Bakara

Ayet: 64Sayfa: 9

Ayete Git

(Bu sözünüzden) sonra (yine) yüz çevirdiniz. Allah’ın sizin üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı kesinlikle hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.

12

Bakara

Ayet: 65Sayfa: 9

Ayete Git

Andolsun, içinizden Cumartesi Yasağı konusunda haddi aşanları biliyordunuz. Biz onlara, “Alçak/Aşağılık maymunlar olun!” dedik.

13

Bakara

Ayet: 66Sayfa: 9

Ayete Git

Bu (cezayı) kendilerinden önce ve sonra gelecek olanlara ibretlik bir ceza, muttakiler için de bir öğüt kıldık.

14

Bakara

Ayet: 67Sayfa: 9

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Allah, bir inek/sığır kesmenizi emrediyor.” Demişlerdi ki: “Bizimle alay mı ediyorsun?” Mûsâ, “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” demişti.

15

Bakara

Ayet: 68Sayfa: 9

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Bizim için Rabbine dua et de o ineğin sıfatlarını bize açıklasın.” Dedi ki: “(Allah) buyurdu ki: ‘O ne yaşlı ne de körpe, bu ikisi arasında (orta yaşta) bir inektir. (Bu açıklama üzerine artık) emrolunduğunuz şeyi yapın.’ ”

16

Bakara

Ayet: 69Sayfa: 9

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Bizim için Rabbine dua et de bize onun rengini açıklasın.” Dedi ki: “(Allah) buyurdu ki: ‘O, bakanlara (huzur verip) ferahlatan, rengi parlak, sapsarı bir inektir.’ ”

17

Bakara

Ayet: 70Sayfa: 10

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Bizim için Rabbine dua et de bize onun mahiyetini açıklasın. (Şu âna kadar anlattıkların nedeniyle) inek, kafamızı karıştırdı. Şayet Allah dilerse (ineği bulma konusunda) elbette doğru olanı yaparız.”

18

Bakara

Ayet: 71Sayfa: 10

Ayete Git

Dedi ki: “Allah buyuruyor ki: ‘Tarla sürme ve ekin sulama işinde çalıştırılmamış, kusursuz, üzerinde benek olmayan bir inektir/boğadır.’ ” (Onlar,) “Şimdi doğruyu söyledin.” dediler ve ineği/boğayı kestiler. Fakat neredeyse onu kesmeyeceklerdi.

19

Bakara

Ayet: 72Sayfa: 10

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani siz bir insan öldürmüş ve birbirinizi suçlamıştınız. Allah sizin gizleyip sakladıklarınızı açığa çıkarandır.

20

Bakara

Ayet: 73Sayfa: 10

Ayete Git

“Hayvanın bir parçasıyla cesede vurun.” diye emrettik. (O da dile gelip katilini söyledi.) İşte böylece Allah, ölüleri diriltip ayetlerini sizlere gösterir ki akledesiniz.

21

Bakara

Ayet: 74Sayfa: 10

Ayete Git

Bu olaydan sonra kalpleriniz katılaştı. Kalpleriniz taş gibi, hatta taştan da katıdır. Oysa öyle taşlar vardır ki ondan nehirler fışkırır. Öylesi vardır ki yarılır ve içinden su çıkar. Öylesi de vardır ki Allah’ın korkusundan yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

22

Bakara

Ayet: 75Sayfa: 10

Ayete Git

İçlerinden bir grubun, Allah’ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, bile bile tahrif ediyor olmalarına rağmen size inanacaklarını mı umuyorsunuz?

23

Bakara

Ayet: 76Sayfa: 10

Ayete Git

İman edenlerle karşılaştıklarında, “İman ettik.” derler. Kendi aralarında baş başa kaldıklarında ise şöyle derler: “Ne diye Allah’ın size açtığı sırları onlara anlatıyorsunuz? Allah katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi? Akletmez misiniz?”

24

Bakara

Ayet: 77Sayfa: 11

Ayete Git

(Yoksa onlar) gizlediklerini ve açıktan yaptıklarını Allah’ın bildiğini bilmiyorlar mı?

25

Bakara

Ayet: 78Sayfa: 11

Ayete Git

Onların içinden Kitab’ı bilmeyen ümmiler vardır. (Kitab’a dair) birtakım emâniyyeye/kuruntuya/kulaktan dolma bilgiye sahiptir ve onlar yalnızca zannetmektelerdir.

26

Bakara

Ayet: 79Sayfa: 11

Ayete Git

Az bir dünyalık elde etmek için elleriyle kitap yazan, sonra da, “Bu, Allah’ın katındandır.” diyenlere yazıklar olsun. Elleriyle yazdıklarından ötürü yazıklar olsun onlara! (Uydurdukları kitaplar için, “Allah tarafından yazdırıldı.” diyerek) elde ettikleri kazançtan ötürü de yazıklar olsun onlara.

27

Bakara

Ayet: 80Sayfa: 11

Ayete Git

Dediler ki: “Sayılı günler dışında ateş bize dokunmayacaktır.” De ki: “Allah katından (bu konuya dair) bir söz mü aldınız? (Şayet öyleyse) Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”

28

Bakara

Ayet: 81Sayfa: 11

Ayete Git

(Hayır, öyle değil!) Bilakis, kim bir günah işler ve günahı onu her yönden kuşatırsa bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.

29

Bakara

Ayet: 82Sayfa: 11

Ayete Git

İman edip salih amel işleyenler ise işte onlar cennetin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.

30

Bakara

Ayet: 83Sayfa: 11

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani biz İsrâîloğullarından, “Yalnızca Allah’a ibadet edin, anne babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve miskinlere/ihtiyaç sahibi yoksullara iyilik yapın. İnsanlara güzel söz söyleyin. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin.” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç sözünüzden döndünüz ve hâlâ yüz çevirmeye devam etmektesiniz.

31

Bakara

Ayet: 84Sayfa: 12

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani sizden, “Birbirinizin kanını dökmeyin ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın.” diye söz almıştık. Sonra sizler (verdiğiniz sözü) ikrar ettiniz ve hâlâ da (bu sözü verdiğinize) şahitlik etmektesiniz.

32

Bakara

Ayet: 85Sayfa: 12

Ayete Git

Sonra sizler (söz vermenize rağmen) birbirinizi öldürüyor, bir kısmınız bir kısmınızı yurtlarından çıkarıyor, günah ve haddi aşmada onların aleyhine yardımlaşıyorsunuz. (Dindaşlarınız) size esir olarak geldiğinde onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmasına rağmen (serbest bırakma karşılığında) fidye alıyorsunuz. Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında rezil rüsva olmaktan başka bir şey değildir. Ahiret Günü’nde de azabın en çetinine uğrayacaklardır. Allah sizin yaptıklarınızdan gafil değildir.

33

Bakara

Ayet: 86Sayfa: 12

Ayete Git

Bunlar öyle kimselerdir ki ahiretlerini dünya hayatı karşılığında satmışlardır. Onlardan azap hafifletilmeyecek, onlara yardım da edilmeyecektir.

34

Bakara

Ayet: 87Sayfa: 12

Ayete Git

Andolsun ki Mûsâ’ya Kitab’ı verdik ve onun ardından peş peşe resûller gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’ya da apaçık deliller verdik ve onu Rûhu’l Kudus’le (Cibrîl’le) destekledik. Resûl, hevanıza uygun olmayan bir şey getirdiğinde her seferinde büyüklenecek, (o resûllerin) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını öldürecek misiniz?

35

Bakara

Ayet: 88Sayfa: 12

Ayete Git

Dediler ki: “Kalplerimiz, (senin anlattıklarına karşı) kılıflıdır/kapalıdır.” (Hayır, öyle değil!) Bilakis, Allah küfürleri nedeniyle onlara lanet etmiştir. (Bu nedenle) pek az iman ederler.

36

Bakara

Ayet: 89Sayfa: 13

Ayete Git

Allah katından onlara, yanlarındaki (Tevrât’ı) doğrulayıcı Kitap geldiği zaman -oysa daha önceleri kâfirlere karşı (bu kitapla) zafer kazanmayı umuyorlardı- işte bildikleri o şey kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın laneti kâfirlerin üzerine olsun.

37

Bakara

Ayet: 90Sayfa: 13

Ayete Git

Allah’ın, dilediği kuluna fazlından (lütuf olarak) indirdiği Kitab’ı kıskançlık/azgınlık yaparak inkâr etmeleri, kendileri için satın aldıkları ne kötü şeydir! (Böyle yapmakla) gazap üstüne gazaba uğradılar. (Ahirette de) kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.

38

Bakara

Ayet: 91Sayfa: 13

Ayete Git

Onlara, “Allah’ın indirdiğine iman edin.” denildiği zaman derler ki: “Biz, bize indirilene iman ederiz.” Yanlarında olanı doğrulayıp hak olmasına rağmen onun arkasından geleni (Kur’ân’ı) inkâr ederler. De ki: “Madem inanıyordunuz öyleyse bundan önce ne diye Allah’ın nebilerini öldürdünüz?”

39

Bakara

Ayet: 92Sayfa: 13

Ayete Git

Andolsun ki Mûsâ size apaçık delillerle geldi. Sonra sizler onun ardından buzağıyı (ilah) edindiniz. İşte sizler böyle zalimlersiniz.

40

Bakara

Ayet: 93Sayfa: 13

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani sizden söz almış ve Tûr Dağı’nı tepenizde yükseltmiştik. “Size verdiğimiz (Kitab’a) kuvvetle yapışın ve söz dinleyin.” demiştik. Demişlerdi ki: “İşittik ve isyan ettik.” Küfürleri sebebiyle buzağı sevgisi onların kalplerine içirilmişti/kalpleri buzağı sevgisiyle dolup taşmıştı. De ki: “Şayet müminseniz, imanınız size ne kötü bir şey emrediyor!”

41

Bakara

Ayet: 94Sayfa: 14

Ayete Git

De ki: “Şayet Allah indinde ahiret hayatı insanlara değil, yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğruysanız ölümü temenni edin (bakalım)!”

42

Bakara

Ayet: 95Sayfa: 14

Ayete Git

Elleriyle (yapıp) takdim ettiklerinden dolayı ölümü hiçbir zaman temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri bilmektedir.

43

Bakara

Ayet: 96Sayfa: 14

Ayete Git

Andolsun ki onları dünya hayatına karşı en istekli/hırslı olanlar olarak bulacaksın. (Öyle ki) dünyaya müşriklerden bile daha düşkünlerdir. Onlardan her biri bin sene yaşamak ister. Onlara bu kadar ömür verilmesi onları azaptan kurtaracak değildir. Allah onların yaptıklarını görendir.

44

Bakara

Ayet: 97Sayfa: 14

Ayete Git

De ki: “Kim Cibrîl’e düşmanlık ederse (bilsin ki) önünde olan (Kitapları) doğrulayıcı, müminlere hidayet kaynağı ve müjde olan (Kur’ân’ı) Allah’ın izniyle senin kalbine indiren odur.”

45

Bakara

Ayet: 98Sayfa: 14

Ayete Git

Kim de Allah’a, meleklerine, resûllerine, Cibrîl’e ve Mikail’e düşmanlık ederse şüphesiz ki Allah, kâfirlerin düşmanıdır.

46

Bakara

Ayet: 246Sayfa: 39

Ayete Git

Mûsâ’dan sonra İsrâîloğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Hani onlar nebilerine demişlerdi ki: “Bize bir komutan tayin et, (onun komutanlığında) Allah yolunda savaşalım.” O da demişti ki: “Ya savaş size farz kılındıktan sonra savaşmazsanız?” Demişlerdi ki: “Biz yurtlarımızdan sürülmüş ve evlatlarımızdan menedilmişken nasıl olur da Allah yolunda savaşmayız?” Savaş onlara farz kılınınca azı hariç (savaşmaktan imtina ederek Allah’ın emrinden) yüz çevirdiler. Allah, zalimleri bilendir.

47

Bakara

Ayet: 248Sayfa: 39

Ayete Git

Nebileri onlara demişti ki: “Onun yöneticiliğinin alameti size getirilecek tabuttur. O (tabutun) içinde Rabbinizden olan, (insanların korku ve kaygılarını giderip onları rahatlatan) bir sekinet, Mûsâ ve Hârûn ailesinden geriye kalan (eşyalar) vardır. O (tabutu) melekler taşır. Şayet müminseniz bunda sizin için (ibret alınacak) ayetler vardır.”

48

Nisâ

Ayet: 153Sayfa: 101

Ayete Git

Ehl-i Kitap (olanlar) üzerlerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Bu isteklerine şaşırma!) Şüphesiz ki Mûsâ’dan, bundan daha büyük bir şey istemişlerdi. Dediler ki: “Allah’ı bize (çıplak gözle görecek şekilde) açıkça göster.” Zulümleri nedeniyle onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık deliller geldikten sonra buzağıyı (ilah) edindiler. Bu (suçlarını da) bağışladık. Ve Mûsâ’ya apaçık bir delil verdik.

49

Nisâ

Ayet: 164Sayfa: 103

Ayete Git

Kıssalarını daha önce sana anlattığımız resûllere de kıssalarını anlatmadıklarımıza da (vahyettik). Allah, Mûsâ ile (kesin bir şekilde) konuştu.

50

Mâide

Ayet: 20Sayfa: 110

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey Kavmim! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Sizlerin içinden nebiler göndermiş, sizleri hükümdar yapmış ve âlemlerden kimseye vermediği (hayır ve güzellikleri) size vermiştir.”

51

Mâide

Ayet: 21Sayfa: 110

Ayete Git

“Ey Kavmim! Allah’ın size yazdığı mukaddes topraklara girin, (kaçmak için) arkanızı dönmeyin. (O hâlde) hüsrana uğrayanlar olarak geri dönersiniz.”

52

Mâide

Ayet: 22Sayfa: 110

Ayete Git

Dediler ki: “Ey Mûsâ! Orada çok güçlü bir topluluk vardır. Onlar çıkmadan biz oraya girmeyeceğiz. Şayet çıkarlarsa elbette biz gireriz.”

53

Mâide

Ayet: 23Sayfa: 110

Ayete Git

(Allah’tan) korkanlardan, Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki kişi dedi ki: “Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girerseniz şüphesiz ki sizler, galipsiniz. Şayet müminseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin.”

54

Mâide

Ayet: 24Sayfa: 111

Ayete Git

Dediler ki: “Ey Mûsâ! (O güçlü topluluk) orada olduğu müddetçe ebediyen oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidip savaşın. Biz burada bekliyor olacağız.”

55

Mâide

Ayet: 25Sayfa: 111

Ayete Git

Dedi ki: “Rabbim! Ben sadece kendime ve kardeşime söz geçirebilirim/ikimizden sorumluyum. Fasık olan (bu) kavim ile bizim aramızı ayır.”

56

Mâide

Ayet: 26Sayfa: 111

Ayete Git

Dedi ki: “Şüphesiz ki o (topraklar), kırk yıl boyunca onlara haramdır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolanırlar. Fasık topluluğa üzülme!”

57

A'râf

Ayet: 103Sayfa: 162

Ayete Git

Onların ardından Mûsâ’yı, ayetlerimizle Firavun ve önde gelen avanesine gönderdik. Onlar (ayetlerimizi inkâr edip alaya alarak) zulmetti. Bozguncuların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak.

58

A'râf

Ayet: 104Sayfa: 162

Ayete Git

Mûsâ demişti ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben, âlemlerin Rabbinden (gelen) bir elçiyim.”

59

A'râf

Ayet: 105Sayfa: 163

Ayete Git

“Allah’a karşı yalnızca hak olanı söylemek benim görevimdir.” (demişti.) “Şüphesiz ki size Rabbinizden apaçık mucizelerle geldim. Artık İsrâîloğullarını benimle birlikte gönder.”

60

A'râf

Ayet: 106Sayfa: 163

Ayete Git

(Firavun,) “Eğer sen bir ayetle/mucizeyle gelmişsen ve sözünde de doğruysan hadi getir onu da (görelim).” demişti.

61

A'râf

Ayet: 107Sayfa: 163

Ayete Git

(Bunun üzerine) Mûsâ asasını attı. (Bir de ne görsün!) O, apaçık bir yılan oluvermiş.

62

A'râf

Ayet: 108Sayfa: 163

Ayete Git

Elini (koynundan) çekti. (Bir de ne görsün!) Bakanların (gözünü alacak kadar) bembeyaz (bir ele dönüşüvermiş).

63

A'râf

Ayet: 109Sayfa: 163

Ayete Git

(Buna karşılık) Firavun’un kavminden önde gelen birileri demişti ki: “Şüphesiz ki bu, bilgili/usta bir büyücüdür.”

64

A'râf

Ayet: 110Sayfa: 163

Ayete Git

(Firavun,) “(Yaptığı bu sihirle) sizi yerinizden yurdunuzdan etmek istiyor. Ne buyurursunuz?” (demişti.)

65

A'râf

Ayet: 111Sayfa: 163

Ayete Git

(Önde gelenler) dediler ki: “Ona ve kardeşine (vereceğin cezayı) ertele. Şehirlere toplayıcı adamlar sal.”

66

A'râf

Ayet: 112Sayfa: 163

Ayete Git

“Usta büyücülerin tamamını sana getirirler.”

67

A'râf

Ayet: 113Sayfa: 163

Ayete Git

Büyücüler Firavun’a geldiler, “Şayet biz (Mûsâ’ya) üstün gelirsek herhâlde bize (dolgun) bir ücret verirsin artık değil mi?” dediler.

68

A'râf

Ayet: 114Sayfa: 163

Ayete Git

“Evet, şüphesiz (üstün geldiğiniz takdirde) bana yakınlaştırılmış (gözde adamlarımdan) olacaksınız.” demişti.

69

A'râf

Ayet: 115Sayfa: 163

Ayete Git

(Büyücüler,) “Ey Mûsâ! Ya önce sen (hünerini) sergile ya da biz başlayalım. (Ne dersin?)” demişlerdi.

70

A'râf

Ayet: 116Sayfa: 163

Ayete Git

Demişti ki: “Başlayın.” (Sihir aletlerini yere) atınca insanların gözlerini büyülediler, onları dehşete düşürdüler ve büyük bir sihir ortaya koydular.

71

A'râf

Ayet: 117Sayfa: 163

Ayete Git

Biz, Mûsâ’ya, “Asanı yere at.” diye vahyettik. (Bir de ne görsünler!) O, onların uydurduklarını yutuvermiş.

72

A'râf

Ayet: 118Sayfa: 163

Ayete Git

Artık hakikat ortaya çıktı ve onların yaptıkları bir hiç olup gitti.

73

A'râf

Ayet: 119Sayfa: 163

Ayete Git

Oracıkta yenilmiş ve küçük düşmüşlerdi.

74

A'râf

Ayet: 120Sayfa: 163

Ayete Git

Sihirbazlar (gördükleri karşısında) secdeye kapanmışlardı.

75

A'râf

Ayet: 121Sayfa: 164

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Biz, âlemlerin Rabbi olan (Allah’a) iman ettik.”

76

A'râf

Ayet: 122Sayfa: 164

Ayete Git

“Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi olan (Allah’a).”

77

A'râf

Ayet: 123Sayfa: 164

Ayete Git

Firavun dedi ki: “(Ben) size izin vermeden O’na iman ettiniz, öyle mi? Şüphesiz ki bu (yaptığınız), buranın halkını yurtlarından sürüp çıkarmak için (Mûsâ ile beraber) tezgâhladığınız bir tuzaktır. Pek yakında (yapacaklarımı) bileceksiniz/anlayacaksınız.”

78

A'râf

Ayet: 124Sayfa: 164

Ayete Git

“Kuşkusuz, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip sonra da sizi topluca asacağım.”

79

A'râf

Ayet: 125Sayfa: 164

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Şüphesiz bizler Rabbimize döneceğiz.”

80

A'râf

Ayet: 126Sayfa: 164

Ayete Git

“Bizden intikam almanın tek nedeni, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde ona inanmamızdır. Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar olarak canımızı al.”

81

A'râf

Ayet: 127Sayfa: 164

Ayete Git

Firavun’un kavminden önde gelenler demişti ki: “Sen, Mûsâ’yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?” (Firavun onları yatıştırmak için) demişti ki: “Erkek çocuklarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Şüphesiz ki biz, onların üzerinde kahredici bir güce sahibiz.”

82

A'râf

Ayet: 128Sayfa: 164

Ayete Git

Mûsâ, kavmine, “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin!” demişti. “Şüphesiz ki yeryüzü, Allah’ındır ve ona kullarından dilediğini mirasçı/sahip kılar. Akıbet/Mutlu son muttakilerindir.”

83

A'râf

Ayet: 129Sayfa: 164

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Sen gelmeden önce de eziyet görüyorduk, sen geldikten sonra da eziyet görmeye devam ediyoruz!” Demişti ki: “(Böyle düşünmeyin!) Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünün halifeleri, (onların yerine geçen yöneticileri) kılar. Böylece sizin nasıl işler yapacağınızı gözler.”

84

A'râf

Ayet: 130Sayfa: 164

Ayete Git

Andolsun ki biz, Firavun ailesini düşünüp öğüt alırlar diye uzun yıllar kıtlık ve meyvelerden eksiltmekle imtihan ettik.

85

A'râf

Ayet: 131Sayfa: 165

Ayete Git

Onlara bir iyilik geldiğinde, “Biz bunu hak ettik.” derlerdi. Başlarına bir kötülük geldiğinde, “Mûsâ’nın ve beraberinde olanların uğursuzluğudur.” (derlerdi.) Dikkat edin! Onların uğursuzluk (saydıkları musibetlerin tamamı) Allah katındandır. Fakat onların birçoğu bilmezler.

86

A'râf

Ayet: 132Sayfa: 165

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Bizi büyülemek için ne ayet/mucize getirirsen getir, yine de sana iman etmeyeceğiz.”

87

A'râf

Ayet: 133Sayfa: 165

Ayete Git

(Bunun üzerine) ayrı ayrı ayetler/mucizeler olan tufan, çekirge, (bit, pire, böcek vb.) haşerat, kurbağalar ve kan gönderdik üzerlerine. Yine büyüklenip kibre kapıldılar ve suçlu günahkâr bir toplum oldular.

88

A'râf

Ayet: 134Sayfa: 165

Ayete Git

Azap üzerlerine çökünce, “Ey Mûsâ! Senin yanında bulunan (Allah’ın) ahdiyle bizim için Rabbine dua et. Bu azabı bizden giderirsen, andolsun ki sana iman edecek ve İsrâîloğullarını seninle beraber göndereceğiz!” demişlerdi.

89

A'râf

Ayet: 135Sayfa: 165

Ayete Git

(Sözlerini tutup tutmayacaklarını sınamak için) bir zamana kadar azabı kaldırınca (bir de ne göresin,) onlar sözlerini bozmuşlar bile!

90

A'râf

Ayet: 136Sayfa: 165

Ayete Git

(Bunun üzerine) onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve ona karşı gafil olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

91

A'râf

Ayet: 137Sayfa: 165

Ayete Git

Bereketli kıldığımız toprakların doğusuna ve batısına zayıf bırakılmış topluluğu mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabbinin güzel vaadi İsrâîloğulları için gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıkları ve bina edip yükselttiklerini yerle bir ettik.

92

A'râf

Ayet: 138Sayfa: 166

Ayete Git

İsrâîloğullarını denizden geçirdik. Kendilerine ait putları olan ve sürekli o (putlara) tapan bir kavme geldiler. “Ey Mûsâ! Onların ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah yap.” demişlerdi. “Şüphesiz sizler, cahillik eden bir topluluksunuz.” demişti.

93

A'râf

Ayet: 139Sayfa: 166

Ayete Git

(Benzemeye çalıştığınız putperestlerin) içinde bulundukları hâl, yok olup gitmeye mahkûmdur. Yaptıkları da (Allah katında) batıldır/geçersizdir.

94

A'râf

Ayet: 140Sayfa: 166

Ayete Git

Demişti ki: “Sizi âlemlere faziletli/üstün kılmışken, size Allah’ın dışında bir ilah mı arayayım?”

95

A'râf

Ayet: 141Sayfa: 166

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size işkencenin en kötüsünü reva görüyor, erkek çocuklarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.

96

A'râf

Ayet: 142Sayfa: 166

Ayete Git

Mûsâ ile otuz gece için sözleştik. Buna ayrıca on gün ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre kırk güne tamamlandı. Mûsâ kardeşi Hârûn’a dedi ki: “Kavmimde benim yerime geç. Islah et ve bozguncuların yoluna uyma.”

97

A'râf

Ayet: 143Sayfa: 166

Ayete Git

Mûsâ tayin edilen yere gelip Rabbi onunla konuşunca, “Rabbim! Bana göster de seni göreyim.” demişti. Allah buyurdu ki: “Beni göremeyeceksin. Fakat dağa bak. Eğer yerinde durabilirse beni göreceksin.” Allah dağa tecelli edince onu paramparça etti ve Mûsâ düşüp bayıldı. Ayılınca da, “Seni (tüm eksikliklerden) tenzih ederim. Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim.” demişti.

98

A'râf

Ayet: 144Sayfa: 167

Ayete Git

(Allah) buyurdu ki: “Ey Mûsâ! Sana verdiğim risaletim ve seninle konuşmamla seni insanlara üstün/seçkin kıldım. Sana verdiğime kuvvetle yapış ve şükredenlerden ol.”

99

A'râf

Ayet: 145Sayfa: 167

Ayete Git

O levhalarda ona her şeyden bir öğüt ve her şeye dair tafsilatlı bilgiler yazdık: “Ona kuvvetle tutun ve kavmine de emret, ona en güzel şekilde tutunsunlar. Fasıklar (cezalandırıldıklarında) yurtlarının (ne hâle geldiğini) size göstereceğim.”

100

A'râf

Ayet: 146Sayfa: 167

Ayete Git

Hakları olmadığı hâlde yeryüzünde büyüklenip kibre kapılanları ayetlerimden çevireceğim. (İlgisiz kalacaklar, duysalar dahi anlamayacaklar.) Onlar bütün ayetleri görseler de inanmazlar. Rüşd/Olgunluk/Doğruluk yolunu görseler de onu yol edinmezler. Azgınlık yolunu gördüklerinde (hemen benimser) de kendilerine yol edinirler. Bu, ayetlerimizi yalanlamaları ve ayetlerden gafil olmaları nedeniyledir.

101

A'râf

Ayet: 147Sayfa: 167

Ayete Git

Ayetlerimizi ve ahiret karşılaşmasını yalanlayan kimselerin amelleri boşa gitmiştir. (Ne bekliyorlardı?) Yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?

102

A'râf

Ayet: 148Sayfa: 167

Ayete Git

Mûsâ’nın kavmi onun ardından süs eşyalarından yapılmış, (aldığı hava nedeniyle) ses çıkaran bir buzağı heykelini ilah edindi. O (buzağının) onlarla konuşmadığını ve onları doğru yola hidayet edemediğini görmediler mi? Onu (ilah) edindiler ve onlar, (buzağıyı ilah edinmekle müşrik ve) zalimlerden oldular.

103

A'râf

Ayet: 149Sayfa: 167

Ayete Git

(Başlarını ellerinin arasına alıp) yaptıklarına pişman oldukları ve kesinlikle saptıklarını anladıkları vakit demişlerdi ki: “Şayet Rabbimiz bize merhamet edip bizi bağışlamazsa elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

104

A'râf

Ayet: 150Sayfa: 168

Ayete Git

Mûsâ kavmine öfkeli ve üzgün bir hâlde döndüğünde, “Arkamdan ne kötü işler ettiniz. Rabbinizin emrinin bir ân önce olmasını istediniz (öyle mi)?” demişti. Levhaları fırlatmış ve kardeşinin başını (saçından) tutup kendisine çekmişti. (Hârûn,) “Ey anamın oğlu! (Sandığın gibi değil!) Bu topluluk beni zayıf buldu ve neredeyse beni öldüreceklerdi. Bana, düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni zalimler topluluğuyla bir tutma.” demişti.

105

A'râf

Ayet: 151Sayfa: 168

Ayete Git

(Bunun üzerine) Mûsâ demişti ki: “Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla ve bizi rahmetine dâhil et. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.”

106

A'râf

Ayet: 152Sayfa: 168

Ayete Git

Şüphesiz ki buzağıyı (ilah) edinenlere Rabblerinden bir gazap ve dünya hayatında zillet erişecektir. Biz (şirk koşarak Allah’a) iftira edenleri böyle cezalandırırız işte!

107

A'râf

Ayet: 153Sayfa: 168

Ayete Git

Kötülükler işleyip sonrasında tevbe edip iman edenlere gelince, hiç şüphesiz Rabbin, onun ardından (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.

108

A'râf

Ayet: 154Sayfa: 168

Ayete Git

Mûsâ’nın öfkesi yatışınca (yere atmış olduğu) levhaları aldı. Onun nüshasında, “Rabblerinden korkanlar için hidayet ve rahmet vardır.” (yazılıydı.)

109

A'râf

Ayet: 155Sayfa: 168

Ayete Git

Mûsâ, tayin edilen randevu için kavminden yetmiş kişiyi seçmişti. (“Allah’ı açıktan görmeden iman etmeyiz.” sözlerine ceza olarak) onları şiddetli bir sarsıntı yakalayınca demişti ki: “Rabbim! Dileseydin bundan önce bunları da beni de helak ederdin. İçimizdeki sefihlerin/kıt akıllıların yaptığından dolayı bizi helak mı edeceksin? O, senin sınamandan başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırır, dilediğini de hidayet edersin. Sen, bizim velimizsin/dostumuzsun. Bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.”

110

A'râf

Ayet: 156Sayfa: 169

Ayete Git

“Bize bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Şüphesiz ki (tevbe edip hidayetini umarak) sana yöneldik.” (Allah) buyurdu ki: “Azabıma gelince onu dilediğime isabet ettiririm. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu korkup sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım.”

111

A'râf

Ayet: 157Sayfa: 169

Ayete Git

“Onlar ki yanlarında bulunan Tevrât ve İncîl’de yazılı olarak (sıfatlarını) buldukları ümmi olan Resûl ve Nebi’ye uyarlar. Onlara iyiliği emreder, kötülükten sakındırır; temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar; sırtlarındaki ağır yükü ve zincirlerini kaldırır. Ona iman edenler, onu saygıyla yüceltenler, ona yardım edenler ve onunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân’a) uyanlar… İşte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

112

A'râf

Ayet: 159Sayfa: 169

Ayete Git

Mûsâ’nın kavminden öyle bir topluluk vardır ki hakka çağırır ve hakla hükmederler.

113

A'râf

Ayet: 160Sayfa: 170

Ayete Git

Biz, onları on iki ayrı oymak olarak gruplara ayırdık. Kavmi Mûsâ’dan su talebinde bulunduğunda Mûsâ’ya, “Asanı taşa vur.” diye vahyettik. (Asasını taşa vurunca) ondan on iki pınar fışkırdı. Her insan topluluğu su içeceği çeşmeyi bildi. Bulutlarla onları gölgeledik ve üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik. (Sonra,) “Allah’ın sizi rızıklandırdığı temiz şeylerden yiyin.” (dedik.) Onlar bize zulmetmediler. (İşledikleri günahlarla) kendilerine zulmediyorlardı.

114

A'râf

Ayet: 161Sayfa: 170

Ayete Git

Onlara, “Bu beldeye yerleşin, orada dilediğiniz yerden yiyin. ‘Hıttatun/Günahlarımızı dök.’ deyin. Kapıdan secde ederek girin ki biz de hatalarınızı bağışlayalım. Muhsinlere/Kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlara (ihsanlarımızı) arttıracağız.” denildi.

115

A'râf

Ayet: 162Sayfa: 170

Ayete Git

(Ancak) onlardan zalim olanlar, kendilerine söylenen sözü başkasıyla (“Günahlarımızı dök.” anlamındaki “Hıttatun.” kelimesini “buğday” anlamına gelen “hıntatun” ile) değiştirdiler. Biz de zulümlerine karşılık gökten bir azap saldık üzerlerine.

116

A'râf

Ayet: 163Sayfa: 170

Ayete Git

Onlara deniz kıyısındaki (o sahil) kasabasının durumunu da sor. Hani onlar Cumartesi Günü’nde (Avlanma Yasağı’nı çiğneyerek) haddi aşmışlardı. Cumartesi Yasağı’na uyduklarında balıklar her taraftan akın ediyordu. Yasağa uymadıklarında ise gelmiyordu. İşte biz, fasıklıkları nedeniyle onları böyle imtihan ediyorduk.

117

A'râf

Ayet: 164Sayfa: 171

Ayete Git

Onlardan bir topluluk, “Allah’ın helak edeceği ya da çetin bir azaba çarptıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediği zaman, “Rabbinize sunacağımız bir mazeretimiz olsun ve umulur ki korkup sakınırlar.” demişlerdi.

118

A'râf

Ayet: 165Sayfa: 171

Ayete Git

Kendilerine hatırlatılanı unuttukları vakit, kötülükten alıkoyanları kurtarmış, zalimleri ise fasıklıkları sebebiyle zorlu bir azapla yakalayıvermiştik.

119

A'râf

Ayet: 166Sayfa: 171

Ayete Git

Yasaklandıkları şeyi yapmakta diretince, “Alçak/Aşağılık maymunlar olun!” demiştik.

120

A'râf

Ayet: 167Sayfa: 171

Ayete Git

O zaman Rabbin, kıyamete kadar onlara işkencenin en kötüsünü reva görecek birilerini göndereceğini/musallat edeceğini bildirdi. Şüphesiz ki Rabbinin cezalandırması pek çabuktur. Şüphesiz ki O, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.

121

A'râf

Ayet: 168Sayfa: 171

Ayete Git

Onları yeryüzünde topluluklar hâlinde böldük. İçlerinde salih kimseler olduğu gibi böyle olmayanlar da vardır. (Takva ve salihliğe) dönerler diye onları iyilik ve kötülükle imtihan ettik.

122

A'râf

Ayet: 169Sayfa: 171

Ayete Git

Sonra onların yerine Kitab’a da mirasçı olan bir topluluk geçti. Dünya malının değersiz olanını alıyor ve “(Ne de olsa) günahlarımız bağışlanacak.” diyorlardı. (Güya tevbe etmelerine rağmen) değersiz bir dünya malı geldiğinde yine onu alıyorlar. Oysa Allah’a karşı yalnızca hak olanı söyleyeceklerine dair onlardan Kitap sözü alınmamış mıydı? Kitab’ın içindekileri de sürekli okuyanlardı hâlbuki. Ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz?

123

A'râf

Ayet: 170Sayfa: 171

Ayete Git

Kitab’a (dört elle) yapışanlar ve namazı dosdoğru kılanlar (var ya)! Şüphesiz ki biz, ıslah edenlerin ecirlerini zayi etmeyiz.

124

A'râf

Ayet: 171Sayfa: 172

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani bir zamanlar (Tûr) Dağı’nı bir gölgelik gibi tepelerinde yükseltmiştik de onun tepelerine düşeceğini sanmışlardı. (O sırada onlara şöyle öğüt vermiştik:) “Size verdiğimize kuvvetle yapışın ve içindekileri hatırlayın ki korkup sakınasınız.”

125

A'râf

Ayet: 172Sayfa: 172

Ayete Git

(Hatırla!) Hani Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Demişlerdi ki: “Evet! (Sen bizim Rabbimizsin!) Şahit olduk.” (Bu,) Kıyamet Günü, “Biz bundan habersizdik.” dememeniz içindir.

126

A'râf

Ayet: 173Sayfa: 172

Ayete Git

Ya da, “Babalarımız daha önce şirk koşmuştu. Biz ise onlardan sonra gelen (ve onları taklit eden) bir nesiliz. Batıl ehlinin yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir.

127

Yûnus

Ayet: 75Sayfa: 216

Ayete Git

Sonra, onların ardından Firavun’a ve ileri gelenlere, Mûsâ ve Hârûn’u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar (ayetlerimize ve resûllerimize karşı) büyüklenmişlerdi. Onlar, suçlu günahkâr bir kavimdi.

128

Yûnus

Ayet: 76Sayfa: 216

Ayete Git

Tarafımızdan onlara hak geldiği zaman: “Şüphesiz ki bu, apaçık bir sihirdir.” demişlerdi.

129

Yûnus

Ayet: 77Sayfa: 216

Ayete Git

Mûsâ demişti ki: “Hak size geldiğinde, ‘bu sihir’ mi diyorsunuz? Hâlbuki sihirbazlar kurtuluşa eremezler.”

130

Yûnus

Ayet: 78Sayfa: 216

Ayete Git

“Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan bizleri uzaklaştırmak ve yeryüzünde büyüklük/otorite siz ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz, ikinize de inanmayız.” demişlerdi.

131

Yûnus

Ayet: 79Sayfa: 217

Ayete Git

Firavun, “Bana bütün usta büyücüleri getirin.” demişti.

132

Yûnus

Ayet: 80Sayfa: 217

Ayete Git

Sihirbazlar gelince Mûsâ, “Atın (bakalım) ne atacaksanız.” demişti.

133

Yûnus

Ayet: 81Sayfa: 217

Ayete Git

Onlar (ellerindekileri) atınca, Mûsâ demişti ki: “Bu yaptığınız büyüdür. Şüphesiz ki Allah, onu iptal edecektir. (Çünkü) Allah, bozguncuların yaptığını ıslah etmez.”

134

Yûnus

Ayet: 82Sayfa: 217

Ayete Git

Suçlu günahkârlar istemese de Allah, kelimeleriyle hakkı ortaya çıkaracaktır.

135

Yûnus

Ayet: 83Sayfa: 217

Ayete Git

Kavminden bir grup genç dışında kimse Mûsâ’ya iman etmedi. (O gençler de) Firavun’un ve ileri gelenlerin kendilerine işkence etmesinden korkarak iman etmişlerdi. Çünkü Firavun, yeryüzünde üstünlük taslayan bir despot ve haddi aşan bir taşkındı.

136

Yûnus

Ayet: 84Sayfa: 217

Ayete Git

Mûsâ demişti ki: “Ey kavmim! Şayet Allah’a inanıp O’na teslim olduysanız yalnızca O’na tevekkül edin.”

137

Yûnus

Ayet: 85Sayfa: 217

Ayete Git

(Bunun üzerine:) “Allah’a tevekkül ettik.” demişlerdi. “Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğuna fitne kılma. (Bize üstün gelirlerse hak yolda olduklarını zannederler. Onlara fitne olmuş oluruz.)”

138

Yûnus

Ayet: 86Sayfa: 217

Ayete Git

“Ve bizleri rahmetinle kâfirler topluluğundan kurtar.”

139

Yûnus

Ayet: 87Sayfa: 217

Ayete Git

Biz Mûsâ’ya ve kardeşine şöyle vahyetmiştik: “Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın. Evlerinizi (içinde namaz kılınan) kıblegâh hâline getirin. Namazı dosdoğru kılın. Müminleri de müjdele.”

140

Yûnus

Ayet: 88Sayfa: 217

Ayete Git

Mûsâ demişti ki: “Rabbimiz! Sen Firavun’a ve ileri gelen çevresine dünya hayatında bir süs ve mallar verdin. Rabbimiz! Yolundan saptırsınlar diye mi (bunları verdin)? Rabbimiz! Onların mallarını silip süpür ve kalplerini öyle bir sıkıp mühürle ki can yakıcı azabı görünceye dek iman etmesinler.”

141

Yûnus

Ayet: 89Sayfa: 218

Ayete Git

Allah buyurdu ki: “Muhakkak ki siz ikinizin duası kabul oldu. Öyleyse dosdoğru olun ve bilmeyenlerin yoluna uymayın sakın.”

142

Yûnus

Ayet: 90Sayfa: 218

Ayete Git

İsrâîloğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri azgınlık ve düşmanlıkla onları takibe koyuldu. Nihayet boğulma hâli onu yakalayıverince, “İsrâîloğullarının inandığı (gibi) O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah olmadığına inandım. Ve ben Müslimlerdenim/şirki terk ederek tevhidle (Allah’a) yönelen kullardanım.” demişti.

143

Yûnus

Ayet: 91Sayfa: 218

Ayete Git

(Demek) şimdi ha! (Oysa) daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.

144

Yûnus

Ayet: 92Sayfa: 218

Ayete Git

Bugün bedenini kurtaracağız ki sonradan gelenlere ibret olasın. Şüphesiz ki insanların büyük çoğunluğu ayetlerimizden gafillerdir.

145

Yûnus

Ayet: 93Sayfa: 218

Ayete Git

Andolsun ki İsrâîloğullarını imrenilecek bir yurda yerleştirdik ve onları temiz yiyeceklerle rızıklandırdık. Onlara ilim gelinceye dek anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, Kıyamet Günü ihtilaf ettikleri konularda aralarında hükmedecektir.

146

İbrâhîm

Ayet: 5Sayfa: 254

Ayete Git

Andolsun ki biz, Mûsâ’yı, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat.” diye ayetlerimizle gönderdik. Şüphesiz ki bunda, çok sabırlı olan ve çokça şükredenler için (ibret alınacak) ayetler vardır.

147

İbrâhîm

Ayet: 6Sayfa: 255

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı. Onlar size işkencenin en kötüsünü reva görüyor, erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınları sağ bırakıyorlardı. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardır.”

148

İbrâhîm

Ayet: 7Sayfa: 255

Ayete Git

(Yine hatırlayın ki) Rabbiniz, “Andolsun ki şükrederseniz kesinlikle arttırırım, nankörlük ederseniz şüphesiz, benim azabım pek çetindir.” diye ilan etmişti.

149

İbrâhîm

Ayet: 8Sayfa: 255

Ayete Git

Mûsâ demişti ki: “Siz ve yeryüzünde bulunanların tamamı kâfir olsanız şüphesiz ki Allah, (kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) Ğaniy ve (her daim övgüyü hak eden ve varlıklar tarafından övülen) Hamîd’dir.”

150

Tâhâ

Ayet: 25Sayfa: 312

Ayete Git

(Mûsâ) demişti ki: “Rabbim! Göğsümü genişlet!”

151

Tâhâ

Ayet: 26Sayfa: 312

Ayete Git

“İşimi kolaylaştır.”

152

Tâhâ

Ayet: 27Sayfa: 312

Ayete Git

“Dilimdeki bağı/düğümü çöz ki sözümü anlayabilsinler.”

153

Tâhâ

Ayet: 28

Ayete Git

Bu ayetin meali henüz eklenmemiş.

154

Tâhâ

Ayet: 29Sayfa: 312

Ayete Git

“Ailemden bir vezir/yardımcı ihsan et bana.”

155

Tâhâ

Ayet: 30Sayfa: 312

Ayete Git

“Kardeşim Hârûn’u.”

156

Tâhâ

Ayet: 31Sayfa: 312

Ayete Git

“Onunla gücümü pekiştir.”

157

Tâhâ

Ayet: 32Sayfa: 312

Ayete Git

“Onu (davet) görevime ortak et.”

158

Tâhâ

Ayet: 33Sayfa: 312

Ayete Git

“Tâ ki seni çokça tesbih edelim.”

159

Tâhâ

Ayet: 34Sayfa: 312

Ayete Git

“Çokça zikredelim.”

160

Tâhâ

Ayet: 35Sayfa: 312

Ayete Git

“Şüphesiz ki sen, bizi görensin.”

161

Tâhâ

Ayet: 36Sayfa: 312

Ayete Git

Buyurdu ki: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!”

162

Tâhâ

Ayet: 37Sayfa: 312

Ayete Git

“Andolsun ki bir seferinde daha sana iyilikte bulunmuştuk.”

163

Tâhâ

Ayet: 38Sayfa: 313

Ayete Git

“Hani annene (senin kurtuluşun için) vahyolunması gerekeni vahyediyorduk.”

164

Tâhâ

Ayet: 39Sayfa: 313

Ayete Git

“(Şöyle vahyetmiştik: ‘Onu) tabuta koy, (sonra tabutu) nehre bırak. Su onu sahile atsın/çıkarsın. Benim ve onun düşmanı onu alsın.’ Gözlerimin önünde yetiştirilesin diye, senin üzerine bir sevgi bıraktım. (Seni her gören sever.)”

165

Tâhâ

Ayet: 40Sayfa: 313

Ayete Git

“Hani kız kardeşin yürüyor ve ‘Ona iyi bakacak/bakımını üstlenecek birilerini göstereyim mi size?’ diyordu. Gözleri aydın/içi ferah olsun ve üzülmesin diye seni, annene geri çevirdik. Bir insanı öldürmüştün de seni (o cinayetin) derdinden/tasasından kurtarmış ve seni çeşitli imtihanlara tabi tutmuştuk. Medyen halkı arasında senelerce kalmış, sonra da (belirlenmiş) bir kaderle buraya (Mısır’a) gelmiştin ey Mûsâ!”

166

Tâhâ

Ayet: 41Sayfa: 313

Ayete Git

“Ben seni kendim için (risalet davasını yüklenesin diye) seçip yetiştirdim.”

167

Tâhâ

Ayet: 42Sayfa: 313

Ayete Git

“Sen ve kardeşin ayetlerimle (Firavun’a) gidin ve beni zikretmekte gevşeklik göstermeyin.”

168

Tâhâ

Ayet: 43Sayfa: 313

Ayete Git

“İkiniz Firavun’a gidin; çünkü o azgınlaştı.”

169

Tâhâ

Ayet: 44Sayfa: 313

Ayete Git

“Ona yumuşak bir söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır ya da korkar.”

170

Tâhâ

Ayet: 45Sayfa: 313

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Rabbimiz! Şüphesiz ki onun, bize karşı taşkınlığından ve azgınlaşmasından korkuyoruz.”

171

Tâhâ

Ayet: 46Sayfa: 313

Ayete Git

Buyurmuştu ki: “Korkmayın! Hiç kuşkusuz ben, sizinle beraberim; işitiyor ve görüyorum.”

172

Tâhâ

Ayet: 47Sayfa: 313

Ayete Git

“Ona varın ve deyin ki: ‘Şüphesiz ki biz, Rabbinin elçileriyiz. İsrâîloğullarını bizimle beraber gönder, onlara azap etme! Muhakkak sana, Rabbinden ayetle/mucizeyle geldik. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun.’ ”

173

Tâhâ

Ayet: 48Sayfa: 313

Ayete Git

“Doğrusu bize şöyle vahyolundu: ‘Azap, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üzerinedir.’ ”

174

Tâhâ

Ayet: 49Sayfa: 313

Ayete Git

(Firavun) demişti ki: “Sizin Rabbiniz kimdir ey Mûsâ?”

175

Tâhâ

Ayet: 50Sayfa: 313

Ayete Git

“Rabbimiz, her şeye hilkatini (cinsine en uygun olanı) veren ve sonra da yol gösterendir.” demişti.

176

Tâhâ

Ayet: 51Sayfa: 313

Ayete Git

(Firavun) demişti ki: “Geçmişte olanlar ne olacak o hâlde?”

177

Tâhâ

Ayet: 52Sayfa: 314

Ayete Git

Demişti ki: “Onların bilgisi, Rabbimin yanında bir Kitap’tadır. Rabbim, şaşırmaz da unutmaz da.”

178

Tâhâ

Ayet: 90Sayfa: 317

Ayete Git

Andolsun ki daha önce Hârûn şöyle demişti: “Kavmim! Siz ancak bununla fitneye düşürüldünüz. Şüphesiz ki sizin Rabbiniz Er-Rahmân’dır. Bana uyun ve emrime itaat edin.”

179

Tâhâ

Ayet: 91Sayfa: 317

Ayete Git

Demişlerdi ki: “Mûsâ geri dönünceye kadar, onun başında beklemeye devam edeceğiz.”

180

Mu'minûn

Ayet: 45Sayfa: 344

Ayete Git

Sonra onların ardından Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u ayetlerimiz ve apaçık bir delille gönderdik.

181

Mu'minûn

Ayet: 46Sayfa: 344

Ayete Git

Firavun’a ve ileri gelen yakınlarına. Büyüklendiler. Onlar, kendilerini üstün gören (insanlara tepeden bakan bir) kavimdiler.

182

Mu'minûn

Ayet: 47Sayfa: 344

Ayete Git

Dediler ki: “Hâlihazırda kavimleri bize kulluk yapmakta olan ve bizim gibi insan olan iki kişiye mi iman edeceğiz?”

183

Mu'minûn

Ayet: 48Sayfa: 344

Ayete Git

Onları yalanladılar ve helak edilenlerden oldular.

184

Mu'minûn

Ayet: 49Sayfa: 344

Ayete Git

Andolsun ki hidayet bulmaları için Mûsâ’ya Kitap verdik.

185

Şuarâ

Ayet: 10Sayfa: 366

Ayete Git

Hani Rabbin Mûsâ’ya seslenmişti: “Zalimler topluluğuna git.”

186

Şuarâ

Ayet: 11Sayfa: 366

Ayete Git

“Firavun’un kavmine… (Onlara şunu sor: Allah’a şirk koşmaktan ve masiyetten) korkup sakınmazlar mı?”

187

Şuarâ

Ayet: 12Sayfa: 366

Ayete Git

Demişti ki: “Rabbim! Şüphesiz ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.”

188

Şuarâ

Ayet: 13Sayfa: 366

Ayete Git

“Göğsüm daralıyor, dilim tutuluyor. Hârûn’a da (benimle beraber) risalet vazifesi ver.”

189

Şuarâ

Ayet: 14Sayfa: 366

Ayete Git

“Onların (bana karşı kullanacakları) bir suçum da var. Beni öldürmelerinden korkuyorum.”

190

Şuarâ

Ayet: 15Sayfa: 366

Ayete Git

Buyurmuştu ki: “Asla! Ayetlerimle gidin, biz sizinle beraberiz, işitmekteyiz!”

191

Şuarâ

Ayet: 16Sayfa: 366

Ayete Git

“Firavun’a gidin ve deyin ki: ‘Kuşkusuz biz, âlemlerin Rabbi olan (Allah’)ın elçileriyiz.’ ”

192

Şuarâ

Ayet: 17Sayfa: 366

Ayete Git

“İsrâîloğullarını bizimle beraber gönder.”

193

Şuarâ

Ayet: 18Sayfa: 366

Ayete Git

(Firavun) demişti ki: “Seni çocukken biz yetiştirmedik mi? Ömrünün çoğu yılını bizim aramızda geçirmedin mi?”

194

Şuarâ

Ayet: 19Sayfa: 366

Ayete Git

“Ve yapacağını yapmış (bizden birini öldürmüştün). Sen nankörlerdensin.”

195

Şuarâ

Ayet: 20Sayfa: 367

Ayete Git

(Mûsâ) dedi ki: “Ben o işi yaptığım zaman (henüz Allah’tan vahiy almayan) bir bilgisizdim.”

196

Şuarâ

Ayet: 21Sayfa: 367

Ayete Git

“Sizden korktuğum için de kaçtım. (Akabinde) Rabbim bana hüküm (nübüvvet) verdi ve beni gönderilmiş resûllerden kıldı.”

197

Şuarâ

Ayet: 22Sayfa: 367

Ayete Git

“Bana minnetini ettiğin nimet de, İsrâîloğullarını köleleştirmenden olsa gerek!”

198

Şuarâ

Ayet: 23Sayfa: 367

Ayete Git

Firavun demişti ki: “Âlemlerin Rabbi dediğin de nedir?”

199

Şuarâ

Ayet: 24Sayfa: 367

Ayete Git

Demişti ki: “Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şayet yakinen inanırsanız (böyledir).”

200

Şuarâ

Ayet: 25Sayfa: 367

Ayete Git

(Firavun) çevresindekilere, “İşitmiyor musunuz?” demişti.

201

Şuarâ

Ayet: 26Sayfa: 367

Ayete Git

(Mûsâ) demişti ki: “Sizin ve evvelki atalarınızın Rabbidir.”

202

Şuarâ

Ayet: 27Sayfa: 367

Ayete Git

(Firavun) demişti ki: “Size gönderilen bu resûlünüz kesinlikle delidir.”

203

Şuarâ

Ayet: 28Sayfa: 367

Ayete Git

(Mûsâ) demişti ki: “Doğunun, batının ve ikisi arasında olanların Rabbidir. Şayet aklederseniz.”

204

Şuarâ

Ayet: 29Sayfa: 367

Ayete Git

Demişti ki: “Şayet benim dışımda bir ilah edinecek olursan, hiç şüphesiz, seni hapse atacağım.”

205

Şuarâ

Ayet: 30Sayfa: 367

Ayete Git

Demişti ki: “Apaçık bir belgeyle gelmiş olsam da mı?”

206

Şuarâ

Ayet: 31Sayfa: 367

Ayete Git

Demişti ki: “Şayet doğru söylüyorsan getir onu (bakalım)!”

207

Şuarâ

Ayet: 32Sayfa: 367

Ayete Git

(Bunun üzerine) Mûsâ asasını attı. (Bir de ne görsün) o, apaçık bir yılan oluvermiş.

208

Şuarâ

Ayet: 33Sayfa: 367

Ayete Git

Elini (koynundan) çekti. (Bir de ne görsün!) Bakanların (gözünü alacak kadar) bembeyaz (bir ele dönüşüvermiş).

209

Şuarâ

Ayet: 34Sayfa: 367

Ayete Git

Çevresinde bulunan seçkinlere, “Bu, bilgili/usta bir büyücüdür.” demişti.

210

Şuarâ

Ayet: 35Sayfa: 367

Ayete Git

(Firavun:) “Yaptığı bu sihirle sizi yerinizden yurdunuzdan etmek istiyor. Ne buyurursunuz?” (dedi.)

211

Şuarâ

Ayet: 36Sayfa: 367

Ayete Git

Dediler ki: “Onu ve kardeşini ertele. (Hemen cezalandırma!) Şehirlere toplayıcılar gönder.”

212

Şuarâ

Ayet: 37Sayfa: 367

Ayete Git

“Tüm usta sihirbazları sana getirsinler.”

213

Şuarâ

Ayet: 38Sayfa: 367

Ayete Git

Büyücüler, bilinen bir günün, belirlenmiş vaktinde bir araya toplandılar.

214

Şuarâ

Ayet: 39Sayfa: 367

Ayete Git

Ve insanlara, “Siz de toplanacak mısınız?” denmişti.

215

Şuarâ

Ayet: 40Sayfa: 368

Ayete Git

“Büyücüler kazanırsa biz onlara uymayı umuyoruz.” (dediler.)

216

Şuarâ

Ayet: 41Sayfa: 368

Ayete Git

Büyücüler Firavun’a geldiler: “Şayet biz (Mûsâ’ya) üstün gelirsek herhâlde bize (dolgun) bir ücret verirsin artık, değil mi?” demişlerdi.

217

Şuarâ

Ayet: 42Sayfa: 368

Ayete Git

“Evet, şüphesiz (üstün geldiğiniz takdirde) bana yakınlaştırılmış (gözde adamlarımdan) olacaksınız.” demişti.

218

Şuarâ

Ayet: 43Sayfa: 368

Ayete Git

Mûsâ onlara demişti ki: “Atın ne atacaksanız!”

219

Şuarâ

Ayet: 44Sayfa: 368

Ayete Git

Asalarını ve iplerini atmışlar ve demişlerdi ki: “Firavun’un izzetine yemin olsun ki kesinlikle üstün gelecek olanlar bizleriz.”

220

Şuarâ

Ayet: 45Sayfa: 368

Ayete Git

Mûsâ asasını atıvermişti. (Bir de ne görsünler!) Onların yaptıklarını yutuveriyor.

221

Şuarâ

Ayet: 46Sayfa: 368

Ayete Git

Sihirbazlar secdeye kapandılar.

222

Şuarâ

Ayet: 47Sayfa: 368

Ayete Git

“Âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a iman ettik.” dediler.

223

Şuarâ

Ayet: 48Sayfa: 368

Ayete Git

“Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine.”

224

Şuarâ

Ayet: 49Sayfa: 368

Ayete Git

“Size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Şüphesiz ki o, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Pek yakında (yapacaklarımı) bileceksiniz/anlayacaksınız. Şüphesiz ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip hepinizi asacağım.” demişti.

225

Şuarâ

Ayet: 50Sayfa: 368

Ayete Git

“Hiç önemli değil! Kuşkusuz biz, Rabbimize dönenleriz.” demişlerdi.

226

Şuarâ

Ayet: 51Sayfa: 368

Ayete Git

“Biz, ilk iman edenlerden olmamıza binaen, Rabbimizin günahlarımızı bağışlamasını umuyoruz.”

227

Şuarâ

Ayet: 52Sayfa: 368

Ayete Git

Mûsâ’ya, “Kullarımla yola çık. Siz, takip edileceksiniz.” diye vahyetmiştik.

228

Şuarâ

Ayet: 53Sayfa: 368

Ayete Git

Firavun, şehirlere (asker toplaması için) toplayıcılar gönderdi.

229

Şuarâ

Ayet: 54Sayfa: 368

Ayete Git

(Onlar şöyle propaganda yapıyorlardı:) “Şüphesiz ki bunlar, azınlıktır/önemsiz bir topluluktur.”

230

Şuarâ

Ayet: 55Sayfa: 368

Ayete Git

“Ve kuşkusuz, bize karşı öfke beslemektelerdir.”

231

Şuarâ

Ayet: 56Sayfa: 368

Ayete Git

“Bizler ise (böylelerine karşı) tedbirli ve uyanık bir topluluğuz.”

232

Şuarâ

Ayet: 57Sayfa: 368

Ayete Git

Biz, onları bahçelerinden ve pınarlarından çıkardık!

233

Şuarâ

Ayet: 58Sayfa: 368

Ayete Git

Hazinelerden ve değerli konaklarından!

234

Şuarâ

Ayet: 59Sayfa: 368

Ayete Git

(Onları çıkardığımız yerlere) böylece İsrâîloğullarını vâris kıldık.

235

Şuarâ

Ayet: 60Sayfa: 368

Ayete Git

Güneş’in doğmasıyla, (Firavun ve ordusu) onların peşine düştü.

236

Şuarâ

Ayet: 61Sayfa: 369

Ayete Git

İki topluluk birbirini görünce, Mûsâ’nın arkadaşları, “Kesinlikle biz yakalandık.” demişlerdi.

237

Şuarâ

Ayet: 62Sayfa: 369

Ayete Git

Demişti ki: “Asla! Rabbim benimle beraberdir ve mutlaka bana yol gösterecektir.”

238

Şuarâ

Ayet: 63Sayfa: 369

Ayete Git

Mûsâ’ya, “Asanı denize vur!” diye vahyetmiştik. (Asasını vurdu) ve deniz yarıldı. Her bir parçası büyük bir dağ gibiydi.

239

Şuarâ

Ayet: 64Sayfa: 369

Ayete Git

Diğerlerini (Firavun ve askerlerini) de oraya yakınlaştırdık.

240

Şuarâ

Ayet: 65Sayfa: 369

Ayete Git

Mûsâ’yı ve beraberinde olanların tümünü kurtardık.

241

Şuarâ

Ayet: 66Sayfa: 369

Ayete Git

Sonra diğerlerini (denizde) boğduk.

242

Şuarâ

Ayet: 67Sayfa: 369

Ayete Git

Şüphesiz ki bunda, (Allah’ın dostlarına yardım edip düşmanları helak edeceğine dair) ayet vardır. Onların çoğu mümin değildir.

243

Neml

Ayet: 7Sayfa: 376

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani Mûsâ ailesine, “Ben bir ateş gördüm. Size ondan bir haber getireceğim ya da ısınmanız için bir kor parçası getireceğim.” demişti.

244

Neml

Ayet: 8Sayfa: 376

Ayete Git

Oraya geldiğinde ona seslenildi: “Ateşte olanlar ve çevresindekiler mübarek kılındı. Âlemlerin Rabbi olan Allah tüm eksikliklerden münezzehtir.”

245

Neml

Ayet: 9Sayfa: 376

Ayete Git

“Ey Mûsâ! Şüphesiz ki ben, El-Azîz ve El-Hakîm olan Allah’ım.”

246

Neml

Ayet: 10Sayfa: 376

Ayete Git

“Asanı at!” (Asasını atıp) onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan kaçmaya başladı. “Ey Mûsâ! Korkma! Şüphesiz ki resûller, benim yanımda korkmaz.”

247

Neml

Ayet: 11Sayfa: 376

Ayete Git

“Zulmedenler hariç… Ancak kötülükten sonra bunu iyilikle değişenlere (gelince), şüphesiz ki ben, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli) Rahîm olanım.”

248

Neml

Ayet: 12Sayfa: 376

Ayete Git

“Elini koynuna sok. Hiçbir kötülük/hastalık olmaksızın bembeyaz olarak çıkacak. (Bu,) Firavun ve kavmine gönderilmiş dokuz apaçık mucizeden biridir. Şüphesiz ki onlar, fasık bir topluluktur.”

249

Neml

Ayet: 13Sayfa: 376

Ayete Git

Basiretli kılan ayetlerimiz kendilerine geldiğinde, “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.

250

Neml

Ayet: 14Sayfa: 377

Ayete Git

Nefislerinde yakinen (ayet ve mucizelerin doğruluğuna) inandıkları hâlde, zulüm ve haddi aşma nedeniyle onu yalanladılar. Bozguncuların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak!

251

Kasas

Ayet: 3Sayfa: 384

Ayete Git

Mümin bir toplum(un eğitim ve terbiyesi) için sana, Mûsâ ve Firavun kıssasının bir kısmını hak olarak okuyoruz.

252

Kasas

Ayet: 4Sayfa: 384

Ayete Git

Şüphesiz ki Firavun, yeryüzünde üstünlük tasladı. Oranın halkını gruplara ayırıp onlardan bir bölümünü mustazaflaştırıyor/güçsüzleştiriyor; erkek çocuklarını boğazlayıp, kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.

253

Kasas

Ayet: 5Sayfa: 384

Ayete Git

Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmış olan (mustazaflara) iyilik yapmak, onları (kendilerine uyulan) imamlar yapmak ve onları (yeryüzüne) vâris kılmak istiyoruz.

254

Kasas

Ayet: 6Sayfa: 385

Ayete Git

Ve onları, yeryüzünde güç/iktidar sahibi kılmak (istiyoruz). Firavun’a, Haman’a ve ordularına da kendisinden korktukları şeyi göstermek/yaşatmak (istiyoruz).

255

Kasas

Ayet: 7Sayfa: 385

Ayete Git

Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir. Onun için (Firavun ve askerlerinden dolayı) korkarsan onu denize bırak. Korkma, üzülme! Şüphesiz ki biz, onu sana geri döndürecek ve onu gönderilmiş resûllerden kılacağız!” diye vahyettik.

256

Kasas

Ayet: 8Sayfa: 385

Ayete Git

Firavun ve ailesi, (ileride) kendilerine düşmanlık edip üzüntü sebebi olacak (bebeği) aldılar/sahiplendiler. Şüphesiz ki Firavun, Haman ve ikisinin askerleri hatalıydılar.

257

Kasas

Ayet: 9Sayfa: 385

Ayete Git

Firavun’un karısı dedi ki: “Bana ve sana göz aydınlığı olacak (bir çocuk). Onu öldürmeyin. Belki bize bir faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz.” Onlar (yaşanacakların) farkında değillerdi.

258

Kasas

Ayet: 10Sayfa: 385

Ayete Git

Mûsâ’nın annesi yüreği bomboş (endişeden dolayı aklı başında olmaksızın, yalnızca Mûsâ’yı düşünerek) sabahı etti. Şayet müminlerden olması için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse (Mûsâ’nın sırrını) açığa çıkaracaktı.

259

Kasas

Ayet: 11Sayfa: 385

Ayete Git

(Mûsâ’nın) kız kardeşine: “Onu izle.” dedi. (O da) onlar farkında değilken, kıyıdan köşeden onu gözetlemeye başladı.

260

Kasas

Ayet: 12Sayfa: 385

Ayete Git

Biz (onu annesine geri çevirmeden) daha önce süt anneleri ona haram kıldık. (Kimsenin sütünü içmiyordu.) Kız kardeşi dedi ki: “Size onun bakımını üstlenecek ve ona iyi davranacak bir aile göstereyim mi?”

261

Kasas

Ayet: 13Sayfa: 385

Ayete Git

Gözü aydın/İçi ferah olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye (Mûsâ’yı) annesine geri çevirdik. Fakat onların çoğu bilmezler.

262

Kasas

Ayet: 14Sayfa: 386

Ayete Git

Yetişkinlik çağına erişip olgunlaşınca, ona hüküm ve ilim verdik. Biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız.

263

Kasas

Ayet: 15Sayfa: 386

Ayete Git

Ahalinin farkında olmadığı bir zamanda şehre girdi. Orada kavgaya tutuşmuş iki adam gördü. Biri kendi taraftarlarından, diğeri düşmanlarından. Onun taraftarlarından olan, düşman olana karşı (Mûsâ’dan) yardım istedi. Mûsâ ona yumruk attı ve onu öldürdü. Dedi ki: “Bu, şeytanın işidir. Şüphesiz ki o, apaçık saptırıcı bir düşmandır.”

264

Kasas

Ayet: 16Sayfa: 386

Ayete Git

Dedi ki: “Rabbim, nefsime zulmettim. Beni bağışla.” (Allah) onu bağışladı. Çünkü O, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.

265

Kasas

Ayet: 17Sayfa: 386

Ayete Git

Dedi ki: “Rabbim! (Beni bağışlama) nimetine karşılık bir daha asla suçlu günahkârlara destek olmayacağım.”

266

Kasas

Ayet: 18Sayfa: 386

Ayete Git

(İşlediği cinayet nedeniyle) şehirde korku içinde ve etrafı gözetleyerek sabahı etti. (Bir de ne görsün!) Dün kendisinden yardım isteyen kişi, (yine) ona seslenip yardım istiyor. Mûsâ ona dedi ki: “Sen apaçık azgın bir kişisin.”

267

Kasas

Ayet: 19Sayfa: 386

Ayete Git

O ikisinden düşman olanı yakalamak isteyince, Mûsâ’ya dedi ki: “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen, sadece yeryüzünde bir zorba olmak istiyor, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.”

268

Kasas

Ayet: 20Sayfa: 386

Ayete Git

Derken şehrin diğer ucundan bir adam koşarak geldi. “Ey Mûsâ! İleri gelenler, seni öldürmek için toplantı yapmaktalardır. Buradan çık. (Ben, senin iyiliğini istediğim için) sana nasihat edenlerdenim.”

269

Kasas

Ayet: 21Sayfa: 386

Ayete Git

Oradan korkarak ve etrafı gözetleyerek çıktı. “Rabbim, beni zalimler topluluğundan kurtar.” dedi.

270

Kasas

Ayet: 22Sayfa: 387

Ayete Git

Medyen’e doğru yöneldiğinde dedi ki: “Umulur ki Rabbim, beni dosdoğru olan yola iletir.”

271

Kasas

Ayet: 23Sayfa: 387

Ayete Git

Medyen suyuna vardığında, su başında sürülerini sulayan bir insan topluluğu gördü. Onların dışında (hayvanları diğer hayvanlara karışmasın diye sürülerine) engel olmaya çalışan iki kadın gördü. Onlara, “Bu hâliniz nedir? (Niçin sürüyü sulamıyorsunuz?)” dedi. Dediler ki: “(Diğer) çobanlar sürülerini sulamadan biz sulamayız. Babamız(ı merak ediyorsan, o) hayli yaşlı bir adamdır.”

272

Kasas

Ayet: 24Sayfa: 387

Ayete Git

Onlar adına sürülerini suladı. Sonra da bir gölgeliğe çekildi ve “Rabbim! Bana indireceğin her türlü hayra muhtacım.” dedi.

273

Kasas

Ayet: 25Sayfa: 387

Ayete Git

O ikisinden biri (edep ve) hayâ ile yürüyerek (Mûsâ’nın) yanına geldi: “Babam, bize yaptığın sulama (iyiliğinin) karşılığını vermek için seni çağırıyor.” dedi. (Mûsâ, babalarının) yanına varıp, başından geçenleri ona anlatınca: “Korkma!” dedi. “Zalimler topluluğundan kurtuldun.”

274

Kasas

Ayet: 26Sayfa: 387

Ayete Git

O ikisinden biri, “Babacığım! Onu ücretli işçi olarak tut. Senin işçi olarak tutacaklarının en hayırlısı, kuvvetli ve güvenilir olan kimsedir.” dedi.

275

Kasas

Ayet: 27Sayfa: 387

Ayete Git

(Babaları) dedi ki: “Ben, sekiz sene yanımda işçi olarak çalışmana karşılık, iki kızımdan birini seninle evlendirmek istiyorum. Şayet on yıla tamamlamak istersen, o da senden olur. Ben sana zorluk çıkarmak istemiyorum. İnşallah beni salihlerden bulacaksın.”

276

Kasas

Ayet: 28Sayfa: 387

Ayete Git

(Mûsâ) dedi ki: “Bu, benimle senin aranda (bir sözleşmedir). İki süreden hangisini tamamlarsam, bana düşmanlık yoktur/bana kızmayacaksın. Allah, söylediklerimize vekildir.”

277

Kasas

Ayet: 29Sayfa: 388

Ayete Git

Mûsâ süreyi tamamlayıp, ailesiyle beraber yola çıkınca Tûr’un yanında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: “Burada bekleyin. Çünkü ben bir ateş gördüm. Ondan size bir haber getirmeyi ya da ısınmanız için bir kor parçası getirmeyi umuyorum!”

278

Kasas

Ayet: 30Sayfa: 388

Ayete Git

(Ateşin yanına) geldiğinde, mübarek vadinin sağ tarafındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ki ben, (evet, ben) âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.”

279

Kasas

Ayet: 31Sayfa: 388

Ayete Git

“Asanı bırak!” (Asayı attı.) Onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan kaçmaya başladı. “Ey Mûsâ! Geri dön ve korkma! Çünkü sen güven içinde olanlardansın.”

280

Kasas

Ayet: 32Sayfa: 388

Ayete Git

“Elini koynuna sok. Hiçbir kötülük/hastalık olmaksızın bembeyaz çıkacak. (Yaşadığın) korkudan dolayı ellerini kendine doğru çek (korkun gider). Bu ikisi (asa ve el) Rabbinden, Firavun ve ileri gelenlerine (içinde hiçbir şüphe olmayan) iki kanıttır. Şüphesiz ki onlar, fasık bir topluluktur.”

281

Kasas

Ayet: 33Sayfa: 388

Ayete Git

Dedi ki: “Rabbim, ben onlardan birini öldürdüm. (Dolayısıyla) beni öldürmelerinden korkuyorum.”

282

Kasas

Ayet: 34Sayfa: 388

Ayete Git

“Kardeşim Hârûn, benden daha iyi konuşur/dili daha fasihtir. Onu benimle beraber yardımcı olarak gönder, beni doğrulasın. Çünkü beni yalanlamalarından korkuyorum.”

283

Kasas

Ayet: 35Sayfa: 388

Ayete Git

Buyurdu ki: “Pazunu/Gücünü kardeşinle pekiştirip güçlendireceğiz. Size öylesine güçlü bir hüccet vereceğiz ki ayetlerimiz/mucizelerimiz sayesinde size ulaşamayacak/zarar veremeyecekler. Siz ikiniz ve size uyanlar (her daim) üstün gelecek olanlardır.”

284

Kasas

Ayet: 36Sayfa: 389

Ayete Git

Mûsâ onlara apaçık ayetlerimizle gelince dediler ki: “Bu, uydurulmuş büyüden başka bir şey değildir. Biz geçmiş atalarımızdan böyle bir şey işitmedik.”

285

Kasas

Ayet: 37Sayfa: 389

Ayete Git

Mûsâ dedi ki: “Rabbim, kimin kendi katından hidayetle geldiğini ve (güzel) akıbetin kime ait olduğunu en iyi bilendir. Şüphesiz ki zalimler, kurtuluşa ermezler.”

286

Kasas

Ayet: 38Sayfa: 389

Ayete Git

Firavun dedi ki: “Ey ileri gelenler! Sizin için kendimden başka bir ilah bilmem. Ey Haman! Çamurun üstünde benim için bir ateş yak ve bana bir kule inşa et. (Onun üzerine çıkıp) Mûsâ’nın ilahına ulaşmayı umuyorum! Çünkü ben, kesinlikle onun yalancılardan olduğunu düşünüyorum.”

287

Kasas

Ayet: 39Sayfa: 389

Ayete Git

O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler. Ve bize dönmeyeceklerini zannettiler.

288

Kasas

Ayet: 40Sayfa: 389

Ayete Git

Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve denize fırlattık. Zalimlerin akıbetinin nasıl olduğuna bir bak!

289

Kasas

Ayet: 41Sayfa: 389

Ayete Git

Onları, ateşe davet eden imamlar/önderler kıldık. Kıyamet Günü de yardım olunmayacaklardır.

290

Kasas

Ayet: 42Sayfa: 389

Ayete Git

Bu dünyada peşlerine bir lanet taktık. (Müminler onları andıkça lanet okur ve) Kıyamet Günü’nde de (yüzlerine bakılmaz, tiksinilecek hâlde) çirkinleştirilmişlerdir.

291

Kasas

Ayet: 43Sayfa: 389

Ayete Git

Andolsun ki ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanlar için basiretler barındıran hidayet ve rahmet olan Kitab’ı Mûsâ’ya verdik. Umulur ki öğüt alırlar.

292

Kasas

Ayet: 44Sayfa: 390

Ayete Git

Mûsâ’ya (peygamberlik vazifesini verip) işi bitirdiğimizde, (sen, Tûr Dağı’nın) batı tarafında değildin; (hâliyle bu olaya) tanıklık edenlerden de değildin.

293

Kasas

Ayet: 45Sayfa: 390

Ayete Git

Fakat biz, nice nesiller var ettik ve onların ömürleri bir hayli uzadı. Sen, Medyen halkı arasına oturmuş, onlara ayetlerimizi okuyor da değildin. Fakat biz, (peygamberler) yolluyorduk.

294

Kasas

Ayet: 46Sayfa: 390

Ayete Git

Biz (Mûsâ’ya) seslendiğimizde Tûr’un yanında da değildin. Fakat Rabbinin rahmeti olarak (bunları sana vahyediyoruz ki) senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan topluluğu uyarasın. Umulur ki öğüt alırlar.

295

Kasas

Ayet: 47Sayfa: 390

Ayete Git

Elleriyle (yapıp) takdim ettikleri nedeniyle başlarına bir musibet geldiğinde, “Rabbimiz! Bize bir resûl gönderseydin de ayetlerine uyup, müminlerden olsaydık.” diyecek olmasalardı (onlara resûl göndermeden, bir ân önce cezalandırırdık).

296

Kasas

Ayet: 48Sayfa: 390

Ayete Git

Onlara (Mekkelilere) kendi katımızdan (gönderdiğimiz) hak geldiğinde, “Mûsâ’ya verilen (mucizelerin) benzeri ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Onlar, daha önce Mûsâ’ya verileni inkâr etmemişler miydi? Demişlerdi ki: “Birbirlerine yardım eden iki büyü!” ve demişlerdi ki: “Şüphesiz ki biz, hepsini inkâr ediyoruz.”

297

Kasas

Ayet: 76Sayfa: 393

Ayete Git

Şüphesiz ki Karun, Mûsâ’nın kavmindendi. (Fakat) onlara karşı haddi aşıp azgınlaşmıştı. Biz ona öylesine (çok) hazine verdik ki onun anahtarları dahi kuvvetli/kalabalık bir topluluğa ağır gelirdi. Hani kavmi ona, “Şımarıp böbürlenme. Çünkü Allah şımarıp böbürlenenleri sevmez.” demişti.

298

Saffât

Ayet: 114Sayfa: 449

Ayete Git

Andolsun ki Mûsâ ve Hârûn’a da iyilikte bulunmuştuk.

299

Saffât

Ayet: 115Sayfa: 449

Ayete Git

O ikisini ve kavimlerini büyük dertten/sıkıntıdan kurtarmıştık.

300

Saffât

Ayet: 116Sayfa: 449

Ayete Git

Onlara yardım etmiştik. (Böylece) onlar galip olmuşlardı.

301

Saffât

Ayet: 117Sayfa: 449

Ayete Git

İkisine apaçık olan bir Kitap verdik.

302

Saffât

Ayet: 118Sayfa: 449

Ayete Git

İkisini dosdoğru yola hidayet ettik.

303

Saffât

Ayet: 119Sayfa: 449

Ayete Git

Sonra gelecekler arasında (hayırla yâd edilmeleri için o ikisine güzel bir nam) bıraktık.

304

Saffât

Ayet: 120Sayfa: 449

Ayete Git

Selam olsun Mûsâ ve Hârûn’a.

305

Saffât

Ayet: 121Sayfa: 449

Ayete Git

Şüphesiz ki biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız.

306

Saffât

Ayet: 122Sayfa: 449

Ayete Git

O ikisi, bizim mümin kullarımızdandı.

307

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 23Sayfa: 468

Ayete Git

Andolsun ki biz, Mûsâ’yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

308

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 24Sayfa: 468

Ayete Git

Firavun’a, Haman’a ve Karun’a… Dediler ki: “Çok yalancı bir büyücüdür.”

309

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 25Sayfa: 468

Ayete Git

Onlara bizim katımızdan hakkı getirdiği zaman dediler ki: “Onunla beraber iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kadınlarını ise sağ bırakın.” Kâfirlerin hilesi mutlaka boşa çıkacaktır.

310

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 26Sayfa: 469

Ayete Git

Firavun dedi ki: “Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. O da Rabbini çağırsın (yardıma). Ben, (Mûsâ’nın) dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.”

311

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 27Sayfa: 469

Ayete Git

Mûsâ dedi ki: “Hiç şüphesiz ki ben, Hesap Günü’ne inanmayan her kibirli kimseden, benim Rabbim ve sizlerin Rabbi olan (Allah’a) sığındım.”

312

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 28Sayfa: 469

Ayete Git

Firavun ailesinden olup imanını gizleyen bir adam dedi ki: “ ‘Rabbim Allah’tır.’ dediği için bir adamı mı öldürüyorsunuz? Muhakkak ki Rabbinizden size apaçık delillerle gelmiştir. Şayet yalancı biriyse yalanı kendi aleyhinedir. Yok eğer doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiği (azabın) bir kısmı başınıza gelir. Kuşku yok ki Allah, haddi aşıp çokça yalan söyleyen kimseye hidayet etmez.”

313

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 29Sayfa: 469

Ayete Git

“Ey kavmim! Bugün yeryüzünde, üstün olarak mülk sizlere aittir. (Şayet) başımıza Allah tarafından bir sıkıntı gelirse bize kim yardım edecek?” Firavun dedi ki: “Ben, size sadece kendi görüşümü söylüyorum ve ben sizleri yalnızca dosdoğru yola iletiyorum.”

314

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 30Sayfa: 469

Ayete Git

İman eden kimse dedi ki: “Ey kavmim! Sizin için grupların (helak oldukları) gibi bir günden korkuyorum.”

315

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 31Sayfa: 469

Ayete Git

“Nûh, Âd, Semûd kavimleri ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir sondan korkuyorum). Allah kulları için zulüm/haksızlık istemez.”

316

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 32Sayfa: 469

Ayete Git

“Ey kavmim! Şüphesiz ki ben, sizin için feryat figan gününden korkuyorum.”

317

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 33Sayfa: 469

Ayete Git

“O gün, arkanızı dönüp kaçacaksınız. Sizi, Allah’tan koruyacak bir koruyucunuz olmayacak. Allah kimi saptırmışsa ona hidayet edecek hiç kimse yoktur.”

318

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 34Sayfa: 470

Ayete Git

Andolsun ki daha önce Yûsuf da size apaçık delillerle gelmişti. Size getirdiği (deliller) hakkında şüpheye kapılmıştınız. O, vefat ettiği zaman demiştiniz ki: “Allah, ondan sonra bir resûl göndermeyecektir.” Allah, haddi aşan şüpheci kimseleri işte böyle saptırır.

319

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 35Sayfa: 470

Ayete Git

Onlar ki kendilerine gelmiş hiçbir delil olmamasına rağmen, Allah’ın ayetleri hakkında tartışanlardır. Allah katında ve iman edenlerin katında (bu yaptıklarına yönelik) öfke büyüktür. İşte Allah, kibirli zorba olanın kalbini böyle mühürler.

320

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 36Sayfa: 470

Ayete Git

Firavun dedi ki: “Ey Haman, benim için bir kule inşa et. Umulur ki yollara ulaşırım.”

321

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 37Sayfa: 470

Ayete Git

“Göklerin yollarına (ulaşırım da), Mûsâ’nın ilahına çıkabilirim! Şüphesiz ki ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum.” Böylece Firavun’a kötü ameli süslü gösterildi ve (dosdoğru) yoldan alıkonuldu. Firavun’un hilesi, yok olup hüsrana uğramaya mahkûmdur.

322

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 38Sayfa: 470

Ayete Git

İman eden kişi dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim!”

323

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 39Sayfa: 470

Ayete Git

“Ey kavmim! Bu dünya hayatı, yalnızca (geçici) bir faydalanmadır. Ahiret ise asıl kalınacak olan yurttur.”

324

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 40Sayfa: 470

Ayete Git

“Kim bir kötülük yaparsa yalnızca onun benzeriyle karşılık görür. Kim de erkek veya kadın bir mümin olarak salih amelde bulunursa bunlar, cennete girerler ve orada hesapsız bir şekilde rızıklanırlar.”

325

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 41Sayfa: 471

Ayete Git

“Ey kavmim! Ne oluyor da ben sizi kurtuluşa çağırırken; siz beni ateşe çağırıyorsunuz?”

326

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 42Sayfa: 471

Ayete Git

“Beni, Allah’ı inkâra ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Oysa ben, sizleri El-Azîz ve El-Ğaffâr (olan Allah’a) davet ediyorum.”

327

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 43Sayfa: 471

Ayete Git

“Çare yok! Beni kendisine çağırdığınız şeyin, dünyada da ahirette de karşılığı ve değeri yoktur. Dönüşümüz Allah’adır. Haddi aşanlar, onlar ateşin ehlilerdir.”

328

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 44Sayfa: 471

Ayete Git

“Size (bu) söylediklerimi (yakın bir zamanda) hatırlayacaksınız. Ben, işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz ki Allah, kullarını görendir.”

329

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 45Sayfa: 471

Ayete Git

Allah, onu kurdukları tuzağın kötülüklerinden korudu ve azabın en kötüsü Firavun ailesini çepeçevre kuşattı.

330

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 46Sayfa: 471

Ayete Git

(Azabın en kötüsü) sabah akşam kendisine sunuldukları ateştir. Kıyametin kopacağı gün (ise) “Firavun ve ailesini ateşin en çetin olanına sokun.” (denilir).

331

Mu'min (Ğafir)

Ayet: 53Sayfa: 472

Ayete Git

Andolsun ki biz, Mûsâ’ya hidayet verdik ve İsrâîloğullarına Kitab’ı miras bıraktık.

332

Zuhruf

Ayet: 49Sayfa: 492

Ayete Git

Dediler ki: “Ey büyücü! Rabbinin senin yanındaki (duanı kabul edeceğine dair) ahdiyle bizim için dua et. (Azabı giderirse) hiç şüphesiz biz, hidayet ehli oluruz.”

333

Zuhruf

Ayet: 50Sayfa: 492

Ayete Git

Onlardan azabı giderince, hemen sözlerini bozuverdiler.

334

Zuhruf

Ayet: 51Sayfa: 492

Ayete Git

Firavun, kavmi içinde seslendi ve dedi ki: “Ey kavmim! Mısır’ın mülkü/egemenliği ve şu altımdan akan nehirler bana ait değil mi? Görmüyor musunuz?”

335

Zuhruf

Ayet: 52Sayfa: 492

Ayete Git

“Yoksa ben, şu basit insandan ve neredeyse kendini ifade edemeyenden daha hayırlı değil miyim?”

336

Zuhruf

Ayet: 53Sayfa: 492

Ayete Git

“Onun üzerine altından bilezikler atılmalı değil miydi? Ya da onunla beraber meleklerin gelmesi gerekmez miydi?”

337

Zuhruf

Ayet: 54Sayfa: 492

Ayete Git

Kavmini hafife aldı/onursuzlaştırdı/aptallaştırdı, onlar da ona itaat ettiler. Şüphesiz ki onlar, fasık bir topluluktu.

338

Zuhruf

Ayet: 55Sayfa: 492

Ayete Git

Bizi öfkelendirince, onlardan intikam aldık ve onların tamamını (denizde) boğduk.

339

Zuhruf

Ayet: 56Sayfa: 492

Ayete Git

Böylece onları, sonradan gelecekler için bir ibret vesikası ve örnek kıldık.

340

Duhan

Ayet: 17Sayfa: 495

Ayete Git

Andolsun ki onlardan önce Firavun’un kavmini imtihan etmiştik. Ve onlara, değerli bir resûl gelmişti.

341

Duhan

Ayet: 18Sayfa: 495

Ayete Git

(Demişti ki:) “Allah’ın kulları (olan İsrâîloğulları)nı bana geri verin. Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.”

342

Duhan

Ayet: 19Sayfa: 496

Ayete Git

“Allah’a karşı üstünlük taslamaya kalkmayın. Gerçekten size apaçık bir delil getirdim.”

343

Duhan

Ayet: 20Sayfa: 496

Ayete Git

“Ve ben, beni taşlayıp kovmanız ihtimaline karşı, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a sığındım.”

344

Duhan

Ayet: 21Sayfa: 496

Ayete Git

“Şayet bana inanmayacaksanız, benden uzak durun.”

345

Duhan

Ayet: 22Sayfa: 496

Ayete Git

Rabbine dua etti: “Şüphesiz ki bunlar, suçlu günahkâr bir topluluktur.”

346

Duhan

Ayet: 23Sayfa: 496

Ayete Git

(Allah dedi ki:) “Kullarımla gece yola koyul. Siz takip edileceksiniz.”

347

Duhan

Ayet: 24Sayfa: 496

Ayete Git

“Denizi de açık bırak. (Sizin ardınızdan gelenler) ordu hâlinde boğulacaklardır.”

348

Duhan

Ayet: 25Sayfa: 496

Ayete Git

Onlar nice bahçeleri ve pınarları terk ettiler.

349

Duhan

Ayet: 26Sayfa: 496

Ayete Git

Ekinler ve değerli konaklar…

350

Duhan

Ayet: 27Sayfa: 496

Ayete Git

Ve keyfini sürdükleri rahat bir yaşam…

351

Duhan

Ayet: 28Sayfa: 496

Ayete Git

Böylece biz bunları, başka bir kavme miras olarak verdik.

352

Duhan

Ayet: 29Sayfa: 496

Ayete Git

Ne gök ne de yer ağladı onlar için ve onlara mühlet de verilmedi.

353

Duhan

Ayet: 30Sayfa: 496

Ayete Git

Andolsun ki biz, İsrâîloğullarını alçaltıcı azaptan kurtardık.

354

Duhan

Ayet: 31Sayfa: 496

Ayete Git

Firavun’dan… Şüphesiz ki o, üstünlük taslayan, haddi aşanlardan bir zorbaydı.

355

Duhan

Ayet: 32Sayfa: 496

Ayete Git

Andolsun ki biz, onları ilim üzere âlemlere üstün kıldık.

356

Duhan

Ayet: 33Sayfa: 496

Ayete Git

Ve onlara içlerinde açık bir imtihan olan ayetler verdik.

357

Duhan

Ayet: 34Sayfa: 496

Ayete Git

Hiç kuşkusuz bunlar derler ki:

358

Duhan

Ayet: 35Sayfa: 496

Ayete Git

“Bu, yalnızca ilk ölümümüzdür ve biz asla diriltilmeyeceğiz.”

359

Duhan

Ayet: 36Sayfa: 496

Ayete Git

“Şayet doğru söylüyorsanız (ölmüş) babalarımızı getirin (bakalım)!”

360

Zâriyât

Ayet: 38Sayfa: 521

Ayete Git

Mûsâ’nın kıssasında da (ibret alınacak ayetler vardır). Hani onu, Firavun’a apaçık bir delille göndermiştik.

361

Zâriyât

Ayet: 39Sayfa: 521

Ayete Git

Tüm gücüyle yüz çevirdi ve “Büyücü yahut deli.” dedi.

362

Zâriyât

Ayet: 40Sayfa: 521

Ayete Git

Onu ve ordusunu yakalayıverdik ve denize attık. O, kınanan bir kimseydi.

363

Saff

Ayet: 5Sayfa: 550

Ayete Git

(Hatırlayın!) Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Benim, Allah tarafından size (gönderilen) bir resûl olduğumu bildiğiniz hâlde, niye bana eziyet ediyorsunuz?” Onlar sapınca, Allah da kalplerini saptırdı. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet etmez.

364

Nâziât

Ayet: 15Sayfa: 583

Ayete Git

Mûsâ’nın haberi sana gelmedi mi?

365

Nâziât

Ayet: 16Sayfa: 583

Ayete Git

Hani Rabbi ona, mukaddes vadi olan Tuvâ’da seslenmişti.

366

Nâziât

Ayet: 17Sayfa: 583

Ayete Git

“Firavun’a git. Çünkü o azgınlaşıp (tağutlaştı).”

367

Nâziât

Ayet: 18Sayfa: 583

Ayete Git

Ona de ki: “Temizlenmek/Arınmak istiyor musun?”

368

Nâziât

Ayet: 19Sayfa: 583

Ayete Git

“Seni Rabbine yönelteyim mi? Böylece (O’ndan) korkmuş olursun.”

369

Nâziât

Ayet: 20Sayfa: 583

Ayete Git

Ona en büyük ayeti gösterdi.

370

Nâziât

Ayet: 21Sayfa: 583

Ayete Git

(Firavun) yalanladı ve isyan etti.

371

Nâziât

Ayet: 22Sayfa: 583

Ayete Git

Sonra arkasını döndü (tevhid davetini bitirmek için) çabaladı.

372

Nâziât

Ayet: 23Sayfa: 583

Ayete Git

Sonra (etbâsını) topladı ve seslendi.

373

Nâziât

Ayet: 24Sayfa: 583

Ayete Git

Dedi ki: “Ben sizin en yüce rabbinizim!”

374

Nâziât

Ayet: 25Sayfa: 583

Ayete Git

Allah onu hem ahiret hem de dünya azabıyla yakaladı.

375

Nâziât

Ayet: 26Sayfa: 583

Ayete Git

Hiç şüphesiz bunda, (Allah’tan) korkanlar için bir ibret vardır.