Kasas القصص
84. Ayet
مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ خَيْرٌ مِنْهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَى الَّذ۪ينَ عَمِلُوا السَّيِّـَٔاتِ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Kim (Allah’ın huzuruna) iyilikle gelirse onun için daha hayırlısı vardır. Kim de kötülükle gelirse kötülük yapanlara ancak yaptıklarının karşılığı verilir.
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
84- Kim bir iyilikle gelirse, artık onun için ondan daha hayırlısı vardır; kim de bir kötülükle gelirse, artık kötülükleri yapanlar, yalnızca yapmakta olduklarıyla karşılık görürler. AÇIKLAMA 101. Yani, "Rızkın genişletilip bir ölçüye göre takdir edilmesi daima Allah'ın dilemesiyle olur ve Allah'ın iradesi O'nun kendi gerekçeleriyle tecelli eder. O'nun bir kimseye bol rızık vermesi illa da, o kimsenin O'nun katında makbul oluşuna ve nimetlerle şereflendirildiğine delâlet etmez. Çoğu kez öyle olur ki, Allah'ın gazabını celbeden fakat gittikçe daha çok nimete garkolan bir şahıs için aynı servet onun sonu olur ve Allah'ın azabı kendisine yetişiverir. Bunun hilafına bir kimsede belli bir ölçüyle rızıklandırılır, fakat bu kendisinin Allah tarafından sevilmediği ve cezalandırıldığı anlamına gelmez. Çoğunlukla salih kimseler, her ne kadar Allah'ın velileri olsalar da, zorluklar içinde yaşarlar ve çoğu durumda aynı zorluklar Allah'ın rahmetinin üzerlerine olmasını sağlar. Sonuç olarak, bu hakikati anlamayan kimse, gerçekte Allah'ın gazabını çağıran kimselerin refah ve servetine gıpta ve hasretle bakar." 102. Yani, "Biz sanmıştık ki dünyevî refah ve servet bizatihi gerçek başarıyı temsil eder. Öyleyse dedik, Karun tam anlamıyla başarılı... Fakat şimdi anladık ki gerçek başarı tamamen farklı birşey ve ona inkarcılar asla ulaşamazlar." Karun kıssasından çıkarılan bu hisse yalnızca Kur'an'da zikredilmektedir. Kitab-ı Mukaddes ve Talmud'da böyle ahlâkî bir ders verilmez. Ancak bu kitablarda verilen tafsilata göre İsrailoğulları Mısır'ı terkettikleri zaman Karun da maiyeti ile onlara katılmıştı, sonra Hz. Musa ve Hz. Harun'a (a.s) karşı 250 adamıyla bir fesad kumkuması başlattı, sonunda Allah'ın azabı üzerine oldu, yer yarıldı, onu ve yardakçılarını mülkleriyle beraber içine yuttu." 103. Yani, hakiki felahın, gerçek başarının yurdu olan cennet. 104. "Büyüklük peşinde koşmayan"lar, Allah'ın ardında bizzat kendi yüceliklerini (!) tesis gibi bir ihtirası olmayanlardır. Azgınlar, zorbalar ve büyüklenenler gibi değil, mütevazî kullar gibi yaşayanlardır. Allah'ın kullarını kendi köleleri yapmak istemeyenlerdir. 105. "Fesad", Hakkı ortadan kaldırmasının bir sonucu olarak insan hayatında kaçınılmaz biçimde tezahür eden kaosa delâlet eder. İnsanın Allah'a isyan edip O'na kulluktan yüzçevirdiğinde yaptığı şey fesaddan başka bir şey değildir. Servet, helal olmayan vasıtalarla biriktirilip çoğaltıldığında bu da fesadın bir türünü meydana getirir. 106. "Müttaki" Allah'a isyandan çekinendir.