Kasas القصص
Firavunlar; ırka, gelir seviyesine, sosyal statüye, meslek gruplarına dayalı olarak toplumu sürekli bölerler. Toplum bölündükçe birbirine düşman olur ve zayıflar. Kamplaştırılmış, çatıştırılmış, bölünmüş toplum bireyleri güven ve huzur için bir kurtarıcı arar. O kurtarıcı Firavun’dur... Allah (cc) ise insanları tevhid inancıyla bütünleştirip İslam boyasıyla boyamak ve tüm suni kimliklerin bir kenara bırakılıp İslam’ın ana kimlik olarak kabul edilmesini ister. Bunu başarmış toplumların tevhid inancı ve adalet ahlakıyla yeryüzünün vârisleri ve imamları olmasını diler.
Firavunlaşan şahıs ve sistemler ile onlara yardımcı olan, onları meşrulaştıran ve devamlarını sağlayanlar arasında Allah’ın (cc) nezdinde bir fark yoktur. Bu nedenle Allah (cc) hatayı yalnızca Firavun’a değil, komutan ve vezirlere, zayıf bırakılarak köleleştirilmiş ve ordu hâline getirilmiş sıradan askerlere, yani onun yanında yer alanların tamamına nispet etmiştir. Onları hep beraber helak etmiş (28/Kasas, 40-42), tümünü lanetli kılmıştır. (11/Hûd, 97-99).
Bu ayet, Allah Resûlü’nden (sav) önce Mekkelilere bir uyarıcı gelmediğini belirtmiştir. (bk. 36/Yâsîn, 6) Şirk konusunda uyarılmamış olmalarına rağmen Allah (cc) onlara müşrik demiş (98/Beyyine, 1), Allah Resûlü (sav) ölmüş olanlarının ateşte olduğunu bildirmiştir. Çünkü tevhid ve şirk konusunda Allah’ın (cc) kulları üzerinde, her biri müstakil hüccet olan beş ayrı delili vardır.
a. Allah (cc) kullarından söz almış ve Kıyamet Günü “bilmiyordum” ya da “taklit ettim” denmesinin önünü kesmiştir. (bk. 7/A’râf, 172-173)
b. İnsanları tevhid fıtratı üzere yaratmıştır. (bk. 30/Rûm, 30)
c. Resûller yollamıştır. (bk. 4/Nisâ, 165)
d. Kitap indirmiştir. (bk. 6/En’âm, 19; 11/Hûd, 1-2)
e. O’nun var ve bir olduğuna dair sayısız delili kâinata yerleştirmiştir. (bk. 2/Bakara, 163-164; 6/En’âm, 94-102; 27/Neml, 59-65)
Tüm bu delillerin varlığı ve açıklığına rağmen, Allah (cc), resûl göndermeden bir kavmi topluca helak etmez. Bir sonraki ayet bu gerçeği anlatmaktadır.
Ayet-i kerime iki önemli hakikate işaret etmiştir:
a. Her çağda müşrikler hidayete tabi olmama gerekçesi olarak saldırıya uğrama endişesini dile getirirler. Allah’ın (cc) Kitabı’na uyup, onun nizamına göre yaşadıklarında, egemen güçlerin müsaade etmeyeceğini ve topraklarını işgal edeceklerini iddia ederler.
b. Şirk hâlinde dahi onlara rızık ve emniyet nimeti veren Allah (cc), tevhid ve hidayet üzere olduklarında onları asla zayi etmeyeceğini ve koruyacağını belirtmiştir.
Ahirette insana sorulacak iki temel soru vardır. Biri tevhiddir. Kime ibadet ettiği, kimi ilah ve rabb edindiği kula sorulacaktır. İkinci soru ise resûle ne cevap verdiği, ümmeti olduğu peygamberin sünnetine ne oranda uyduğudur. Öyleyse kul; bilgisini, amelini ve çabasını bu iki esasa yoğunlaştırmalıdır.