Vegere Sûreya Mûmîn (Xafîr)

Mûmîn (Xafîr)غافر

25. Ayet

25Sûreya Mûmîn (Xafîr)
Di Mushefê de Veke

فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِالْحَقِّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُوا اقْتُلُٓوا اَبْنَٓاءَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ وَاسْتَحْيُوا نِسَٓاءَهُمْۜ وَمَا كَيْدُ الْكَافِر۪ينَ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ

Çi dema ku ji cem me heqîyê ji wan re anîbû gotin: “Ew ên ku pê re îman anîne kurên wan bikujin, lê kêçên wan sax bihêlin.” Hîleya kafiran muheqeq wê pûç derkeve.

Jêrenot
(Fîrewn du caran fermana “kuştina zarokên kurîn û sax hiştina zarokên qîzîn” daye. Ya ewil, dema ku Mûsa (as) welidîbû; ya duyem jî wê dema piştî ku Mûsa (as) bi rîsaletê hate wezîfedarkirin çûbû cem Fîrewn û wî gazî bal bi Allah ve kiribû. Di navbera her du fermanan de cudahîyeke balkêş heye. Fermana yekem ji bo ku hejmara Benî Îsraîl kêm bike û bibe asteng da ku Benî Îsraîl nebin hêzeke sîyasî. Fermana duyem jî çawa ku di ayetê de hatîye diyarkirin ji hîle û kemîn pêkhatî ye. Tirsandina wan ên ku wê bi Mûsa (as) îman bînin jî ji bo insan bên ramandin ku ev bela û musîbetên tên serê wan bi sedema Mûsa (as) ye. Bi vî awayî wê insan vê tiştê bifikirin ku Mûsa (as) mirovekî pir taloke ye û dê ji wî û ji daweta wî ya ku ji otorîteya sîyasî re bixetere ye xwe dûr bihêlin.)

Tefsîr

Tefhîmü'l-Kur'ân

25- Böylece o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman,(38) dediler ki: "Onunla birlikte iman etmekte olanların erkek çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın."(39) Ancak kâfirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir.(40) AÇIKLAMA 35. Hz. Musa (a.s) kıssası ile ilgili ayrıntılar için Bkz. Bakara an: 64-76, Nisa an: 206, Maide an: 42, A'raf an: 93-109, Yunus an: 72, 94; Hud an: 19, 104-111, Yusuf giriş bölümü, İbrahim an: 8, 13; İsra an: 113-117, Kehf an: 57, 59, Meryem an: 29-31, Taha an: 5-75 ve giriş bölümü, Müminun an: 39 ve 42, Şuara an: 7, 49, Neml an: 8-17, Kasas giriş bölümü, an: 1-57, Ahzab: 69, Saffat: 114-122. 36. "Apaçık alamet ile gönderdik." Yani, O'nun Allah tarafından gönderildiğine ve arkasında Alemlerin Rabbi Allah'ın kuvveti bulunduğuna hiçbir şüphe yoktur. Kur'an'da Hz. Musa'nın (a.s) kıssası ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Kıssayı dikkatle irdelediğimizde, sözkonusu alâmetlerin niteliğini anlamamız mümkündür. Örneğin, Hz. Musa (a.s) Firavun'un kavminden bir kişiyi öldürmüş ve korkudan ülkeyi terketmişti. Yakalanması için emir çıkmış olmasına rağmen, bir gün aniden elinde asa doğrudan doğruya Firavun'un huzuruna çıkageldi ve "Ben Rabbimiz olan Allah'ın elçisiyim, getirdiğim hidayeti kabul edin." diyerek Firavun'a ve devlet erkanına çağrıda bulundu. Fakat hiçkimse ona el kaldırmaya cesaret edemedi. Oysa Hz. Musa'nın (a.s) kavmi (İsrailoğulları) baskı altında eziliyordu. Nitekim Hz. Musa'yı (a.s) cinayet suçundan yakalasalardı, Hz. Musa'nın (a.s) kavmi, değil Firavun'a isyan etmek, ağızlarını açmaya bile cesaret edemezlerdi. Öyle anlaşılıyor ki, Firavun ve onun devlet erkanı, "Mucize-i Asa" ve "Yed-i Beyza" alametlerini görmeden önce, "Suçlu olmasına rağmen, doğrudan doğruya huzurumuza kadar geldiğine göre, o herhalükarda büyük bir güce dayanıyor." diyerek Hz. Musa'dan (s.a) korkmuşlardı. Daha sonra Hz. Musa (a.s) peşpeşe mucizeler gösterdiğinde bunun bir sihir olmadığı konusunda hiçbir şüpheleri kalmamış ve bilakis bunun, Allah'ın verdiği bir güç olduğunu anlamışlardır. Çünkü hangi sihirbaz, bir asayı gerçek bir yılan haline dönüştürebilir? Yine hangi sihirbazın isteği üzerine bir ülkeyi açlık ve kuraklık sarar ve o ülkeye tufan gelir de sonra o sihirbazın işareti ile gelen tufan sona erer? İşte bu nedenlerden ötürü Kur'an, Firavun ve devlet erkanının Hz. Musa'nın (a.s) peygamberliğini her ne kadar reddediyorlarsa da, aslında O'nun gerçekten Allah tarafından gönderildiğini bildiklerini beyan ediyor. (Daha fazla izah için bkz. A'raf an: 86-89, Taha an: 29-53, Şuara an: 22-41, Neml an: 16) 37. "Hâmân" hakkındaki düşüncelerimize itiraz edenlere, Kasas Suresi'nin açıklama notlarında cevap verilmiştir. 38. Yani, Hz. Musa (a.s) peşisıra mucizeler göstermek suretiyle Allah tarafından gönderildiğini ve hak üzere olduğunu açık bir şekilde ıspatlamıştır. 39. A'raf 127'de devlet erkanının Firavun'a, "Musa'ya daha ne zamana kadar tahammül edeceksin?" dedikleri ve Firavun'un da onlara "İsrailoğulları'nın erkek evlatlarını öldürmek ve kızlarını sağ bırakmak hususunda emir vermek üzereyim" şeklindeki cevabı zikredilmiştir. (Bkz. A'raf an: 93) Bu ayette Firavun'un sözkonusu emri verdiği beyan olunuyor. Firavun bu emri, Hz. Musa'ya (a.s) inananlar korksunlar ve böylelikle onun yanına gitmekten vazgeçsinler diye vermiştir. 40. Bu cümlenin şu şekilde de anlaşılması mümkündür. Kafirlerin zulüm, hile ve sapıklıkları hakka karşı idi. Çünkü hak kendilerine açıklanmıştı. Bunu bilmelerine rağmen, hakka karşı her türlü silahı kullanmaktan geri kalmıyorlardı ve hakkı mağlup edebilmek için herşeyi yapmaya hazırlardı.