Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Mâide 104
Mâide 106
Mâide Suresine Dön

Mâide المائدة

105. Ayet
105Mâide
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْۚ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Doğru yolda olduğunuz sürece sapanlar size zarar vermez. Topluca dönüşünüz Allah’adır. Size yaptıklarınızı haber verecektir.
Dipnot

Ayet-i kerime ilk dönemden itibaren yanlış anlaşılmış ve emr-i bi’l ma’ruf vazifesini iptal ettiği düşünülmüştür. Oysa “Siz kendinizden sorumlusunuz.” cümlesi, “Allah’ın (cc) size farz kıldıklarını yapmakla yükümlüsünüz.” anlamındadır. İslam ümmetine namaz, oruç, hac gibi farz kılınmış şeylerden biri de yeryüzünde Allah’ın (cc) şahitleri olmak, adaleti Allah (cc) için ayakta tutmak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır. Ayet, geniş anlamıyla emr-i bi’l ma’rufa delalet etmektedir. Ebu Bekir (ra) bir gün insanlara: “ ‘Ey insanlar! Bir ayet var ki onu yanlış yorumluyorsunuz.’ dedi ve bu ayeti okudu. Sonra: Ben Allah Resûlü’nü (sav) şöyle derken işittim: ‘İnsanlar münkeri gördükleri zaman, onu değiştirmek için çaba sarf etmezlerse Allah’ın (cc) hepsini birden cezalandırması yakındır.’ ” (Ebu Davud, 4338; Tirmizi, 3057; İbni Mace, 4005)

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

105- Ey iman edenler, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefislerinizdir. Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez.(119) Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O, size yapmakta olduklarınızı haber verecektir. AÇIKLAMA 118. Bu ayette tanrılara vs. kurban adamak ve kurbanlık hayvanları serbestçe otlamaya bırakmak gibi bâtıl uygulamalar yerilmektedir. İslâm öncesi Arabistan'da bu tür hayvanlara değişik adlar verilir, özel işaretler konur ve onları herhangi bir işte kullanmak, yemek için kesmek, şu ya da bu biçimde kendilerinden yararlanmak haram sayılırdı. Bahîra, sonuncusu erkek deve olan beş yavrulu dişi deveye verilen addı. Kulağı yarılarak serbestçe dolaşmaya bırakılırdı. Bundan sonra kimse ne ona binebilir, ne sütünü içebilir, ne kesebilir, ne tüyünü kırkabilirdi. Her nerede isterse orada otlamasına ve her nereden isterse oradan su içmesine izin verilirdi. Saîbe, bir hastalıktan veya bir tehlikeden kurtulmak için yapılan adağı yerine getirmek için bir onur işareti olarak serbest bırakılan erkek veya dişi deveye verilen addı. Hepsi de dişi on yavrusu olan, dişi deveye de Saîbe denirdi. Vasîle, biri dişi olan ilk ikizlerden belli bir erkek keçiye (teke) verilen addı. İlk doğan yavrular tanrılar adına kurban edilirdi. Eğer ilk doğan yavru erkek olursa tabii. Fakat, ilk doğan yavrular ikiz olursa erkeği kurban edilmez ve Vasîle diye adlandırılarak, tanrılar adına serbest bırakılırdı. Hâm, torunu yetişip de binme çağına gelen erkek deveye verilen addı. Bu deve serbest bırakılırdı. Aynı ad, on tane yavrusu olup da serbest bırakılan deveye de verilirdi. 119. Her insanda görülen bir zayıflığa karşı bir uyarıdır bu. Bazı insanlar başkalarında bir hata görsek de eleştirsek diye bakar dururlar. Burada bu tür kişiler böylesi kötülüğe karşı uyarılmakta ve kendilerinden başkalarının inanç ve davranışlarını araştırıp eleştirmek yerine, kendi hareketlerine, işlerine, ahlak ve inançlarına dikkat etmeleri istenmektedir. Eğer bir insan Allah'a itaat ediyor, Allah'a ve insanlara karşı yükümlülüklerini yerine getiriyor ve faziletin, hayrın yerleştirilip, şerrin yok edilmesini de kapsayan hak ve takva yolunda gidiyorsa, o zaman bir başkasının sapkınlığı ve yanlışta oluşu hiç kuşkusuz kendisine zarar vermez. Bu ayetin anlamı, kişi yalnızca kendi kurtuluşunu düşünsün ve başkalarını düzeltmeyi bir yana bıraksın demek değildir. Hz. Ebu Bekir Sıddîk (r.a) bir hutbesinde bu anlayışı reddetmiş ve şöyle demişti: "Ey insanlar! Siz bu ayeti okuyor ve ona yanlış bir anlam giydiriyorsunuz. Bizzat ben kendim Hz. Peygamber'den (s.a) şunu işittim: İnsanlar münkeri görüp de onu ortadan kaldırmaya boş verdikleri, zalim bir kişinin zulmünü görüp de bunu önlemedikleri zaman Allah hepsini cezalandırabilir. Allah'a yemin ederim ki, marufu emredip münkerden nehyetmek üzerinize borçtur. Eğer bunu ihmal ederseniz Allah en kötü insanları üzerinize salar ve size zararlar verirler. Sonra iyileriniz dua eder de, Allah dualarını kabul etmez."
Önceki AyetMâide 104
Sonraki AyetMâide 106
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Mâide 104Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Mâide 106