Nahl النحل
Şirk ve küfür, amelleri boşa götüren ve tevbe edilmediği takdirde ebedî cehennem ateşine mecbur kılan itikadi marazlardır. Kişi, Allah’tan (cc) başkasına dua etmek, yasama hakkını vermek, O’ndan başkasını Allah’ı (cc) sever gibi sevmek ya da korkmak gibi şirki gerektiren veya bir ayeti inkâr, dini alaya alma, kutsala sövme gibi küfrü gerektiren bir davranışta bulunursa yaptığı fiilin ismini alır, “kâfir” ve “müşrik” diye isimlendirilir. Tıpkı günah işleyenin “günahkâr” diye isimlendirilmesi gibi. Kur’ân ve Sünnet, iki durumu bu genel kaideden istisna tutmuştur: a. Bir başkasının zorlamasıyla gayriihtiyari küfür veya şirk işlemek, yani ikrah. b. Dil sürçmesi, uyku, bayılma gibi şuur kaybı ânlarında kasıt olmaksızın küfrü veya şirki gerektiren bir söz söylemek, yani kasıtsızlık. Bu iki özrün dışında vahiyden uzaklaşmış toplumların kabul ettiği, ancak Kur’ân’ın kesin bir dille iptal ettiği özürler vardır. Örneğin dinî ve siyasi liderlere tabi olmak (2/Bakara, 165-167), tevil (7/A’râf, 30), cehalet (7/A’râf, 172), taklit (7/A’râf, 173).
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân