Nûr النور
47. Ayet
وَيَقُولُونَ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالرَّسُولِ وَاَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۜ وَمَٓا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ
“Allah’a ve Resûl’e iman ve itaat ettik.” derler. Sonra onlardan bir grup (bu sözlerinin) ardından yüz çevirir. Bunlar mümin değillerdir.
Dipnot
Kur’ân onların yüz çevirmelerini “tevelli” kelimesiyle ifade etmiştir. Kur’ân ıstılahında “tevelli”, amelden yüz çevirmektir. (bk. 75/Kıyâmet, 31-32) Onlar, “İman ettik.” deyip amelden yüz çevirince imanları geçersiz sayıldı ve mümin kabul edilmediler.
Ayrıca amelsiz imanın geçersizliği için bk. 6/En’âm, 158
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
47- Onlar derler ki: "Allah'a ve Resule iman ettik ve itaat ettik" sonra da bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.(76) AÇIKLAMA 74. Yukarıda ifade edildiği gibi, Allah tüm kâinatın nurudur. Fakat O'nun Nuru'nu ancak takva sahibi müminler alabilir ve algılayabilir. Diğerleri, her yeri kuşatan ve herşeyi saran Nur'a rağmen kör gibi karanlıklar içinde yalpalayıp dururlar. Burada, Nur'a götüren sayısız ayetler, işaretlerden yalnızca birkaçı yeri geldiği için anılmaktadır. Ancak kalb gözü açık olan kişi bunları görür ve Allah'ın her an çevresinde faaliyette bulunduğunu farkeder. Fakat, kalbleri kör olanlar ve yalnızca duyu organı gözleriyle görebilenler biyolojiyi, zoolojiyi ve dünya üzerinde faaliyette olan diğer bilimleri görebilir, ancak her yerde etkilerini gösteren Allah'ın ayetlerini hiç bir yerde görüp tanıyamazlar. 75. Mecazi kullanımdaki "göklerdeki dağlar" ifadesinden donmuş bulutlar kasdedilmiş olabilir. Ayrıca, göklere uzanan ve karla kaplı doruklarının, bulutlarda dolu fırtanalarıyla sonuçlanan yoğunlaşmalara neden olduğu yüksek dağlar da kasdedilmiş olabilir. 76. Yani, itaattan yüz çevirmeleri, mümin oldukları iddialarını yalanlamakta ve davranışları iman ve İslâm ikrarlarının sahte olduğunu açığa vurmaktadır.