Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Şuarâ 16
Şuarâ 18
Şuarâ Suresine Dön

Şuarâ الشعراء

17. Ayet
17Şuarâ
اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَۜ
“İsrâîloğullarını bizimle beraber gönder.”

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

17- "İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik) ."(13) AÇIKLAMA 8. "Zalim kavim" ifadesi, Firavun kavminin aşırı derecede kötü karakterini tanımlamaktadır. 9. Yani, "Ey Musa, şu insanların, kendilerini ahirette hesaba çekecek Allah'tan korkmadan, ülkede her şeye gücü yettikleri varsayımıyla ne cinayet ve zulümler işlediklerine bak!" 10. "Göğsüm daralır" ifadesi, Hz. Musa'nın (a.s) böylesi bir göreve yalnız gitmekte tereddüt ettiğini ve ayrıca güzel ve etkili konuşamadığı hissine sahip olduğunu gösteriyor. Bu yüzden, kendisinden daha iyi konuşan Hz. Harun'un (a.s) da kendisine yardımcı bir rasûl olarak yanında görevlendirmesini Allah'tan istiyor. Başlangıçta, Hz. Musa'nın (a.s) kendi yerine Hz. Harun'un (a.s) risalete getirilmesini istemiş olabileceği, fakat daha sora, Allah'ın kendisini bu mevkiye getirmeyi irade ettiğini hissedince, bu defa Hz. Harun'un (a.s) hiç olmazsa yanında yardımcı ve danışman olmasını istemiş olması mümkündür. Hz. Musa'nın (a.s) burada Hz. Harun'un (a.s) danışman olarak seçilmesini istemeyip "Harun'a risalet gönder" diye dua etmesi buna delil olarak gösterilebilir. Öte yandan, Ta-Ha Suresi'nde Hz. Musa'nın (a.s) , "Bana ailemden bir vezir ver, kardeşim Harun'u" dediği, Kasas Suresi'nde de, "Kardeşim Harun benden dil bakımından daha fasihtir, onu beni doğrulayıcı bir yardımcı olarak benimle gönder" diye dua ettiği nakledilmektedir. Buradan, bu iki isteğin daha sonra yapıldığı, fakat başlangıçta Musa Peygamber'in (a.s) Allah'tan kendi yerine Harun'a (a.s) risalet göndermesini rica ettiği anlaşılmaktadır. Kitabı Mukaddes'te farklı bir hikaye anlatılır. Buna göre, Firavun kavminin kendisini reddetmesinden korkan ve dilindeki kekemeliği özür olarak ileri süren Musa Peygamber (a.s) konuşmasında fesahat olmadığı gerekçesiyle risalete getirilmesini kabulden çekinmiştir: "Aman ya Rab, niyaz ederim, göndereceğin adamın eliyle gönder." (Çıkış: 4/1-71) Sonra, Allah kendi iradesiyle Harun'u ona yardımcı yapmış ve Firavun'a gitmeleri için kendilerini ikna etmiştir. (Çıkış: 4/1-71) . Daha fazla ayrıntı için bkz. Ta-Ha, an: 19. 11. Burada, Hz. Musa'nın (a.s) , bir İsrailî ile kavga eden bir Mısırlıya yumruk vurup onun ölümüne neden olmasına işaret edilmektedir. Bu olay üzerine, haberin Firavun'a ve kavmine ulaştığını ve kendisinden intikam almayı kurduklarını öğrenen Musa, ülkeyi terk ederek Medyen'e sığınmıştı (Kasas: 15-21) . Aradan sekiz yıllık bir gizlenme dönemi geçtikten sonra çağrılıp kendisine karşı cinayet suçlaması olan Firavun'a Mesaj'la gitmesi emrolunan Hz. Musa (a.s) , kendisi daha Allah'ın emrettiği şekilde Mesaj'ı iletemeden karıştığı cinayetin önüne sürüleceği endişesine kapılmaktadır. 12. Burada "ayetler"den maksat, Hz. Musa'ya (a.s) verilen asa ve parlayan el mucizeleridir. Ayrıntı için bkz. A'raf: 106-117, Ta Ha: 17-23, Neml: 7-14, Kasas: 31-32. 13. Musa ve Harun peygamberlerin (a.s) mesajı iki yönlüydü: İlki, her peygamberin en önde gelen misyonu olarak, Firavun'u Allah'a ibadet ve taata çağırmak; ikincisi de, kendilerine özgü bir görev olarak, İsrail Oğulları'nı Firavun'un esaret zincirinden kurtarmak. Kur'an, bazan bunlardan yalnızca birinciyi (Naziat Sûresi'nde olduğu gibi) , bazan da yalnızca ikinciyi sözkonusu eder.
Önceki AyetŞuarâ 16
Sonraki AyetŞuarâ 18
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Şuarâ 16Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Şuarâ 18