Şuarâ الشعراء
Firavunların ortak karakteri, Allah’ın (cc) verdiği rızkı insanların başına kakmalarıdır. Tevhidle Allah’a (cc) yönelen, Firavunların otorite ve rububiyet iddiasını reddeden muvahhidlere, “Sizi, biz eğitmedik mi? İşinizi, aşınızı vermedik mi?” diyerek onları nankörlükle suçlarlar. Oysa Allah’ın (cc) mülkünde Allah’a (cc) rağmen hâkimiyet iddiasında bulunarak en büyük nankörlüğü onlar yapmışlardır.
Firavun, Musa’yı (as) kızdırmak ve konuyu dağıtmak için elinden geleni yapmıştır. “Allah kim?” demiş, çevresinde bulunanları kışkırtmaya çalışmış, Musa’ya (as) deli demiş... Musa (as) ise onun sözlerine cevap vermeden, ana mesajı farklı cümlelerle tekrar etmiştir. Tevhid davetini sabote etmek isteyenlere karşı takınılması gereken tavır, bu kıssayla öğretilmiştir. Yan sorulara cevap vermeden, hakaret ve saldırıları duymaksızın ana mesajı farklı cümlelerle tekrar edip, firavun tıynetli insanların oyununa gelmemek... (Benzer bir üslup için bk. 20/Tâhâ, 51-52)
Benzer içerikli ayet için bk. 7/A’râf, 110
Benzer içerikli ayet için bk. 7/A’râf, 114
Benzer içerikli ayet için bk. 7/A’râf, 123
Müşrikler Allah’a (cc) taptıklarına, putların da onları Allah’a (cc) yakınlaştırdığına inanıyorlardı. İbrâhîm (as), “İbadet ettikleriniz benim düşmanımdır.” dediğinde, “Allah da mı?” sorusunu sormamaları için âlemlerin Rabbi olan Allah’ı (cc) istisna tutmuştur.
İbrâhîm’in (as) babası hakkında bulunduğu af talebinin istisna oluşu hakkında bilgi için bk. 9/Tevbe, 113-114
Şirk, ısrar edilen büyük günahlar ve Allah’ın (cc) vaadine karşı şüphe içinde olmak gibi hastalıklardan uzak, tevbe ve istiğfarla sürekli arınan kalpler selim kalplerdir.
Hakkın anlaşılmasına engel olan sebepler için bk. 6/En’âm, 25