Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Şuarâ 191
Şuarâ 193
Şuarâ Suresine Dön

Şuarâ الشعراء

192. Ayet
192Şuarâ
وَاِنَّهُ لَتَنْز۪يلُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ
Şüphesiz ki o (Kur’ân), âlemlerin Rabbi olan (Allah’)ın indirmesidir.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

192- Gerçekten o(118) (Kur'an) , alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir.(119) AÇIKLAMA 116. Yani, "Azabı getirmek benim kudretim dahilinde değildir, Allah'ın kudreti dahilindedir ve O, kötülüklerden bütünüyle haberdardır. Dilediği zaman ve dilediği şekilde azabı gönderecektir." Eyke halkının bu isteğinde ve Hz. Şuayb'ın (a.s) cevabında Kureyş için de bir uyarı vardır. Onlar da Hz. Peygamber'den (s.a) üzerine azab getirmesini istiyorlardı: "Yahut, zannetiğin gibi göğü parçalar halinde üzerimize düşürmelisin..." (İsra: 92) . İşte burada Kureyş'e Eyke halkının da peygamberlerinden benzer isteklerde bulundukları ve peygamberlerinden aldıkları cevabın Hz. Muhammed'in (s.a) cevabı olduğu söylenmektedir. 117. Bu azabın ayrıntılarını ne Kur'an'da, ne de sahih hadislerde bulmak mümkün değildir. Ancak metinden öğrendiğimiz şudur: Bu halk gökten bir azab isteğinde bulununca, Allah kendilerine bir kubbe gibi üzerlerini örten bir bulut gönderdi ve sürekli yağış azabıyla hepsi helak oluncaya kadar bu bulut üzerlerinde kaldı. Medyenliler'e gönderilen azabın mahiyetinin Eykeliler'e gönderilenden farklı olduğunu Kur'an açıkça belirtmektedir. Eykeliler, burada anıldığı üzere, gölge azabıyla helâk edilirken, Medyenliler'e gelen azab, korkunç bir deprem şeklinde idi: "Derken o sarsıntı onları yakalayıverdi ve yurtlarında yüzüstü kalakaldılar." (A'raf: 91) . "Zulmedenleri o korkunç ses yakaladı da yurtlarında yüzüstü kalakaldılar." (Hud: 94) . Dolayısıyle, her iki azabı da aynı saymak yanlıştır. Bazı müfessirler, "Gölge Günü'nün azabı" konusunda açıklamalarda bulunmuşlarsa da, bilgilerinin kaynağını bilmiyoruz. İbn Cerir, Hz. Abdullah İbn Abbas'tan (r.a) şöyle bir rivayette bulunur: "Alimlerden size Gölge Günü'nün azabıyla ilgili açıklamada bulunacak biri olursa, bunu doğru saymayın." 118. Tarihî kıssaların sonunda surenin kendisiyle başladığı aynı tema tekrarlanmaktadır. Bkz. 1-9. ayetler. 119. Yani, "Ayetleri size okunan apaçık Kitap ve Kitab-ı Mübin ve halkın yüz çevirdiği bu "Uyarı", bir insanın zan ve hayallerinin ürünü değildir; Hz. Muhammed (s.a) trafından yazılıp toplanmış da değildir; Alemler'in Rabbi'nin vahiylerinden oluşmaktadır o."
Önceki AyetŞuarâ 191
Sonraki AyetŞuarâ 193
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Şuarâ 191Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Şuarâ 193