Şuarâ الشعراء
210. Ayet
Tefsir
Tefhîmü'l-Kur'ân
210- Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmiş değildir,(130) AÇIKLAMA 126. Yukarıda sözü edilen kavimlerin cezalandırıldığı azab türü. 127. Yani, "Azab kendilerini yakalayıncaya kadar suçlular Rasûl'e inanmazlar. İş işten geçince de pişman olurlar ve kendilerine süre tanınmasını arzu ederler." 128. Bununla önceki cümle arasında, okuyucunun biraz düşünmekle doldurabileceği anlamlı bir boşluk vardır. Geleceğinden emin olmadıkları için kafirler azabın çabuklaştırılmasını istiyorlardı. O ana kadar yaşayageldikleri rahat ve eğlence hayatını hep sürdürüp gideceklerinden emindiler. Aynı güvenle Hz. Peygamber'e (s.a) meydan okuyarak şöyle diyorlardı sanki: "Eğer Allah'ın Rasûlü isen ve seni yakaladığımız için biz, Allah tarafından cezalandırılmayı hak etmişsek, hiç durma, hemen tehdit ettiğin azabı getir." Buna cevap olarak şöyle denmektedir: "Pekâlâ, onlar güvenlerinde haklı bile olsalar, azab üzerlerine hemen gönderilmese ve umdukları üzere neşeli bir hayat için kendilerine uzun bir süre tanınsa bile Ad, Semud, Lut'un kavmi ve Eykelileri yakalayan Allah'ın azabı onları da yakaladığında veya kimsenin kurtulamadığı ölüm başlarına geldiğinde, bu birkaç yıllık dünya rahatı ve zevki kendilerine ne kazandıracaktır.?" 129. Yani "zulümle suçlanamayız, çünkü onlar uyarıcıların uyarılarına kulak asmadılar ve helâk oldular. Onları uyarmak ve helâk olmadan önce kendilerini doğruya çağırmak yolunda hiç bir çaba sarfedilmemiş olsaydı, o zaman helâk edilmeleri zulüm olurdu." 130. Olumlu yön 192-193. ayetlerde ifade edildikten sonra, Kur'an'ın hakikat düşmanlarının iddia ettiği gibi şeytanlar tarafından indirilmediği şeklinde olumsuz yön ifade edilmektedir. Kureyş kafirleri Hz. Peygamber (s.a) aleyhinde yalanlar ve iftiralar atma kampanyalarında büyük bir çıkmaz içinde idiler. Halka Kur'an şeklinde sunulan ve insanların kalblerini derinden derine oynatan hitabeler karşısında ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Kur'an'ın halka ulaşmasını engelleyemiyorlardı. Onun etkisine karşı koymak için yapageldikleri tek şey, halkın kalblerinde ve zihinlerinde şüpheler doğurmaktı. Bu yüzden, büyük bir ümitsizlik ve bıkkınlık içinde, Hz. Muhammed'i (s.a) şeytanlardan ilham alan bir kahin olmakla suçluyorlar ve ne doğrulanabildiği, ne de reddedilebildiği için bu ithamın en etkili bir itham olduğunu düşünüyorlardı.