Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Şuarâ 47
Şuarâ 49
Şuarâ Suresine Dön

Şuarâ الشعراء

48. Ayet
48Şuarâ
رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ
“Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbine.”

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

48- "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."(37) AÇIKLAMA 34. Ülkenin şirk dininin tek arzuları, müsabakayı kazandıklarında kraldan mükafat almak olan destekçilerinin mantalitesi buydu işte. 35. Bu, dinlerine en iyi hizmet edenlere kralın verebileceği en büyük şerefti. Böylece daha başlangıçta Firavun ve sihirbazları, davranışlarıyla bir peygamberle bir sihirbaz arasındaki büyük maneviyat farkını ortaya koymuş oluyorlardı. Bir tarafta, mazlum topluluğa mensup ve cinayet suçlamasıyla on yıl gizlenmiş olmakla birlikte, birden korkusuzca Alemlerin Rabbi tarafından gönderildiğini açıklamak için Firavun'un sarayında görünüveren ve İsrailoğulları'nın serbest bırakılmasını isteyen cesaret ve güven heykeli duruyor ve tehditlerine hiç aldırmadan Firavun'la yüz yüze bir tartışmaya girmede en küçük bir tereddüt göstermiyor; karşı tarafta ise, Firavun tarafından atalar dinini kurtarmaları için çağrılmış oldukları halde, hizmetlerinin karşılığıda mükafat dilenen, ahlâk ve maneviyattan nasipsiz sihirbazlar yer alıyordu. Ve kendilerine, mükafatlandırılmakla kalmayıp saray halkı arasına katılacakları müjdelenince büyük bir sevince kapılıyorlardı. Bu iki karakter türü, bir peygamberin yüce kişiliği ile bir sihirbazın zavallı kişiliği arasındaki farkı ortaya koymaktadır. Gerçek buyken, ancak bütün namus ve iffetini yitiren bir kimse bir peygambere, "sihirbaz" deme küstahlığında bulunabilir. 36. Sihirbazlar iplerini ve sopalarını bırakır bırakmaz, bunlar Hz. Musa'ya (a.s) doğru yılan sürüsüymüş gibi hareket etmeye başladılar. Bu olay, Kur'an'ın başka yerlerinde ayrıntılarıyla anlatılmaktadır: "Attıkları zaman, insanların gözlerini büyülediler ve kendilerini dehşete düşürdüler; büyük bir sihir ortaya koydular." (A'raf: 116) "Sihirlerinden ötürü ipleri ve sopaları ona sanki koşuyor gibi göründü ve bunun üzerine, Musa içinde büyük bir korku duydu." (Ta Ha: 66-67) . 37. Bu, yalnızca daha büyük bir sihirbazmış gibi Hz. Musa'ya (a.s) yenildiklerinin itirafı değil, Kainatın Rabbi Allah'a karşı secdeye kapanmaları, binlerce Mısırlının önünde Hz. Musa'nın (a.s) gösterdiğinin sihir değil, Allah'ın gücünün tezahürü olduğunun apaçık ilanıdır.
Önceki AyetŞuarâ 47
Sonraki AyetŞuarâ 49
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Şuarâ 47Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Şuarâ 49