Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Şuarâ 96
Şuarâ 98
Şuarâ Suresine Dön

Şuarâ الشعراء

97. Ayet
97Şuarâ
تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ
“Allah’a yemin olsun ki bizler apaçık bir sapıklık içindeydik.”

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

97- "Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz," AÇIKLAMA 63. Bazı müfessirler, Hz. İbrahim'in (a.s) babasının bağışlanması için yaptığı bu duayı, bağışlanma ve her halûkârda İman'la bağlantılı ve İman'a bağlı olduğundan, babasına İslâm'ı kabul nimetini bahşetmesi için Allah'a dua ettiği şeklinde yorumlamışlardır. Fakat bu yorum, Kur'an'daki ilgili diğer ayetlere uygun düşmemektedir. Kur'an, Hz. İbrahim'in (a.s) , babasının acımasız davranışları karşısında yurdunu terk ederken şöyle dediğini anlatır: "Sana selam olsun" dedi, "senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim; şüphesiz o bana karşı çok lütufkârdır" (Meryem: 47) . Bu sözünü yerine getirmek için yalnızca babası için değil, hem annesi, hem de babası için istiğfarda bulunmuştur: "Rabbimiz, beni anne-babamı bağışla..." (İbrahim: 41) . Fakat ardından, bir müminin babası bile olsa, Hakk'ın düşmanının istiğfarı hak etmeyeceğini farketti: "İbrahim'in babası için istiğfarı, yalnızca ona karşı yaptığı bir vaatten ötürü idi; fakat, kendisine onun Allah düşmanı olduğu açık-seçik belli olunca ondan uzaklaştı..." (Tövbe:114) . 64. Yani, "Hüküm Günü herkesin önünde, ben çaresiz görüp dururken, babama azab ederek üzerime leke getirme." 65. 88 ve 89. ayetlerin Hz. İbrahim'in (a.s) duasının bir bölümü mü, yoksa Allah'ın eklemesi mi olduğunu kestirmek güçtür. Birinci durumda, İbrahim Peygamber'in (a.s) babası için dua ederken, gerçekleri çok iyi kavramış olduğu anlamı çıkar. İkinci durumda, bunlar Hz. İbrahim'in (a.s) duasına Allah'ın şöyle denircesine bir yorumu olur: "Hüküm Günü mal ve çocuklar değil, ancak selim bir kalb, imanlı, isyan ve günahtan arınmış bir kalb fayda verecektir. Çünkü, ancak kalb selim olursa, malın ve çocukların bir faydası olabilir. Mal, ancak kişi onu içten gelerek Allah yolunda harcarsa, faydalı olacaktır. Aksi halde, bir milyoner, milyarder bile orada yoksuldur. Yine, ancak iman ve salih amel üzerine eğitilmiş çocukların yardımı olacaktır orada; aksi halde, oğul peygamber bile olsa, babası küfür üzere öldüyse -böyle bir babanın çocuklarının iyiliğinde payı olamayacağından- cezadan kurtulamayacaktır." 66. 90-102. ayetler, Hz. İbrahim'in (a.s) sözlerinin bir bölümü değil, Allah'ın sözü olarak görülmektedir. 67. Yani, bir yandan muttakilere Allah'ın lütfuyla cennette tadacakları sayısız nimetler gösterilirken, öte yandan, Mahşer'de dalâlettekilere cehennem bütün korkunçluğu ile açılacaktır. 68. Metinde "Kübkibû" nun iki anlamı vardır: 1) Birbiri ardınca cehenneme yığılacaklar; 2) Cehennem'in derinliklerine yuvarlanmaya devam edecekler.
Önceki AyetŞuarâ 96
Sonraki AyetŞuarâ 98
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Şuarâ 96Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Şuarâ 98