Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali

Ana SayfaSurelerFihristTefsirKur'an DinleYer İmleriNotlar
Giriş Yap
Tevhid MealiTevhid Meali

Tevhid Meali ile Kur'ân'ı Oku, Anla ve Yaşa.

Bizi Takip Edin

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Sureler
  • Kur'an Dinle
  • Tefsir Kitapları
  • Fihrist
  • Arama

Hesap

  • Giriş Yap
  • Kayıt Ol
  • Profilim
  • Yer İmleri
  • Notlarım

Hakkında

  • Hakkımızda
  • Meal Hakkında
  • Takrizler
  • Nasıl Kullanılır
  • Sık Sorulan Sorular
  • Geri Bildirim
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kitap

  • PDF İndir
  • Sipariş Ver

Mobil Uygulama

Google Play'denİndir
App Store'danİndir
Mobil uygulama hakkında daha fazla →

© Tevhid Meali. Tüm hakları saklıdır.

Gizlilik•Kullanım Şartları•İletişim
Zuhruf 22
Zuhruf 24
Zuhruf Suresine Dön

Zuhruf الزخرف

23. Ayet
23Zuhruf
وَكَذٰلِكَ مَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَذ۪يرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَٓاۙ اِنَّا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا عَلٰٓى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ مُقْتَدُونَ
Senden önce de ne zaman bir beldede bir uyarıcı gönderecek olsak mutlaka oranın refah içinde yaşayan şımarıkları dediler ki: “Şüphesiz ki biz, babalarımızı bir din üzere bulduk ve biz onların eserlerine/izlerine uymuş kimseleriz.”
Dipnot

Atalar dinine, refah ve zenginlik içinde yaşayan elit insanların sahip çıkması şundandır: Toplumu yönetip imtiyaz sahibi olmak isteyenler, hakikatin sabit bir ölçüsünün olmasını istemez; muğlak, belirsiz ölçülere tutunurlar. Böylece topluma bir şey dayatmak istediklerinde: “Atalarımız da böyle yapardı.”, “Atalarımızın izindeyiz.” diyerek atalarını dayanak gösterirler. Çünkü “ataları” en iyi onlar tanır, topluma da onlar tanıtırlar. Bu imtiyazla, toplumun zayıf bırakılmışlarını sorunsuzca yönetirler.

Tefsir

Tefhîmü'l-Kur'ân

23- İşte böyle; senden önce de (herhangi) bir memlekete bir peygamber göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçek şu ki, biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuşlarız."(23) AÇIKLAMA 21. Bu cahil insanlar, dünyada herşey Allah'ın dilemesiyle olduğu için O'nun rızasının da buna muvafık bulunduğunu sanıyorlar. Oysa onlar, Allah'ın dilemesi, yani izni ile, onun rızasını birbirine karıştırıyorlar. Şayet onların bu mantığını kabul edecek olursak, o takdirde sadece şirk değil, insanların bile kabul edilebilir fiiller olarak tasvip etmediği hırsızlık, cinayet, zina, rüşvet vs. vuku bulan sayısız suçların Allah'a dayandığını ve O'nun da bu suçlardan razı olduğunu iddia etmiş oluruz. Oysa böyle bir iddia doğru değildir. Çünkü, Allah'ın herhangi bir ameli tasvip edip etmediği, dünyada vuku bulan olaylardan değil, bizzat kendisinin peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği Kitab'tan öğrenilmelidir. Neden denilecek olursa, Allah Kitabı'nda hangi düşünceleri, ahlâkı ve davranışları tasvip ettiğini, hangilerini ise reddettiğini açıkça bildirmiştir. Şayet onların elinde Kur'an dışında Allah'ın göndermiş olduğu ve "Melekler Allah'ın ortaklarıdır. Onlara ibadet edin" diye bildirdiği bir belge bulunuyorsa, o zaman ortak koşsunlar. (İzah için bkz. En'am an: 71-79-80-110-124-125, A'raf an: 16, Yunus an: 101, Hud an: 116, Rad an: 49, Nahl an: 10-31-94, Zümer an: 20, Şura an: 11) 22. Onların elinde, bu gerekçeden başka bir dayanakları yoktur. Çünkü, ataları da aynı şekilde davrandığı, yani melekleri mabud edinip, onlara taptığı için, kendilerinin de meleklere taptıklarını iddia etmektedirler. 23. Burada peygamberlere niçin hep kendi toplumlarında ileri gelen kimselerin, sermaye sahiplerinin muhalefet ettikleri, atalarının dininin savunucuları olarak boy gösterdikleri, yine hep bu insanların Hakka karşı tavır alıp halkı peygamberlere karşı kışkırttıkları ve halkın cehalet içinde yüzmesini arzulayıp, her türlü fitne ve fesadı çıkarttıkları noktasında biraz durulması ve dolayısıyla bunların nedenlerinin incelenmesinde yarar var. Tüm bu soruların temelinde iki ana neden bulunmaktadır: a) Zenginlik ve refah içinde yüzen insanlar, Hak-Batıl arasındaki mücadeleyle ilgilenmeyi akıllarının ucundan geçirmeyecek kadar dünya meşgalelerine dalmış kimselerdir. Dolayısıyla onlar, böyle basit (!) sorunlarla zihinlerini yormayı istemezler. Zihnen ve bedenen tembelleşmişlerdir. Din hakkında pervasız bir tavır içindedirler. Çünkü mevcut sistemin yürürlükte kalması işlerine geldiği için, onlar yeni bir düzenin gerekliliğini zahmet edip düşünemezler bile. Hâk ve batıl nedir, adalet ve zulüm ne anlama gelir, bunlar, onları pek ilgilendirmez. b) Onlar, mevcut sistemin sayesinde zenginlik ve refah içinde olduklarından, sistemin yıkılmasını asla arzu etmezler. Onlar, peygamberlerin öne sürdükleri düşüncelerin kabul görmesi ve yayılması sonucunda, mevcut sistemin sayesinde elde ettikleri makam ve mevkinin ellerinden alınacağını ve gayri meşru mal ve servetlerine el konulacağını bilirler. İşte bu nedenden ötürü onlar, peygamberlerin, yayılmasına çalıştıkları davanın en şiddetli muhalifleridirler. (Daha fazla bilgi için bkz. En'am an: 91, A'raf an: 46, 53, 58, 74, 88, 92, Hûd an: 31, 32, 41, İsra an: 18, Mü'minun an: 26, 27, 35, 59, Sebe: 34 ve an: 54)
Önceki AyetZuhruf 22
Sonraki AyetZuhruf 24
Önceki sayfaya gitmek için sağa kaydırın: Zuhruf 22Sonraki sayfaya gitmek için sola kaydırın: Zuhruf 24