Âl-i İmrân
Ayet: 9Sayfa: 49
Rabbimiz! Şüphesiz ki sen, (vuku bulacağında) şüphe olmayan o günde insanları bir araya toplayacaksın. Şüphesiz ki Allah, sözünden dönmez.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 9Sayfa: 49
Rabbimiz! Şüphesiz ki sen, (vuku bulacağında) şüphe olmayan o günde insanları bir araya toplayacaksın. Şüphesiz ki Allah, sözünden dönmez.
Ayet: 152Sayfa: 68
Andolsun ki Allah, size verdiği sözde doğru söyledi. Hani (Allah’ın) izniyle onların kökünü kurutuyordunuz. Çok istediğiniz (zaferi) size gösterdikten sonra bozguna uğradınız, verilen emir hakkında çekiştiniz ve isyan ettiniz. İçinizden kimi dünyayı kimi de ahireti istiyordu. Sonra (Allah) sizi denemek için onlardan çevirdi (yenilmeye başladınız). (Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, müminlere karşı lütuf ve ihsan sahibi olandır.
Ayet: 194Sayfa: 74
“Rabbimiz! Resûllerine vadettiğini bize ver ve Kıyamet Günü’nde bizi rezil etme. Şüphesiz ki sen, sözünden dönmezsin.”
Ayet: 87Sayfa: 91
Allah… O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ki sizleri, kendisinde şüphe olmayan Kıyamet Günü’nde toplayacaktır. Kim Allah’tan daha doğru sözlü olabilir?
Ayet: 122Sayfa: 97
İman edip salih amel işleyen kimseleri altından ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacağız. Allah’ın vaadi haktır. Kim Allah’tan daha doğru sözlü olabilir?
Ayet: 134Sayfa: 144
Size vadolunan şey, hiç şüphesiz gelecektir. Siz (bizi) aciz bırakacak değilsiniz.
Ayet: 44Sayfa: 155
Cennetlikler, cehennemliklere seslenir: “Rabbimizin bize vadettiğinin hak olduğunu bulduk. Siz de Rabbinizin (size olan azap) vaadinin hak olduğunu buldunuz mu?” (Onlar,) “Evet.” der. (Bunun üzerine) aralarından bir münadi, “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!” diye seslenir.
Ayet: 111Sayfa: 203
Şüphesiz ki Allah, cennet karşılığında müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır. Allah yolunda savaşır, öldürür ve öldürülürler. (Bu;) Tevrât, İncîl ve Kur’ân’da Allah’ın hak olan vaadidir. Kim sözüne Allah kadar bağlı olabilir ki? (O hâlde) yaptığınız bu alışverişten dolayı müjdelenin. En büyük kurtuluş budur işte!
Ayet: 4Sayfa: 207
Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. İman edip salih amel işleyenlere mükâfatlarını adaletle vermek için ilk defa yaratan, sonra (dirilterek) tekrardan yaratacak olan hiç şüphesiz ki O’dur. Kâfirlere gelince kâfir olmaları sebebiyle onlara kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.
Ayet: 55Sayfa: 214
Dikkat edin! Göklerde ve yerde olanların tamamı Allah’ındır. Dikkat edin! Allah’ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Ayet: 45Sayfa: 225
Nûh, Rabbine seslendi: “Rabbim! Muhakkak ki oğlum da benim ailemdendir. Ve hiç şüphesiz senin vaadin haktır. Ve sen (en doğru ve en sağlam hüküm veren) Ahkemu’l Hâkimîn’sin.”
Ayet: 31Sayfa: 252
Şayet okunan bir kitapla dağlar yürütülse ya da onun aracılığıyla yeryüzü parçalansa veya onunla ölülerle konuşulacak olsa (hiç şüphesiz o, Kur’ân olurdu). (Hayır, öyle değil!) Bilakis, yetkinin tamamı Allah’a aittir. İman edenler henüz anlamadı mı ki şayet Allah dileseydi tüm insanlığa hidayet ederdi. Allah’ın vaadi gelinceye dek, yaptıklarından ötürü o kâfirlerin başına yerle bir eden bir musibet gelecek ya da evlerinin yakınında vaki olacak. Allah, sözünden dönmez.
Ayet: 47Sayfa: 260
Allah’ın, resûllerine verdiği (yardım) sözünden döneceğini zannetme sakın! Şüphesiz ki Allah, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz ve intikam sahibidir.
Ayet: 107Sayfa: 292
De ki: “İster ona inanın ister inanmayın! Çünkü o, daha önce kendilerine ilim verilenlere okununca, hemen çeneleri (yüzleri) üzere secdeye kapanırlardı.”
Ayet: 108Sayfa: 292
Ve derlerdi ki: “Rabbimizi tenzih ederiz! Rabbimizin vaadi hiç şüphesiz, gerçekleşmiştir.”
Ayet: 21Sayfa: 295
Allah’ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin (kopacağında) şüphe olmadığını bilmeleri için bulunmalarını sağladık. Hani onlar kendi aralarında işlerini tartışıyorlardı. (Bir grup) demişti ki: “Onların üzerine bir bina inşa edin. Rabbleri onları en iyi bilendir.” Onların içlerinde üstünlük sağlayanlar dediler ki: “Mutlaka onların üzerine bir mescid yapmalıyız.”
Ayet: 98Sayfa: 303
Dedi ki: “Bu, Rabbimin rahmetidir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi haktır.”
Ayet: 61Sayfa: 308
(O) Adn Cennetleri ki Er-Rahmân kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın vaadi yerine gelir.
Ayet: 9Sayfa: 321
Sonra kendilerine verdiğimiz sözü yerine getirip onları ve dilediklerimizi kurtardık. Aşırı gidenleriyse helak ettik.
Ayet: 97Sayfa: 329
Hak olan vaad/kıyamet yaklaşmıştır. (O, vuku bulduğunda) kâfirlerin gözleri yuvalarından fırlayacak ve “Eyvahlar olsun bize! Muhakkak ki biz, bundan gaflet içerisindeydik. (Hayır, öyle değil!) Bilakis, biz zalimlerdik. (diyecekler)”
Ayet: 104Sayfa: 330
O gün, gökyüzünü kitap sayfası dürer gibi düreriz. İlk başta nasıl yaratmışsak, (mahlukatı) ilk hâline döndürürüz. Bu, üzerimize aldığımız bir vaat/sözdür. Kesinlikle biz (bunu) yapacağız.
Ayet: 47Sayfa: 337
Senden, azabın bir ân önce gelmesini istiyorlar. (Oysa) Allah asla sözünden dönmez. Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduğunuz bin sene gibidir.
Ayet: 15Sayfa: 360
De ki: “Bu mu yoksa, muttakilere vadedilen huld/sonsuzluk cenneti mi daha hayırlıdır? Ki (o cennet) onların mükâfatı ve dönüş yeridir.”
Ayet: 16Sayfa: 360
İçlerinde ebedî olarak kalacakları (o cennetlerde) her istedikleri onlara (verilir). Bu, Rabbinin, yerine getirmesi umulan/istenen/istenmeye değer olan bir vaadidir.
Ayet: 13Sayfa: 385
Gözü aydın/İçi ferah olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye (Mûsâ’yı) annesine geri çevirdik. Fakat onların çoğu bilmezler.
Ayet: 1Sayfa: 403
Elif, Lâm, Mîm.
Ayet: 2Sayfa: 403
Rumlar yenildiler.
Ayet: 3Sayfa: 403
Yakın bir yerde. (Fakat) onlar yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.
Ayet: 4Sayfa: 403
Birkaç sene içinde… (Rumların yenilgisinden) önce de sonra da emir/yetki Allah’a aittir. (Rumların galip geleceği) o gün, müminler sevineceklerdir.
Ayet: 5Sayfa: 403
Allah’ın yardımıyla… O dilediğine yardım eder. O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 6Sayfa: 404
(Bu,) Allah’ın vaadidir. Allah vaadinden dönmez fakat insanların çoğu bilmezler.
Ayet: 60Sayfa: 409
(Öyleyse) sabret! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır. Yakinen inanmayanlar sakın seni gevşekliğe sevk etmesinler.
Ayet: 9Sayfa: 410
Orada ebedî kalacaklardır. Allah’ın vaadi haktır. O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir.
Ayet: 33Sayfa: 413
Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve öyle bir günden korkun ki (o gün,) hiçbir babanın oğluna, oğlun da babasına faydası yoktur. Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Çokça aldatan (şeytan) da sizi Allah’la aldatmasın.
Ayet: 13Sayfa: 415
Şayet dileseydik her nefse hidayetini verirdik. Fakat, “Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan (kâfir olanlarla) dolduracağım.” sözüm hak olmuştur.
Ayet: 22Sayfa: 419
Müminler, orduları gördüklerinde dediler ki: “Bu, Allah’ın ve Resûl’ünün bize vadettiğidir. Allah ve Resûl’ü doğru söylemiştir.” (Bu,) yalnızca onların iman ve teslimiyetlerini arttırdı.
Ayet: 5Sayfa: 434
Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır. (Öyleyse) dünya hayatı sizi aldatmasın. Çok aldatan (şeytan) da sizi Allah’la aldatmasın.
Ayet: 52Sayfa: 442
Derler ki: “Vay başımıza gelene! Uzun süre yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu Rahmân’ın vadettiği şeydir. (Anlaşılan o ki) resûller doğru söylemiş. (Ölümden sonra diriliş, ahiret hayatı hakmış.)”
Ayet: 70Sayfa: 443
Tâ ki (Kur’ân), diri olanları uyarsın ve kâfirler üzerine söz/Allah’ın hücceti hak olsun.
Ayet: 19Sayfa: 459
Azap sözü üzerine hak olmuş kimseyle (bunlar bir olur mu hiç)? Yoksa sen mi ateşte olanı kurtaracaksın?
Ayet: 20Sayfa: 459
Fakat Rabblerinden korkup sakınanlar için (özel misafirlerin ağırlandığı) odalar vardır, onların üstünde de inşa edilmiş ve altından ırmaklar akan başka odalar vardır. Allah’ın vaadi… Şüphesiz ki Allah vaadinden dönmez.
Ayet: 55Sayfa: 472
(Öyleyse) sabret. Şüphesiz, Allah’ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile ve sabah akşam Rabbini hamd ile tesbih et.
Ayet: 77Sayfa: 474
Sabret! Allah’ın vaadi haktır. İster onlara vadettiğimiz (azabın) bir kısmını sana gösterelim ya da (görmeden) seni vefat ettirelim (fark etmez). Onlar bize döndürülecek (tehdit edildikleri azabı tadacaklardır).
Ayet: 32Sayfa: 500
“Allah’ın vaadi haktır, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur.” denildiğinde, “Kıyamet de neymiş? Biz bilmiyoruz. Biz yalnızca zanda bulunduk ve biz yakinen iman edenler değiliz.” dediniz.
Ayet: 15Sayfa: 503
İnsana, anne babasına iyilikle davranmasını emrettik. Annesi onu meşakkat içinde taşıdı ve meşakkat içinde doğurdu. Onun (gebelikte) taşınması ve (sütten) kesilmesi otuz aydır. Sonunda yetişkinlik çağına erip kırk yaşına gelince dedi ki: “Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi ve senin razı olacağın salih amellerde bulunmamı ilham et/beni şükre sevk edip yönlendir. Zürriyetimi de benim için ıslah et. Şüphesiz ki ben, sana tevbe ettim ve şüphesiz ki ben, Müslimlerdenim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullardanım.”
Ayet: 16Sayfa: 503
İşte böyleleri, cennet ehli arasında yaptıklarının en güzelini kabul ettiğimiz, kötülüklerini affettiğimiz kimselerdir. (Bu,) onlara vadedilen doğruluk sözüdür.
Ayet: 17Sayfa: 503
O kimse ki anne babasına: “Öf size be! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni (kabirden) çıkarılıp (diriltilmekle mi) tehdit ediyorsunuz?” dedi. (Anne babası) Allah’tan yardım isteyerek, “Yazık sana, iman et. Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır.” dediler. O ise, “Bu, ancak öncekilerin masallarıdır.” dedi.
Ayet: 27Sayfa: 513
Andolsun ki Allah, Resûl’üne gösterdiği rüyayı hak ile doğruladı. Allah’ın izniyle mutlaka Mescid-i Haram’a emniyet içinde, saçlarınız tıraşlı ya da kısaltılmış (olarak) korkmadan gireceksiniz. (Allah,) bilmediğiniz şeyi bildi ve bundan önce yakın bir fetih (olan Hudeybiye Antlaşması’nı) takdir etti.
Ayet: 1Sayfa: 519
Tozu dumana katan (rüzgârlara),
Ayet: 2Sayfa: 519
(Su) yükü taşıyan (bulutlara),
Ayet: 3Sayfa: 519
Kolaylıkla akıp giden (taşıtlara),
Ayet: 4Sayfa: 519
İşleri bölüştüren (meleklere) andolsun ki
Ayet: 5Sayfa: 519
Size vadedilen, hiç kuşkusuz doğrudur.
Ayet: 6Sayfa: 519
Hiç şüphesiz ki din/hesap mutlaka gerçekleşecektir.
Ayet: 1Sayfa: 522
Tûr’a,
Ayet: 2Sayfa: 522
Satır satır yazılmış Kitab’a,
Ayet: 3Sayfa: 522
(O Kitap ki) yayılmış kağıt içinde(dir).
Ayet: 4Sayfa: 522
(Meleklerin tavaflarıyla imar ettiği bir ev olan) Beyt-i Ma’mur’a,
Ayet: 5Sayfa: 522
Yükseltilmiş tavana,
Ayet: 6Sayfa: 522
Ve tutuşturulmuş denize andolsun ki
Ayet: 7Sayfa: 522
Şüphesiz ki Rabbinin azabı gerçekleşecektir.
Ayet: 95Sayfa: 536
Şüphesiz ki bu, kesin olan hakkın ta kendisidir.